Avrupa Doğu Türkistan Maarif Vakfı, 1 Mart Pazar günü Hollanda’da anlamlı bir iftar programına imza attı. Hollanda genelinde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının başkanları, siyasi parti temsilcileri, medya kuruluşları ve çeşitli kurumların yöneticilerinin katıldığı program, farklı kesimleri aynı sofrada buluşturdu.

Ramazan ayının manevi atmosferinde gerçekleştirilen buluşma, toplumsal dayanışma, karşılıklı anlayış ve kurumsal iş birliğinin güçlendirilmesi açısından dikkat çekti. Vakıf yönetimi, programın yalnızca bir iftar organizasyonu değil; aynı zamanda ortak değerler etrafında kenetlenme olduğuna dikkat çekti.

Siyaset, Yerel Yönetim ve STK Temsilcileri aynı sofrada birlik zemini oluşturdular. Ayrıca Türkiye Diyanet Vakfı başta olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşunun başkan ve temsilcileri de etkinlikte hazır bulundu.

Programda Avrupa Doğu Türkistan Maarif Vakfı Başkanı Abulqasim Abdulaziz, Zeist Beledeiye Başkanı Joyce Langenacker, DENK Lideri Stephan van Baarle, IGMG Zuid Başkanı Mustafa Aktalan eski YTB Başkanı ve akademisyen Kudret Bülbül birer konuşma yaptılar.

Abulqasim Abdulaziz “Biz burada özgürlük içinde bir araya gelirken, Doğu Türkistan’daki kardeşlerimizin de özgürlüğe kavuşmasını istiyoruz”

Program açılış konuşmasını yapan Avrupa Doğu Türkistan Maarif Vakfı Başkanı Abulqasim Abdulaziz katılımdan ve STK’ların, siyasilerin desteklerinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve şunları ifade etti: “Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh,

Sayın Zeist Belediye Başkanı, Sayın Milletvekili ve Denk Grubu Başkanı, Sayın Başkanlar, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Değerli Konuklar, Herkese hoş geldiniz diyorum. Bu akşamki iftarımızda burada olduğunuz için minnettarız. Bu kadar özverili ve güzel insanı bir arada görmek bizim için bir onur. Ramazan ayındayız. Oruç, dua, sabır ve dayanışma ayı. Bir araya geldiğimiz, birlikte yemek yediğimiz, birlikte dua ettiğimiz ve kalplerimizi birlikte arındırdığımız bir ay. Allah’tan oruçlarımızı ve iyi amellerimizi kabul etmesini diliyoruz. Ancak biz burada özgürlük içinde bir araya gelirken, bu durum Doğu Türkistan’daki kardeşlerimiz için geçerli değil.

Oradaki birçok Uygur Ramazan’ı özgürce yaşayamıyor. Oruç tutmak caydırılıyor veya yasaklanıyor. Camiler gözetim altında. Dini ve kültürel ifadeler kısıtlanıyor. Bizim için bir dinlenme ve ibadet ayı olan Ramazan, onlar için bir kontrol ve baskı dönemi. İşte tam da bu yüzden burada sorumluluk almanın önemli olduğuna inanıyoruz. Dillerini özgürce konuşmalarına izin verilmediği için, burada ana dilimizi öğretiyoruz. Dini özgürlükleri kısıtlandığı için, burada inancımız hakkında eğitim veriyoruz. Kültürleri baskı altında olduğu için, burada onu sergiliyor ve yaşıyoruz. Böylece dilimizin, kültürümüzün ve inancımızın hayatta kalmasını sağlıyoruz.

Vakfımız çeşitli etkinlikler düzenliyor. Bunu ancak gönüllülerimizin ve üyelerimizin özverisi sayesinde yapabiliyoruz. Çocuklara eğitim veriyoruz. Eğitim merkezimizde hem çevrimiçi hem de yüz yüze 200 öğrencimiz var. Ana dillerini, inançlarını ve kültürlerini öğreniyorlar. Ayrıca bir kadın bölümümüz de var. İnanç, ebeveynlik ve kişisel gelişim hakkında toplantılar düzenliyorlar. Ayrıca bir gençlik bölümümüz ve bir kadın gençlik bölümümüz de var. Burada gençler bir araya gelerek öğreniyor, konuşuyor ve grup etkinliklerine katılıyorlar. Daha küçük çocuklarımız için eğlenceli ve eğitici etkinliklerle çocuk toplantıları düzenliyoruz. Yılda iki kez bir fuar düzenliyoruz. Orada Uygur kültürümüzü sergiliyoruz. İnsanlar geleneklerimizi öğreniyor ve yemeklerimizin tadını çıkarıyor. Bizim için tüm bu etkinlikler sadece bir araya gelmekten daha fazlası. Özellikle oradaki insanlarımızın sesi olmadığı için, kimliğimizi korumanın ve topluluğumuzu güçlü tutmanın bir yolu. Umarız bu akşam bizi daha da yakınlaştırır, bağımızı güçlendirir ve ortak sorumluluğumuzu hatırlatır. Tekrar hoş geldiniz ve hayırlı bir iftar dileriz.”

Katılımcılar, farklı toplumsal ve siyasal arka planlara rağmen ortak insani değerlerde buluşmanın önemine işaret etti. Yerel yönetim ve siyaset temsilcilerinin katılımı, organizasyonun Hollanda’daki çok kültürlü toplumsal yapıya hitap eden kapsayıcı niteliğini ortaya koydu.”

Joyce Langenacker:  “Biliyoruz ki, memleketinizden birçok insan şu anda özgürlük içinde yaşayamıyor”

Zeist Belediye Başkanı Joyce Langenacker da kısa bir selamlama konuşması yaparak şunlara değindi: “Zeist’te yaşayan birkaç aile tanıyorum. Ancak bunu siz başlattınız, ama şimdi insanlar uzaklardan buraya geliyor. Evet, çok uzaklardan insanlar geliyor, çünkü bunu inanılmaz derecede iyi organize ediyorsunuz. Biz, belediye meclisi olarak, bugün burada olanlara büyük bir gururla bakıyoruz. Bu güzel iftar programını birlikte mi organize ediyorsunuz? Bu çok özel Ramazan ayı boyunca birçok ilgi organize ettik.

Biz, belediye meclisi olarak, bunun çok önemli bir an, birlikte düşünmeniz, geriye bakmanız, birlikte düşünmeniz gereken çok önemli bir ay olduğuna inanıyoruz… Ama aynı zamanda elbette bazen ağır bir kalple yapıyorsunuz. Çünkü biliyorsunuz ki memleketinizden birçok insan şu anda özgürlük içinde yaşayamıyor ve bu yemekleri ve bu ayı deneyimleyemiyor. Bu konuda sizinle empati kuruyoruz. Belediye meclisi adına, bu akşam birlikte çok keyifli ve hoş vakit geçirmenizi diliyorum. Umarım birlikte sohbet edebiliriz, en azından kısaca da olsa burada birlikte özgürlüğü kutlayabileceğimizi hissedebiliriz harika bir Ramazan ayı geçirmenizi dilerim.”

IGMG Güney Hollanda Başkanı Mustafa Aktalan da yaptığı konuşmada Doğu Türkistan’ın kendileri için vazgeçilmez ve milli bir değer olduğunun altını çizerek, orada yapılan zulmün bütün dünyaya duyurulması noktasında pek çok girişimde bulunduklarını dile getirdi.

Stephan van Baarle: Bu sessizlik, o zulmün ortağı olmaktır”

DENK partisinin, “Sincan” yerine “Doğu Türkistan” isminin resmî belgelerde kullanılması yönünde sunduğu önergeye değinen Stephan van Baarle konuşmasında şunlara dikkat çekti:  “Uygur çocukları ‘Doğu Türkistan’ dediği için Çin zindanlarında çürütülüyor, Hollanda Meclisi’nde ise bu isim telaffuz dahi edilemiyor. Bu sessizlik, o zulmün ortağı olmaktır. Batı dünyası da bu zulmün karşısında suskun kalmakla eleştiriliyor. Uygur diasporası ve insan hakları savunucuları, Doğu Türkistan isminin tanınmasının kültürel kimliğin korunması açısından hayati bir eşik olduğunu vurgularken, uluslararası hukukçular, Çin’in uygulamalarını “kültürel soykırım” olarak nitelendiriyor. Batılı devletlerin sadece ekonomik çıkarları değil, ahlaki sorumlulukları da olduğunu hatırlatıyorlar.

“Geri adım atanlar tarih karşısında susacak”

“Yarın tarih soracak: O zulüm yaşanırken siz neredeydiniz? Biz buradaydık. Doğu Türkistan diyorduk! Meclis’in çoğunluğu sessizliği tercih etti. Ama DENK, Doğu Türkistan ismini haykırarak direnmeye devam ediyor. Çünkü bir halkı susturmak, adını unutturarak başlar. Bir halkın adını anmaktan kaçanlar, onun çığlığına da kulak tıkamış olur. Ama DENK susmayacak. DENK unutturmayacak. Çünkü Doğu Türkistan, sustuğumuzda değil; adını haykırdığımızda özgürleşecek!”

“Birlik ve Kardeşlik” Vurgusu

Programda yapılan konuşmalarda, toplumsal birlik, kardeşlik ve karşılıklı saygı kavramları ön plana çıktı. Avrupa Doğu Türkistan Maarif Vakfı yetkilileri, özellikle diaspora toplumları arasında dayanışmanın artırılması, ortak projelerin geliştirilmesi ve kurumsal diyaloğun güçlendirilmesi yönünde çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti.

Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhuna uygun şekilde organize edilen iftar, katılımcılar arasında samimi temasların kurulmasına ve yeni iş birliği alanlarının değerlendirilmesine zemin hazırladı.

Toplumsal Diyalog ve Ortak Çalışma Mesajı

Program sonunda vakıf yönetimi, katılım sağlayan tüm konuklara teşekkür ederek, benzer organizasyonlarla farklı kesimleri bir araya getirmeye devam edeceklerini belirtti.

Avrupa Doğu Türkistan Maarif Vakfı’nın düzenlediği bu geniş katılımlı iftar programı, Hollanda’daki Türk ve Müslüman toplum başta olmak üzere farklı topluluklar arasında diyalog ve iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik önemli bir adım olarak değerlendirildi.