
Her Daim Ümitvarız Biz
Bu, insanın zihninde yer eden bir cümle ve ilk duyulduğunda oldukça ağır geliyor. Sanki Hollanda iş dünyası dört yılı aşkın süredir omuzlarını biraz fazla yukarıda tutuyor gibi, uzun süredir zor bir dönemden geçiyormuş gibi bir izlenim veriyor. Yenilmiş ya da çökmüş değil, ama tam anlamıyla rahat da değil. 2026’nın ilk çeyreğinde girişimci güven endeksi -1,8 seviyesinde. Yani bu hâlâ negatif bir değer. Ancak bir önceki çeyrekteki -4,0’a göre belirgin bir iyileşme var. Üstelik bu oran, 2012’den bu yana hesaplanan uzun dönem ortalamasının da üzerinde.
Yani tablo karmaşık: Hem olumsuz hem de umut veren işaretler var.
Peki bunu nasıl okumalıyız?
Her Daim Ümitvarız Biz
Hollanda Konjonktür Anketi – Hollanda İstatistik Kurumu (CBS), Hollanda Ticaret Odası (KVK), Ekonomik İnşaat Enstitüsü (EIB), MKB-Nederland ve VNO-NCW tarafından, Hollanda Ekonomik İşler Bakanlığı’nın desteğiyle yürütülen ortak bir araştırmadır ve girişimcilerin yapısal olarak olmak istediklerinden daha karamsar olduklarını gösteriyor. Ancak biraz daha yakından bakıldığında bir durgunluk görülmüyor. Aksine.
Hollanda Konjonktür Anketi’nin sonuçlarına göre girişimciler genel ekonomik iklim konusunda temkinli. Ancak kendi şirketleri hakkında daha olumlu düşünüyorlar. Satış fiyatlarının artmasını, yatırımların devam etmesini ve personel sayısının büyümesini bekliyorlar. Bu da önemli bir noktaya işaret ediyor: Girişimciler ekonomiye değil, kendi güçlerine güveniyor olabilir.
Belki de bu, yaşadığımız döneme dair temel bir şey söylüyor.
Her Daim Ümitvarız Biz
Günümüz dünyasında belirsizlik artık sıradan bir durum haline geldi. Jeopolitik sorunlar, enerji fiyatları, çevre politikaları ve iş gücü eksikliği şirketleri doğrudan etkiliyor. Bu nedenle birçok girişimci geleceğe dikkatli yaklaşıyor. Yine de işlerini büyütmek için adım atmaktan vazgeçmiyorlar. Makro dünya huzursuz görünüyor. Ancak mikro düzeyde işler devam ediyor; yatırımlar yapılıyor, kadrolar genişletiliyor.
Sektörler arasında da önemli farklar var. Bilgi ve iletişim sektöründe güven oldukça yüksek. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi alanlar yeni fırsatlar sunuyor. Bu sektörde çalışan girişimciler geleceğe daha umutlu bakıyor. Spektrumun diğer ucunda ise tarım, ormancılık ve balıkçılık var. Burada güven belirgin şekilde negatif. Bu şaşırtıcı değil, bu sektör yıllardır düzenlemeler, sürdürülebilirlik hedefleri ve toplumsal tartışmaların baskısı altında. Politikalara dair belirsizlik, yatırımlara dair belirsizliğe doğrudan yansıyor. Beş yıl sonra neyle karşılaşacağını bilmiyorsan, iyimser olmak lüks haline gelir. Geleceğe dair net kuralların olmaması, yatırım kararlarını zorlaştırıyor. Ulaştırma ve depolama sektörleri de geride kalıyor. Bu alanlar büyük ölçüde dış faktörlere bağlı: tüketici güveni, yakıt fiyatları, uluslararası ticaret. Kendi oluşturmadıkları dalgalar üzerinde yol alıyorlar.
En dikkat çekici konulardan biri ise kalıcı iş gücü açığı. Girişimcilerin yüzde 31’inden fazlası personel eksikliği yaşıyor. Bu oran artık neredeyse ekonomik haberlerin sabit bir parçası hâline geldi. Personel yoksa, müşteriye “hayır” demek zorundasınız. Büyümeyi ertelersiniz. Yenilikleri askıya alırsınız. Ya da kendiniz daha uzun saatler çalışırsınız.
Öte yandan girişimcilerin üçte birinden fazlası hiçbir engel yaşamadığını söylüyor. Bu belki de rapordaki en az konuşulan ama en dikkat çekici veri. Güven endeksi on yedi çeyrektir negatifken, üçte birden fazlası “aslında işler fena değil” diyor.
İşte gerilim tam da burada.
Her Daim Ümitvarız Biz
Çünkü girişimci güveni somut verilerin termometresi değildir. Bir duygu göstergesidir. Ve duygular yalnızca ciro ya da kârdan etkilenmez. Medya haberleri, siyasi tartışmalar, uluslararası krizler… Hepsi genel havayı etkiler.
İyi rakamlar elde etmek ama yine de kaygılı olmak mümkündür. Yatırım yapmak ama aynı zamanda geleceğe şüphe ile bakmak mümkündür. Personel almak ama ekonomik iklimin kötüleştiğini düşünmekte mümkündür.
Belki de girişimciler daha gerçekçi hâle geldi. Ne yükseliş dönemlerinde aşırı coşkulu, ne de durgunlukta aşırı karamsar. -1,8 seviyesi adeta temkinli bir dengeyi temsil ediyor: Ne kutlama var ne de felaket tellallığı. Negatif duyarlılığa rağmen yatırımlar yapılıyor. Personel eksikliğine rağmen genişleme sürüyor. Ekonomik iklime dair kaygılara rağmen çarklar dönüyor.
Hollanda iş dünyası, belirsizliğin kalıcı olduğu bir duruma uyum sağlamış görünüyor. Eskiden negatif bir gösterge frene basmak için yeterliyken, bugün motto şu gibi görünüyor: Temkinli ama ileri. Bu coşkulu bir iyimserlik değil. Bu profesyonel bir pragmatizm.
On yedi çeyrektir negatif güven kulağa dramatik geliyor. Ancak göstergenin yükselmesi, uzun dönem ortalamasının üzerinde olması ve 2022 başından bu yana en yüksek seviyeye ulaşması başka bir hikâye anlatıyor. Coşku yok, ama istikrar var. Kriz yok, ama düzeltme var.
Belki de yeni gerçeklik bu, bugün gördüğümüz şey aşırı iyimserlik ya da aşırı karamsarlık değil, daha gerçekçi bir yaklaşım: Coşkusuz ama dirençli bir ekonomi. Mükemmel koşulları beklemeyen, mevcut sınırlamalar içinde hareket eden girişimciler. Günümüz iş dünyasında başarı belki de tam olarak budur. Güven henüz pozitif değil. Ama çökmüş de değil. Ne büyük bir umut ne de derin bir umutsuzluk. Ve bazen bu, virgülden sonraki bir artıdan daha fazlasını anlatır. Belirsizliğin kalıcı hâle geldiği bir dünyada ayakta kalmak, belki de iyimserliğin en güçlü biçimidir. Kalın sağlıcakla, —◄◄
