Hollanda’da azınlık hükûmeti kurulması konusunda uzlaşan Demokrat 66 (D66), Hristiyan Demokrat Partisi (CDA) ve Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD) arasındaki koalisyonun programı açıklandığında kamuoyunda hayli tepkiyle karşılandı.
Türkler için Danışma Kurulu  (IOT) bir basın bildirisi yayımlayarak hükûmet programı hakkında görüşlerimi paylaştı. Yayımlanan bildiride şunlara dikkat çekildi:
“Temsilciler Meclisi formasyon göreviyle Rob Jetten’i bir hükümet kurmakla görevlendirdiğinde, Hollanda’da bir rahatlama hissi yayıldı. Yıllar süren aşırı sağcı kötü yönetimin ardından, nihayet mesleğinde yetkin bakanlardan oluşan ciddi bir kabine için yeniden umut doğmuştu. Ancak koalisyon anlaşmasına yönelik eleştiriler de duyuldu. Herkes konut yapımı, eğitim ve savunmaya yapılan yatırımlardan memnundu. Özellikle muhalefet partileri yatırımların finansmanından daha az memnundu. 2033’ten sonra AOW emeklilik yaşı daha hızlı artırılacak. İşsizlik ve iş göremezlik ödeneklerinde ciddi kesintiler yapılacak ve WW işsizlik ödeneği iki yıla indirilecek. Sağlıkta kişisel katkı payı düşürülmeyecek, aksine 385 avrodan 460 avroya çıkarılacak.
Koalisyon anlaşması yayımlanmadan önce bile bankaların yöneticilerine yeniden yüksek ikramiyeler ödemesine izin verilmesine karar verildi. Hollanda, servet eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülkelerden biri, ancak kabine bu eşitsizliği azaltmak için tek bir önlem bile almıyor. Süper zenginlerin servetleri dokunulmaz.

Ortalama olarak işsizlik riski daha yüksek olan ve çok daha kötü bir sağlığa sahip bulunan göçmenler için koalisyon anlaşması kötü haber. Servetlerin korunmasından bize bir fayda yok, çünkü ailelerimiz Hollanda’da henüz servet biriktirecek kadar uzun süredir yaşamıyor.

Koalisyon anlaşmasında ayrımcılıkla mücadeleye yönelik bazı önlemler duyuruluyor. Ulusal Ayrımcılık ve Irkçılıkla Mücadele Koordinatörü yasayla güvence altına alınıyor. Ayrıca yerel büroları olan ülke çapında bir ayrımcılık karşıtı hizmet kuruluyor. Profesyonel futbol kulüpleri, ırkçılıkla mücadele için yazılı planlara sahip olmakla yükümlü olacak. Bu önlemler sevinilecek şeyler, ancak ırkçılığın zehrini ortadan kaldırmak için kesinlikle yetersiz. Özellikle de koalisyon anlaşmasının başka bölümlerinde göçmenlerin (ve köken ülkelerinin) yetersiz entegrasyonun sorumlusu olarak son derece tek taraflı biçimde suçlanması nedeniyle. Entegrasyonun karşılıklı bir süreç olduğu düşüncesi tamamen eksik.

Yeni kurulacak Jetten kabinesi Temsilciler Meclisi’nde 66 (150’den) sandalyeye ve Senato’da 22 (75’ten) sandalyeye dayanıyor. Planlarını hayata geçirebilmek için bu kabinenin muhalefetin ve sivil toplum kuruluşlarının desteğini araması gerekecek. Göçmen örgütleri de ağırlıklarını koyabilir. IOT bunu, kasım ayı sonunda siyasi partilere gönderdiğimiz memorandumun ilkeleri temelinde yapacaktır (bkz. IOT websitesi):

Eşitlik ve saygıya dayalı adil ve kapsayıcı bir toplum hedefliyoruz. Bu alandaki politikanın amacı, yurttaşlığı, katılımı, özgürleşmeyi ve tüm nüfus grupları arasında karşılıklı güveni güçlendirmektir. Çeşitlilik ve kapsayıcılık artık ayrı temalar olmamalı; politika ve uygulamada yol gösterici bir ilke olmalıdır.

1. Özellikle kamu kurumlarından, tüm nüfus gruplarına eşit davranmaları talep edilmelidir.

2.  Ayrımcılık, ırkçılık ve Müslüman karşıtlığıyla mücadeleye yönelik politika sıkılaştırılacaktır.

3.  Sağlık hizmetleri göçmen aileler için daha erişilebilir hale getirilecektir.

4.  Her öğrencinin, kökeni ne olursa olsun, en iyi şekilde gelişebileceği bir eğitim sistemi üzerinde çalışılmaktadır. Göçmen topluluklardan gelen öğrencilerin düşük düzeyde yönlendirilmesine son verilecektir.

5.  Herkes için sosyal eşitliğin ve geçim güvencesinin teşvik edilmesi.

6. Ekonomik bağımsızlığın artırılması, kadın haklarının korunması ve cinsiyete dayalı şiddetin önlenmesi; başta LHBTI+ örgütleri ile göçmen örgütleri arasındaki işbirliği yoluyla.

7.   Öz örgütlerin özgürleşme, toplumsal uyum ve kutuplaşmanın önlenmesindeki hayati rolünün tanınması.

8.  Ana dilde egitime destek olunmasi
Topluluğumuzun üyelerini, yeni kabinenin oluşumunu yakından takip etmeye ve gerektiğinde Türk kuruluşlarında, sendikalarda ve siyasi partilerde daha adil bir politika için çaba göstermeye çağırıyoruz.
Zeki Baran (IOT Başkanı)