IGMG Güney Hollanda Bölge İrşad Başkanlığı tarafından Helal Hayat Konferansı düzenlendi. İş adamları ve özellikle gıda sektöründe hizmet veren girişicilere yönelik düzenlenen konferansa Avrupa Helal Sertifikalama Enstitüsü (EHZ) Başkanı Burak Yılmaz, IGMG Başkan Danışmanı Bilal Kaçmaz, Güney Hollanda Bölge Başkanı Mustafa Aktalan, Bölge İrşad Başkanı Mustafa Kılıç konuşmacı olarak katıldılar.

Bölge Teşkilatlanma Başkan Yardımcısı Murat Aktalan tarafından sunulan konferans, Yıldız Eğitim Merkezi İmam Hatibi Yasir Altıok’un Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Aktalan EHZ hakkında verdiği kısa bilgide şunlara değindi: “2001 yılında faaliyet göstermeye başlayan Avrupa Helal Sertifikalama Enstitüsü (EHZ), bir İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) kuruluşudur. Bünyesinde oluşturduğu farklı kurum ve kuruluşlarla IGMG yaşadığı toplumun sorunlarına çözüm üreten ve ihtiyaçlarına cevap arayan bir teşkilattır. EHZ, kâr amacı gütmeyen bir müessesedir. Bünyesindeki denetimciler ve IGMG Din İstişare Kurulu tarafından belirlenen helal kriterleri çerçevesinde ürün ve üretim sistemlerini gözden geçirerek, danışmanlık hizmeti verir. Sertifikalama hizmetleri günümüzde gıda ürünlerinin yanında tekstil, kimyasal maddeler, eczacılık ürünleri, kozmetik, turizm ve finans sektörü gibi çok geniş bir alana hitap etmektedir.”

Mustafa Kılıç: “Haram gıda, insanın ruhunu kirleten ve kötülüğe meyli artıran önemli bir etkendir.”

Kur’an tilavetinin ardından Bölge İrşad Başkanı Mustafa Kılıç kısa bir selamlama konuşması yaptı ve bu tür buluşmaların önemine değindi. Kılıç yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:

“Kıymetli hazirun,

Böyle hayati bir meseleye karşı olan duyarlılığınızdan ve konferansımıza katılımınızdan dolayı hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyor, hoş geldiniz diyorum.

Helal hayat sadece yeme-içmeden ibaret değildir. Müminin hayatının tamamını kuşatan bir bilinçtir. Ancak yeme ve içme, insanın hem maddi hem manevi dünyasını doğrudan etkilediği için İslam’da bu konuya özel bir hassasiyet gösterilmiştir.

Cenab-ı Allah, Hz. Âdem ve Hz. Havva’ya cennette her şeyden yiyebileceklerini, ancak bir ağaçtan uzak durmaları gerektiğini bildirmiştir. Yani yeme-içme meselesi insanlıkla birlikte başlamış ve hayatın merkezinde yer almıştır. O gün şeytanın tuzağına düşen insan, bugün de aynı şekilde şeytanın hileleriyle karşı karşıyadır. Şeytan insanın apaçık düşmanıdır ve onu doğru yoldan saptırmak için her yolu denemektedir.

Bugün de şeytan, insanları çoğu zaman yeme-içme üzerinden etkilemektedir. Bu yüzden bir Müslümanın hayatında helal gıda son derece önemlidir. Cenab-ı Allah “helalen tayyiben” yani hem helal hem de temiz olanı tüketmemizi emreder. Günümüzde ise gıda artık bir araç, hatta bir silah haline gelmiştir. İnsanların fıtratını bozacak katkılarla dolu ürünler yaygınlaşmakta, bu da manevi hayatı olumsuz etkilemektedir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde, “Şeytan insanın damarlarında kanın dolaştığı gibi dolaşır” buyurarak bu etkinin ne kadar derin olduğunu ifade etmiştir. Haram gıda, insanın ruhunu kirleten ve kötülüğe meyli artıran önemli bir etkendir.

Bugün ne yazık ki sadece kazanç hırsıyla hareket eden, hiçbir ahlaki ölçü tanımayan bir anlayış yaygınlaşmıştır. Kapitalist sistem, insanı ve değerleri ikinci plana itmiş, dünyayı büyük bir yozlaşmaya sürüklemiştir. Ayet-i kerimede de ifade edildiği gibi, bu tür insanlar güç ve imkân elde ettiklerinde yeryüzünde fesat çıkarır, nesilleri ve ekinleri yok ederler.

Bu noktada bizlere düşen görev sadece “helal mi?” sorusunu sormak değildir. Aynı zamanda “temiz mi, sağlıklı mı, güvenilir mi?” sorularını da sormamız gerekir. Helal hayat, bilinçli bir tercih ve sürekli bir hassasiyet gerektirir.

Bu vesileyle düzenlenen bu kıymetli konferansın hepimiz için bir farkındalık oluşturmasını diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.”

Burak Yılmaz: “Avrupa’da “helal” kavramı yasal olarak koruma altında değildir. Bu da ciddi bir sorun oluşturmaktadır.”

Mustafa Kılıç’ın ardından EHZ Başkanı Burak Yılmaz, enstitü ile alakalı kapsamlı bir bilgi sundu. Yılmaz sunumunda şunlara dikkat çekti:

“Kıymetli başkanlarım, kıymetli katılımcılar; sizleri şimdi Avrupa Helal Sertifikalama Enstitüsü’nü kısaca tanıtmaya çalışacağım.

Avrupa Helal Sertifikalama Enstitüsü (EHZ) sadece belgelendirme yapan bir kurum değil, aynı zamanda eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleri de yürüten bir yapıdır. Avrupa’da “helal” kavramı yasal olarak koruma altında değildir. Bu da ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Çünkü herhangi bir üretici, içeriğine bakılmaksızın ürününe “helal” etiketi koyabilmektedir.

Bizim amacımız, tüketicinin güvenebileceği bir sistem oluşturmaktır. EHZ sertifikalı bir ürün, tüm süreçleri denetlenmiş, hammaddesinden üretimine kadar kontrol edilmiş bir üründür. Sertifikalandırma sürecinde firmalar detaylı incelemelerden geçer, yerinde denetimler yapılır ve ürünler laboratuvar analizlerine tabi tutulur. Özellikle domuz türevleri ve alkol gibi maddeler titizlikle incelenir.

Ayrıca firmalarla yapılan sözleşmeler gereği, üretim süreçlerinde bizim onayımız olmadan hiçbir değişiklik yapılamaz. Habersiz denetimler gerçekleştirilir ve sertifikalar belirli sürelerle sınırlıdır. Böylece sürekli bir kontrol mekanizması sağlanır.

Bugün helal sertifikalı ürünlerin artması, gerçekten denetlenmiş ve güvenilir ürünlerin artması anlamına gelmektedir.

Değerli katılımcılar, Avrupa Helal Sertifikalama Enstitüsü’nün (EHZ) en önemli görevlerinden biri; danışmanlık, belgelendirme ve denetim hizmetlerinin yanı sıra irşat ve eğitim faaliyetleri yürütmektir. Avrupa’da “helal” kavramı yasal olarak koruma altında değildir. Bu durum, kurumumuza önemli bir sorumluluk yüklemektedir.

Bu ne anlama geliyor? Bugün herhangi bir üretici, ürünün içeriğine bakılmaksızın ambalajına “helal” ibaresi koyabilmektedir ve bunun ciddi bir yaptırımı bulunmamaktadır. Hatta uç bir örnek vermek gerekirse, domuz ürünü dahi “helal” etiketiyle piyasaya sunulabilmektedir. Bu durumda Müslümanların hakkını arayabileceği etkin bir mekanizma bulunmamaktadır.

Bu durum, piyasada ciddi bir güven sorunu oluşturmaktadır. Ayrıca helal belgelendirme işini ticarete çeviren, yeterli denetim yapmadan belge dağıtan kuruluşların da artmasına neden olmaktadır.

Biz ise Avrupa Helal Sertifikalama Enstitüsü olarak şunu hedefliyoruz: Bir ürünün üzerinde bizim mühür ve logomuz varsa, o ürünün hammaddesinden üretim sürecine kadar tüm aşamalarının denetlendiği ve güvenilir olduğu bilinmelidir.

Kıymetli katılımcılar, helal belgelendirme sadece kesim sektörüyle sınırlı değildir. Günümüzde gıdadan tekstile, kimyadan kozmetiğe kadar birçok alanda helal sertifikalandırma yapılmaktadır. Bu sektörün ekonomik büyüklüğü milyarlarca dolarla ifade edilmektedir.

Peki EHZ bu süreci nasıl yürütmektedir?

Öncelikle firmalar bize yazılı başvuru yapar. Bu başvuruda ürün içerikleri, hammaddeler, üretim süreçleri gibi tüm detayları içeren belgeler sunulur. Bu belgeler ofis ortamında detaylı şekilde incelenir. Ardından yerinde denetim yapılır. Üretim tesisleri ziyaret edilerek, belgelerde yer alan bilgilerin doğruluğu kontrol edilir.

Gerekli görüldüğü durumlarda ürünlerden numune alınarak laboratuvar analizine gönderilir. Özellikle domuz türevleri ve alkol içerikleri titizlikle incelenir. Tüm bu süreçlerden başarıyla geçen firmalar, ilgili kurulların onayıyla sertifika almaya hak kazanır.

Ayrıca firmalarla yapılan sözleşmelerde önemli şartlar bulunmaktadır. Örneğin, firmanın yeni bir tedarikçi ile çalışabilmesi için mutlaka bizim onayımız gereklidir. Bunun yanı sıra habersiz denetimler yapma hakkımız bulunmaktadır. Bu sayede üretimin her aşamasının sürekli kontrol altında olması sağlanır.

Sertifikalar belirli sürelerle geçerlidir. Süresi dolan sertifikaların yenilenmesi için firmalar tekrar denetime tabi tutulur. Böylece sistemin sürekliliği sağlanır.

Son yıllarda EHZ’nin faaliyetlerinde önemli bir artış yaşanmıştır. 2026 yılı itibarıyla sertifikalandırılan firma sayısı 77’ye ulaşmıştır. Bu, oldukça titiz ve uzun süren bir denetim süreci göz önünde bulundurulduğunda önemli bir başarıdır.

Ayrıca kurumumuzun mührü patentlenmiş, sertifikalara QR kod sistemi eklenmiştir. Bu sayede tüketiciler, ürünün sertifika bilgilerine kolaylıkla ulaşabilmektedir.

Kıymetli katılımcılar, Avrupa’da helal kavramının korunmaması nedeniyle bu alanda yürüttüğümüz çalışmalar sadece teknik değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk taşımaktadır. Zaman zaman bu çalışmalar nedeniyle çeşitli eleştirilerle de karşılaşmaktayız. Ancak bizler doğru bildiğimiz yolda ilerlemeye devam ediyoruz.

Son olarak, şeffaflık adına sosyal medya üzerinden de faaliyetlerimizi paylaşmaya başladık. Sertifikalandırılan firmalar, denetim süreçleri ve güncel gelişmeler bu platformlar üzerinden takip edilebilmektedir.

EHZ’nin en önemli farkı; sadece üreticiden alınan bilgiye dayanmak yerine, bizzat yerinde denetim yapması ve üretim sürecindeki değişiklikleri sürekli kontrol altında tutmasıdır. Bu da piyasada gerçek anlamda denetlenmiş ürünlerin artmasını sağlamaktadır.

Avrupa Helal Sertifikalama Enstitüsü EHZ, Endoneyza ve Tayland’dan sonra şimdi de Türkiye Helal Akreditasyon Kurumu (HAK) nezdine akredite oldu. HAK, İslam İşbirliği Teşkilatı Standart ve Ölçüler Enstitüsü (OIC/SMIIC) 2:2019 Standardına göre akredite yapıyor.”

Konferans, Bilal Kaçmaz ve Mustafa Aktalan’ın yaptıkları değerlendirme konuşmalarıyla sona erdi.