Hollanda’da enflasyon Mayıs ayında yüzde 3,5’e yükselerek aylardır görülen en yüksek seviyeye ulaştı. Birikim sahipleri için bu durum sinsi bir zehir niteliğinde: Paraları her geçen gün değer kaybediyor. Ancak konut kredisi (mortgage), öğrenim kredisi borcu veya tüketici kredisi olanlar için durum tam tersi; bu borçlar sessiz sedasız küçülüyor. Hollanda’nın en büyük borçlusu olan devlet ise bu durumdan en çok kâr eden taraf.

​Hollanda İstatistik Kurumu’nun (CBS) öncü verilerine göre, tüketiciler için fiyatlar Mayıs ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,5 daha yüksekti. Nisan ayında bu oran yüzde 2,8 seviyesindeydi. BNR’nin haberine göre, CBS Başekonomisti Peter Hein van Mulligen, enflasyonun yakın zamanda yeniden yüzde 3’ün altına düşmesini beklemememiz gerektiğini belirtiyor. Birikim sahipleri ve kiracılar için kötü haber. Adında borç yazan herkes içinse üstü kapalı bir iyi haber.

​Borcun “Erimesi” Aslında Nasıl İşliyor?

​Bir borç euro cinsindendir. Geri ödediğiniz miktar da euro cinsindendir; ancak bu eurolar her yıl değer kaybeder. 2020 yılında yüzde 1,5 faiz oranıyla 300.000 euro konut kredisi çeken biri, bugün hala aynı nominal euro miktarını geri ödüyor. Tek fark, bir ekmeğin fiyatının o döneme göre neredeyse üçte bir oranında artmış ve ortalama maaşların da ciddi şekilde yükselmiş olmasıdır. Aylık ödeme aynı kalırken gelir fiyatlarla birlikte artar ve borç her yıl biraz daha hafif hissettirir.

​Ekonomistler bunu nominal faiz ile reel faiz arasındaki fark olarak adlandırır. Nominal faiz, kredi teklifinizde yazan orandır. Reel faiz ise enflasyondan arındırılmış, gerçekten ödediğiniz orandır. Geld.nl verilerine göre şu anki 10 yıllık oran olan yüzde 3,8’lik bir konut kredisi faizinde ve yüzde 3,5’lik bir enflasyonda, reel faiz yalnızca yüzde 0,3’tür. Bu da satın alma gücü bazında ölçüldüğünde, borç para almanın neredeyse bedava olduğu anlamına gelir.

​En Büyük Kazanan: Hollanda Devleti

​Enflasyondan, çok borcu olan hükümetler kadar faydalanan kimse yoktur. Bütçe Gerekçesi (Miljoenennota) verilerine dayanarak The Silver Mountain tarafından yapılan hesaplamalara göre, Hollanda’nın devlet borcu 2025 yılı sonunda 533 milyar euronun üzerindedir; bu da gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yaklaşık yüzde 45’ine denk gelmektedir. Enflasyondaki her bir puanlık artış, bu devasa borç dağının reel değerini, tek bir euro bile fazladan geri ödeme yapılmasına gerek kalmadan milyarlarca euro düşürür. Üstelik yüksek fiyatlar otomatik olarak daha fazla KDV geliri, yüksek maaşlar ise daha fazla gelir vergisi demektir. Yani devlet her iki taraftan da kazanır.

​Ekonomistlerin enflasyonu boşuna “gizli bir vergi” olarak adlandırmamaktadır: Enflasyon, satın alma gücünü birikim sahiplerinden alıp borçlulara aktarır; en büyük yararlanıcı ise hükümettir. Resmi olarak bu durum hiçbir seçim programında yer almaz, ancak pratikte yıllardır uygulanan politika budur.

​Faturayı Kim Ödüyor?

​Bu hediyenin bir bedeli var ve bu bedeli dört grup ödüyor:

  • Birikim Sahipleri: Parasını yüzde 1,5 faizle vadeli hesapta tutan biri, yüzde 3,5 enflasyonda her yıl yüzde 2 satın alma gücü kaybeder. 50.000 euroluk bir birikimde bu, yılda 1.000 euronun sessizce yok olması demektir.
  • Sabit Gelirli Emekliler: Emekli maaşları nadiren enflasyona tam olarak endekslenir. Fiyatların maaşlardan daha hızlı arttığı her ay, devlet emeklilik maaşına (AOW) yapılan ek ödemeler biraz daha değer kaybeder.
  • Kiracılar: Kiralar enflasyonla birlikte artar ancak kiracı ne bir varlık biriktirebilir ne de borcunun eridiğini görür. O sadece öder.
  • Pazarlık Gücü Olmayanlar: Maaşını enflasyona göre ayarlatamayanlar (esnek çalışanlar, sabit tarifeli serbest meslek sahipleri/zzp’er, sosyal yardım alanlar) reel olarak kayba uğrar.

​Karşı tarafta ise kazananlar yer alıyor: Devam eden bir konut kredisi olan ev sahipleri, düşük faizle öğrenim kredisi borcu olan eski öğrenciler ve bilançolarında uzun vadeli krediler bulunan şirketler.

​Rahatsız Edici Son Tablo

​Yüzde 3,5’lik bir enflasyon siyasi olarak bir sorun gibi görünüyor. Ekonomik olarak ise bu bir servet transferi makinesidir: Birikim sahiplerinden borçlulara, kiracılardan ev sahiplerine, vatandaşlardan devlete doğru bir aktarım. Usluca para biriktiren ve borçlanmaya cesaret edemeyen herkes, komşusunun ve Lahey’in (devletin) borcunu ödemeye yardımcı oluyor.

​Belki de artık soru enflasyonun “kötü” olup olmadığı değil, faturayı tam olarak kimin ödediğidir. Çünkü fiyatlar faizlerden ve maaşlardan daha hızlı yükseldiği sürece o sessiz kural geçerliliğini korur: Borçlu olmak kazandırır, birikim yapmak kaybettirir.

​Ne, Ne Kadar Tutuyor? (Yıllık 200.000 Euro Borç Üzerinden)

  • Nominal Konut Kredisi Faizi (%3,8): → 7.600 euro faiz yükü
  • Enflasyon (%3,5): → Borcun reel değerinde 7.000 euro azalma
  • Reel Faiz: → Yılda yaklaşık 600 euro (%0,3)
  • %5 Enflasyon Durumunda Etki: → Borç reel olarak 10.000 euro küçülür, konut kredisi faizi fiilen eksiye düşer.

​Satın Alma Gücünüzü Nasıl Korursunuz?

  1. ​Tüm varlığınızı standart bir vadeli hesapta tutmayın; paranızı mevduat merdiveni (depositoladder) veya geniş tabanlı endeks fonları (ETF) gibi araçlara bölün.
  2. ​Düşük faizli bir konut kredisini erken kapatmayın; enflasyon faizden yüksek olduğu sürece bu borç sizin lehine çalışır.
  3. ​Maaşınız veya hizmet tarifeniz için her yıl pazarlık yapın; yüzde 3,5 enflasyon ortamında sabit bir gelir, her yıl maaşınızın düşmesi anlamına gelir.
  4. ​Emeklilik endekslemelerine ve ek yaşlılık birikimlerinize eleştirel bir gözle bakın.                                                  -Kaynak https://www.welingelichtekringen.nl/economie/inflatie-van-35-zo-smelt-je-hypotheek-stilletjes-weg