“Ökkeş Yıldırım kimdir?” diye düşünmeyin; Hollanda’da yaşayan bir canlı. Evet, henüz insan olamadım. İnsan olmakla insan görünümlü olmak çok farklıdır. Ben bu farkı bildiğim ve kavradığım için “ben insanım” demem. Ben bir canlıyım, insan olma yolunda ilerleyen.

İnsan olmak olağanüstü bir şey değildir aslında; maalesef günümüz toplumunda kirlilik çok olduğu için gerçek insanı arar olduk. Çevremizdeki kalabalıklardan korkar olduk. Evet, 10 yıldır birçok şehirde kaldım. 7 yıl bir şehirde kaldım. Maalesef ki doğru adımı atmak için.

Onlarca faaliyete katıldım. Katıldığım faaliyetlerde hep gönüllü çalışmak istedim.

Aslında bu benim ruhumda da var. Restorana bile gitsen mutlaka “yardım edecek bir şey var mı?” diye sorarım genelde. Elbette masamı da toplarım. Gerekirse masamı bile temizlerim. Bana maalesef ki birçok arkadaşım tepki veriyor! “Neden böyle davranıyorsun?” Evet, ben “param var” diye orada yemek yiyorsam; o parayı kazanmak için çalıştım, emek verdim. Neden o zaman restorandaki emekçiye saygı duymayayım? Eğer ona karşı saygım olmazsa ben iki yüzlüyümdür.

Elbette bu davranışlar gösteriş için olmamalıdır. Yanımdaki bir başkasını etkilemek için ve bu davranışlar altında birileriyle ilişki kurmak için olmamalıdır. Maalesef birçok etkinlikte çok insanla tanıştım. “Bizim ekipte yer alırsın ama benimle yakın diyalog içinde olacaksın” diyenler oldu. Maalesef kariyerlerini cinsel arzuları için gölgeliyorlar. Ama ben bunlardan ders alarak yoluma devam ediyorum.

“İyilik, reklam ve ilişki geliştirme aracı olarak kullanılmamalıdır”

Yaptığım iyiliğin duyulmasını istemem. Çünkü iyilik, reklam ve ilişki geliştirme aracı olarak kullanılmamalıdır. İyilik yapanları ayakta alkışlarım. Elimden gelen desteği vermeye her koşulda hazırım. Bu benim insanlık yolunda olduğum anlamına geliyor. Evet, belki de görünüşü insan olan birçok insan var çevremizde; lakin insanlık kelimesinin altını doldurmuyorlar.

Ben Ökkeş Yıldırım olarak bunları izlerken kendime de ayna tutma şansım oluyor.

Evet, attığım her adımı daha temkinli ve daha anlamlı, kelimelerimi daha nezaketle seçiyorum.

Elbette hatalarım olmuştur. Bilmeyerek hatam olduysa özür dilerim.

Özür dilemek yeterli değil; bir daha hata yapmamak önemlidir. Başkasının yıkılmasında yürümeyi öğrenmek gerekir.

Birçok etkinliğe katılmış biri olarak orada çirkinlik gördüğümde ilk eleştiri benden gelir. Hiçbir zaman “bana ne” demedim. Her alanda varım ve var olmaya da devam edeceğim. Ökkeş olmanın büyük bir yükümlülüğü var. Artık bayrak değişimi zamanı geldi ve geçiyor.

Birçok faaliyet komitesine baktığınızda hep yaş olarak 40 üzeri, gençlere yer yok. Birçok yerde yer almak isteyen ben, hemen dışlanmak isteniyorum. Evet, nedenlerini de biliyorum.

“Nedir?” diye merak ediyorsanız: Sivri dilli olmam.

Evet, bazı yerlerde yer almanın kuralı eşinden ayrılmış bayan olmak ve birilerinin kendini tatmin etmesi. Yoksa sana kapılar açılmıyor.

Benimle aynı soyadı taşıyan bir yöneticiyi aradım, sizin ekipte yer almak istiyorum dedim. Bana söyledikleri hâlâ hatırımda. Biliyorum, benim olduğum yerde kirli, cıvık ilişkiler olamayacak.

Benim ekip arkadaşım annem gibidir. Kız kardeşimdir. Evet, benim bu ilkem var.

Benimle ilgili, “sevgili abim” demekten onur duyduğum Nufel Yavuz haber yayınladı. Ben kendisine haberi atmıştım. O günden sonra çevremde insanların bana karşı davranışı değişti.

Evet, o güne kadar dostum sandığım, abi gördüğüm insan görünümlü canlıların eleştirisiyle karşılaştım.

“Nereden tanıyorsun? Kim, ne zaman tanıştın?” gibi ahlâksız sorularla karşılaştım. Hatta en yakınımda olan bazı abilerimin davranışları beni derinden üzdü. Hatta gözümün içine bakarak “ben istesem o kızla senden daha kolay ilişki kurarım” diyenler oldu.

Ben bana saygınız olmayabilir. Ancak sevgiye de mi saygı duyulmaz? Mutluluğa da mı saygı duyulmaz? Soruyorum: Birini nazikçe sevmek suç mu? Eğer bu suçsa, usanmadan, bıkmadan, yılmadan sevmeye devam edeceğim.

“İğnenin ucundan dünyayı görebiliyorum”

Evet, benim saygıma neden saygı göstermediğinizi anlamakta güçlük çekiyorum. Saf ve temiz sevmemi suçlama haddiniz değil.

Zamanla beni tanıyacaksınız. Yaptıklarımın gerçek bir insanlık için olduğunu anlayacaksınız.

10 yıldır hayatımı dikiş makinesinin ardında kazanan biriyim. Evet, iğnenin ucundan dünyayı görebiliyorum. Sizin yüzünüzden, gözlerinizden anlayabiliyorum.

Ben bir kadına “seviyorum” dediğimde bana karşı davranışlarınız değişti.

Evet, bekliyordunuz ki Ökkeş sizler gibi her gün biriyle ilişki yaşasın. Ben bunu kendime yakıştırmam. Yarın bu toplum içinde ahlaksız damgası yemek istemem.

Evet, sonsuza kadar seviyorum. O bana öl dese bile kendimi ölmüş sayarım.

Ne olursa olsun ben onu seviyorum. Ondan başkasını da sevmiyorum.

Gaziantep’in Sarıkaya Köyü’nde doğmuş Ökkeş’in namus sözüdür:

Bana “10 yıl bekle” dese, beklerim. Hatta bunun altını çizmek isterim ki ben ondan başka birini seversem bana yazıklar olsun.

Böylelikle kendimi kadına ve aşka kapattım.

Ben bazı insanlar gibi düşünmüyorum. Kariyerimi, yıllarca Hollanda’da biriktirdiğim çevreyi cinsel arzularım için kullanmam. Ben sıradan bir canlıyım; insan olmak için toplumsal faaliyetlerde yer alan bir gencim.

Sana vasiyetim: İlk sevdiğine kavuşamazsan bir daha evlenme.”

Yine size çarpıcı bir anımı anlatmak isterim:

Benim babamın dedesi iki kez evlenmiş, üç ay evli kaldıktan sonra yeni eşinden ayrılmış. Yeniden eski eşine dönmüş. Bana şöyle demişti: “Sana dürüst olmalıyım evladım. İkinci evliliği yaptım ama aradığım mutluluğu bulamadım. İlk eşime geri döndüm. Sana vasiyetim: İlk sevdiğine kavuşamazsan bir daha evlenme.”

Neden? Çünkü ilk sevdiğinin yerini hiç kimse dolduramaz. Bu erkeklerin %70’i için geçerlidir.

Evet, birçok insandan bunu deneyimledim. Evliliklerin %90’ını kadınlar bitirir.

Eğer bir kadın bir adamdan ayrılmışsa çoğunlukla haklıdır. Çünkü günümüzde bir dakika bile evli kalınmayacak erkek sayısı çok fazladır.

Ben birini seviyorum diye haber yaptırdığımda kadınlardan %99 olumlu destek aldım. Ama erkeklerin %95’inden olumsuz tepki aldım.

Neden birini seviyorsun? Yaşın kaç?

Hep olumsuz, kırıcı sözler…

Bu bana çok şey öğretti.

Dostumu da öğrendim, düşmanımı da.

Bu benim için en büyük ödüldür.

Evet, bazı ödüller vardır ki değeri dünyalara bedeldir. Bana verilen bu “insanları tanıma” ödülünü gururla taşıyorum.

Başarılı olduğunda da, başarısız olduğunda da, sevdiğinde de insanların gerçek yüzünü görürsün. Ben bunların hepsini deneyimledim.

Maalesef Hollanda’da yaşayan az sayıdaki Türk’üz ama birbirimizi kıskanıyoruz. İçten içe birbirimizi üzüyoruz. Oysa ayrışmayı hak etmiyoruz. Birlik güç doğurur.

Birçok Hollandalı ve Türk ile dostluk kurdum. Yüzün üzerinde evde misafir oldum. Birçok şehirde kaldım.

İnsanları tanımam 30 saniye sürmez. Bu yüzden dostum az.

28 yaşında ilk ve tek aşık oldum.

Misafirliğe gittiğim evde bile mutlaka ev sahibinden izin alıp mutfakta bir şeylere yardım ederim. Bu benim en ilginç yönlerimden biridir.

Bir tanem, seni sonsuza dek seveceğim. Senin hayalini kurduğun mutluluğu sana yaşattığım gün karşında olacağım.

Not: Seninle karşılaşmak; mevsimleri belirsiz bir ülkede bana bahar oldu.

Hayatımdaki en büyük başarı seninle karşılaşmaktı.

Özgürlük için bedel ödedim; kalbimin özgürlüğünü sana bıraktım.

10 yılda ikinci kitabımla okurlarımla buluşmaya hazırlanırken kısa bir yazıyla sizinle oldum, değerli dostlarım.

Ökkeş YILDIRIM