
Değerli okuyucular ve özellikle gençler!
Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaz!
-Azapla müjdeleme
Müjde (büşra) kelimesinin bütün bu olumlu, sevindirici, özendirici anlamlarına rağmen onun münafıklar ve inkârcılar hakkında kullanılması ilginçtir. Hem onların yaptığı işlerin yanlış olduğunun söylenmesi, hem de onları kötü bir sonuçla müjdelemek oldukça dikkat çekici…
1.Münafıkların azapla müjdelenmesi:
Kur’an, iki dinli, yani dıştan Müslüman görünen, içinde inkârcı olan
münafıkları müjdeliyor. Ama ne ile? Elbette ödül ile, güzellik ile veya iyi bir sonuçla değil, azapla…
“İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını arttıranları Allah ne bağışlayacak, ne de onları doğru yola iletecektir. Münafıklara, kendileri için acı bir azap olduğunu müjdele!” (Nisâ 4/137-138) Buradaki “azapla müjdelemek” uyarı olabilir. Sanki şöyle söyleniyor:
“Kur’an’ı alaya alıyorsunuz, din işinde ciddi değilsiniz, Müslümanlardan görünmenize rağmen onların aleyhine olmak üzere düşmanlarına yardım ediyorsunuz; öyleyse buyurun, cezanız
size kutlu olsun (!) Sevinçli haber yerine üzücü sonuç size aittir. Öyleyse ikili
oynamayın, aklınızı başınıza alın…”
2.İnatçı inkârcıların azapla müjdelenmesi
Allah (cc) hem Vehyi (Kur’an’ı) inkâr edip hem de onunla mücadele
eden inkârcıları uyarıyor: “O, Allah’ın kendisine okunan âyetlerini işitir de sonra büyüklük taslayarak sanki hiç onları duymamış gibi (küfründe) direnir. İşte onu acı bir azap ile müjdele!” (Câsiye 45/8)
“Allah’ın âyetlerini inkâr edenler, haksız yere peygamberlerin canlarına kıyanlar ve adaleti emreden insanları öldürenler (yok mu), onlara acı bir azabı müjdele!” (Âli İmran 3/21. Bir benzeri: Tevbe 9/3)
“Aksine, inkârda direnenler (ilâhî vahyi) yalanlamakta ısrar ediyor, ama Allah içlerinde biriktirip gizlediklerini çok iyi biliyor.
Artık onlara şiddetli bir azabı müjdele.” (İnşikâk 84/22-24)
Buradaki “azapla müjdele” imalı ve nükteli üslup Vahyi küçümseyenlere bir cevaptır. Şayet böyleleri bu tutumların vazgeçip tevbe ederlerse affı ve ödülü hak ederler.
Bu âyetin arkasından gelen âyet asıl müjdeyi veriyor:
“Ancak iman edenler ve salih amel işleyenler (Allah’ın rızasına uygun işler yapanlar) hariç: Onları kesintisiz bir ödül bekliyor.” (İnşikâk 84/25)
3.Çok cimri servet sahiplerinin azapla müjdelenmesi
İlginçtir, Allah (cc) serveti, dünyalıkları habire biriktirip de ondan muhtaçları faydalandırmayanların cezayı hak ettiklerini haber veriyor:
“… Altın ve gümüşü (serveti) yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!”
O servetin cehennem ateşinde kızartılıp onların alınlarının, yanlarının ve sırtlarının dağlanacağı gün onlara: ‘İşte sırf kendiniz için yığdığınız servetiniz! Haydi, şimdi görün bakalım yığdığınız servetin gününü!’ denilecek.” (Tevbe 9/34-35)
4.Allah yolundan alıkoymak isteyenlerin azapla müjdelenmesi
Bazı hadis ve siyer kaynakları Peygamberimizin zamanında bazı kimseler, insanların Müslüman olmasına engel olmak, İslâmî tebliğin etkisini azaltmak için başlarına topladıkları kimselere masal anlattıklarını, şarkıcıları, küfürbâz kimseleri kiralayıp onlarla gençleri oyalandırmak istediklerini haber veriyor.
Bazı Kur’an yorumcuları bunların Lukman 31/7ci âyetin iniş sebebi olduğu görüşündedirler.
Bir âyetin nüzül sebebini bilmek o âyeti daha iyi anlamamıza yarar ama, o âyetin tümüyle anlatılan sebeple ilgili olduğu, başka bir hüküm getirmediği söylenemez. Âyetin iniş sebebi özel olsa bile bildirdiği gerçek, ortaya koyduğu hüküm, getirdiği ölçü geneldir.
Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“İnsanlardan öylesi var ki, herhangi bir ilmî delile dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve sonra da onunla alay etmek için boş lafı satın alır (kullanır). İşte onlara rüsvay edici bir azap vardır. Böyle birine âyetlerimiz okunduğunda sanki kulaklarında ağırlık varmış da onu işitemiyormuş gibi büyüklük taslayarak sırt çevirir. Ona acıklı bir azabı müjdele!” (Lukman 31/6-7)
Burada ilginç bir örnekle karşı karşıyayız. Kur’an her devirde ve dalâlete (sapıklığa) düşmüş her toplumda benzerlerini görebileceğimiz saptırıcı bir tipi ve onun Kur’an’ın davetine karşı kurduğu tuzağı örnek veriyor. Bazı İslâm düşmanlarının faaliyetlerinin arkasındaki zihniyete ve başvurabileceği yöntemlere ve araçlara dikkat çekiyor.
Zamanın geçmesi ile böylelerinin kullanacağı araçlar değişebilir, ancak kafa yapıları, hedefleri ve yöntemleri fazla değişmez. Hatta günümüzde bu araçlar daha da çoğalmıştır.
Onlar, insanları boş eğlencelerle, asılsız yalanlarla, sonu gelmez hayâllerle, hoşa giden, nefsin arzularına uyan şeylerle oyalarlar, onların Kur’an’dan yüz çevirmelerini, İslam’a ilgi duymamalarını, ya da -Müslüman iseler- İslâm’dan soğumalarını sağlamak isterler.
Kur’an’ın bu örneği böyleleri için bir tenkit, Müslümanlar için de bir uyarıdır.
5.Zalimlerin azapla müjdelenmesi
Allah (cc) Kur’an’da “azapla müjdele” ifadesiyle olmasa da zalimlerin, yeryüzünde bozgunculuk ve haksızlık yapanların, insanlara eziyet edenlerin, onların değerlerini ve servetlerini ellerinden alanların, haksız yere cana kıyanların ağır cezayı, yani acıklı azabı, Cehennemi hak ettiklerini beyan ediyor.
Başkasının ülkesine haksız yere savaş açıp saldıranlar, orasını tahrip edenler veya enkaza çevirenler, orada yaşayanlara hayatı dar edenler, onların değerlerini ve zenginliklerini yağmalayanlar, yalan, iftira, manipülasyon ile halkları aşağılayanlar, ellerindeki her türlü araç ile İslâm’la mücadele edenler de buna dahildir.
Dahası böylesine zalimleri sevenler, onlara yanaşanlar, destekleyenler de günün birinde bu cezadan, kötü akıbetten paylarını alırlar: “Zalimlere meyletmeyin; sonra ateş size de dokunur…“ (Hûd 11/113)
Bu gerçeği pek çok âyet haber veriyor. Bir kaç örnek:
“Ancak insanlara zulmedenlere ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere ceza vardır. İşte acıklı azap bunlaradır.” (Şûrâ 42/42)
“De ki: Söyler misiniz; size Allah’ın azabı ansızın veya açıkça gelirse, zalim toplumdan başkası mı helâk olur?” (En’âm 6/47)
“… İçinizden zulmedenlere büyük bir azap tattıracağız!” (Furkân 25/19)
“Allah’ın, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O’na ortak koşmaları sebebiyle, kâfirlerin kalplerine yakında korku salacağız. Gidecekleri yer de cehennemdir. Zalimlerin varacağı yer ne kötüdür.” (Âl-i İmrân 3/151)
“Nitekim, gerçekleşmesi kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel çöpüne çevirdik. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!” (Mü’minûn 23/41)
“O, dilediğini rahmetine dahil eder. Zalimlere gelince, onlar için elem verici bir azap hazırlamıştır.” (İnsan 76/31)
“Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.” (İbrahim 14/42)
H. Kerim Ece —◄◄
