
Bazen insanlar görevleriyle hatırlanır. Makamlar değişir, ünvanlar değişir ve çoğu zaman zamanın içinde kaybolur gider.
Bazı insanlar ise bıraktıkları izlerle hatırlanır. Onlar görevlerinden sonra da konuşulmaya devam eder.
Lahey Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan’ın Hollanda’daki görevinin sona erdiğini öğrendiğimde aklıma ilk gelen de bu oldu.
Görev değişikliğinin nedenleri üzerine farklı yorumlar yapılabilir. Benim dikkatimi çeken ise başka bir noktaydı. Hollanda’da bıraktığı iz.
Belli makamı dolduran insanları değerlendirirken söylemlerden çok yaptıklarına bakılır. Yaşadığı toplumu ne kadar okuyabildiğine, insanlara ne kadar dokunabildiğine ve geriye dönüp baktığında ne bıraktığına önem veririm.
Görev süresi boyunca Hollanda Türk Gazeteciler Birliği ile kurduğu ilişki, Turkish Dutch Business Platform’un kuruluş sürecine verdiği destek, Türkiye’den Hollanda’ya gelen genç profesyoneller ile yeni nesil beyin göçünün Hollanda’daki Türk toplumu ile daha fazla temas kurmasını teşvik etmesi, Türk toplumunun katma değerini Hollanda kamuoyuna anlatılmasına verdiği önem, Yunus Emre Enstitüsü’nün çalışmalarına gösterdiği ilgi ve Türkiye’nin 2026 Ankara NATO Zirvesi öncesinde Hollandalı siyasetçiler ve bürokratlarla yürüttüğü temaslar benim dışarıdan gözlemleyebildiğim çalışmalardan sadece bazılarıydı.
Hollanda Türk toplumu uzun yıllardır farklı kurumlar, farklı nesiller ve farklı bakış açıları arasında ortak sorunlarda ortak bir zemin oluşturamasa da bu konuda çaba sarf ediyor. Bu nedenle farklı çevreleri ayrıca bir araya getirme çabasını ayrıca önemli buldum.
Ancak bütün bunlara rağmen, aklımda kalan daha farklı bir şey oldu.
İnsan ilişkilerine verdiği önem.

Bir türkü ve bir büyükelçi
Kendisiyle ilk tanışmamız Hollanda Türk Gazeteciler Birliği’nin bir programında oldu. Ben de o gün birliğin sözcüsü olarak salondaydım.
Konuşmasını dikkatle dinledim. Türkiye’den bahsetti, Hollanda’dan bahsetti ve yaşadığımız dünyada basının taşıdığı sorumluluğa değindi. Basının yalnızca haber aktaran bir araç olmadığını, aynı zamanda toplumların birbirini anlamasına katkı sağlayan önemli bir köprü olduğunu anlattı.
Programın sonlarına doğru alışık olmadığımız bir şey oldu.
Hazır bulunan küçük orkestraya döndü ve “Uzun olur gemilerin direği” türküsünü söylemeye başladı.
Doğrusu şaşırmıştım.
Bugüne kadar çok sayıda büyükelçi gördüm. Resmî konuşmalar yapanları da gördüm, protokol diliyle konuşanları da. Ancak halkın arasında türkü söyleyen bir büyükelçiye ilk kez rastlıyordum.
Türkü bittiğinde salonda tebessümler vardı. Alkışlar vardı.
Ardından gülümseyerek: “Bu da size hediyem olsun” dedi.
Aradan aylar geçti.
Ama o an hafızamda kaldı.
Verilen sözleri unutmaması.
Program sonrasında kısa bir sohbetimiz olmuştu.
Ayaküstü bir tanışma diyebiliriz. Âdeta 45 saniyelik speed-date.
Kısa sürdü ama daha konuşulacak çok konu olduğu belliydi. Bir ara görüşmek üzere ayrıldık.
Ancak günlük hayatın yoğunluğu içerisinde ve özel nedenlerden dolayı bunu bir türlü gerçekleştiremedim.
Aradan birkaç hafta geçmişti.
Daha sonra Azeri toplumunun düzenlediği bir etkinlikte tekrar karşılaştık. Kendisi de davetliler arasındaydı.
Açıkçası randevu sözümü halen yerine getirememiştim.
Beni görünce, “Osman Bey, unutmadım. Bekliyorum” dedi.
Bu cümleyi beklemiyordum.
Çünkü yoğun programlar içerisinde insanlar çoğu zaman isimleri unutur.
Verilen sözler unutulur.
Yapılacak görüşmeler unutulur.
Hayat başka gündemlerle devam eder.
Bu nedenle söylediği cümle dikkatimi çekmişti.
O gün aklımda kalan şey, kendisinin verilen sözlere gösterilen özeni oldu.
Masadaki eksikleri doldurma arayışı
Daha sonra farklı toplantılarda da kendisini gözlemleme fırsatım oldu.
İş insanlarının bulunduğu toplantılarda…
Sivil toplum kuruluşlarının etkinliklerinde…
Farklı toplum kesimlerinin bir araya geldiği programlarda…
Dikkatimi çeken ortak bir özellik vardı.
İnsanları bir araya getirmeye çalışıyordu.
Birçok insan bulunduğu masaya kimlerin davet edildiğine bakar. O ise masada kimlerin eksik olduğuna bakıyordu.
Bu bazen bir iş insanı oluyordu.
Bazen bir akademisyen.
Bazen bir gazeteci.
Bazen de toplum içerisinde sessiz ama birikimi yüksek insanlar.
Farklı çevrelerden insanların aynı masa etrafında buluşmasına önem verdiğini gözlemledim.
Yirmi birinci yüzyılın en önemli sermayesi para değildir. İnsandır!
İnsanlar arasında güven oluşturabilmek…
İletişim kurabilmek…
Ve doğru insanları bir araya getirebilmek de önemli bir sermayedir.
Belki de bu nedenle kısa sürede Hollanda’daki farklı çevrelerle temas kurabildi. Gençlerle, kadınlarla, iş insanları ile, Türkiye’den gelen yeni nesil beyin göçü insanları ile, sivil toplum temsilcileriyle…
Ortak payda arayışı
Hollanda Türk toplumu farklı görüşlerin, farklı kurumların ve farklı nesillerin bir arada yaşadığı bir yapı.
Bu nedenle ortak paydaları büyütmek kolay değildir.
Farklı çevrelerin aynı masa etrafında buluşabilmesi ise çoğu zaman emek ister.
Görev süresi boyunca dikkatimi çeken noktalardan biri de buydu.
İş dünyasıyla…
Sivil toplumla…
Akademiyle…
Medyayla…
Ve farklı düşüncelere sahip insanlarla temas kurmaya çalışması…
Açık ve şeffaf bir şekilde.
Yeni görev yeri
Şimdi yolu Ukrayna’ya düşüyor.
Dünyanın en zor diplomatik görevlerinden birine.
Son yıllarda dünya gündemini takip eden herkes biliyor ki Ukrayna artık küresel siyasetin en hassas başlıklarından biri haline geldi.
Bir tarafta savaş.
Bir tarafta diplomasi.
Bir tarafta güvenlik kaygıları.
Diğer tarafta diyalog arayışları.
Böyle dönemlerde iletişim kurabilen insanlar daha da önem kazanıyor.
Dinleyebilenler…
Farklı kesimlerle konuşabilenler…
Birbirini tanımayan insanları aynı masa etrafında buluşturabilenler…
Ve iletişim kanallarını açık tutabilenler…
Bu özelliklerin bugün ne kadar kıymetli olduğunu anlamak için dünyanın içinde bulunduğu tabloya bakmak yeterli.
Ukrayna gibi bir coğrafyada bu vasıflara ihtiyaç duyulacağı açık.
Önünde kolay bir görev olmadığı da açık.
Gerisini ise zaman gösterecek.
Fatma Ceren Yazgan Hanımefendi’ye yeni görevinde başarılar diliyorum. Yolu açık olsun.
Benim hafızamda makamdan önce insan, yerine getirilen söz ve farklı insanları aynı masa etrafında buluşturma çabası kalacak.
O. Osman Elmacı
