
Hollanda’da kurulan azınlık hükümeti, yeni bir vergiyle karşımıza çıktı. Adı kulağa hoş: Özgürlük katkı payı. Halk ise daha açık konuşuyor: Özgürlük vergisi.
Yeni kabinenin açıkladığı koalisyon planı, vatandaşın cebine uzanacak yeni bir elin habercisi. Gerekçe tanıdık: Savunma harcamaları, güvenlik, özgürlük… Ancak bu büyük kavramların bedelini yine kim ödüyor? Elbette vatandaş.
Üstelik bu, açık bir vergi artışı da değil. Vergi oranları kâğıt üzerinde sabit kalıyor. Ama uygulamada herkes daha fazla ödüyor. Haneler banka hesaplarında “yeni vergi” başlığı görmeyecek belki, fakat yıl sonunda ceplerinden çıkan para artacak. Buna ne denir? Örtülü vergi artışı.
Son yıllarda hükümetlerin sıkça başvurduğu bir yöntem bu. Vergiyi artır ama adını koyma. Vatandaş fark edene kadar iş işten geçmiş olsun.
Kimse şunu konuşmuyor: Enflasyon yüzde 4 artıyorsa, gelir vergisi dilimlerinin de aynı oranda yükselmesi gerekir. Ama yeni kabinenin gelir artıracak, halkın alım gücünü koruyacak bir planı yok. Çözüm yine bildik: Vergi.
Koalisyon ortaklarından CDA, seçim programında “Güvenlik bedava değildir” demişti. Evet, bedava değilmiş. 2028’den itibaren şirketlere yılda 1,7 milyar euro, vatandaşlara ise 3,4 milyar euro ek yük getiriliyor. Hane başına ortalama 425 euro. Az para mı? Düşük ve orta gelirli aileler için hiç de değil.
Orduya önümüzdeki yıl için ayrılan bütçe 26,8 milyar euro. Ama bu da yetmiyor. Çünkü asıl baskı NATO’dan geliyor.
Aslında bu ABD Başkanı Donald Trump NATO Haziran 2025 Lahey zirvesinde Hollanda’ya kestiği NATO’nun yeni harcama kriterlerini karşılayabilmesi için bir fatura, bu faturanın, savunma harcamalarının millî gelirin yüzde 3,5’ine çıkarılması isteniyor. Şu anda bu oran yüzde 2 civarında. Aradaki farkın kapatılması için savunma bütçesinin 2035’e kadar yıllık yaklaşık 40 milyar euroya ulaşması gerekiyor.
Sonuçta tablo net: ABD’nin dünya genelinde Siyonizmin çıkarları doğrultusunda yürüttüğü askeri ve siyasi politikaların bedelini, yine düşük ve orta gelirli kesimler ödüyor. Özgürlük, güvenlik ve savunma gibi büyük kavramlar, vatandaşın cebinden çıkan parayla finanse ediliyor.
Özgürlük adına…
Güvenlik adına…
Ama bedeli yine dar gelirli, orta sınıf ödüyor.
Özgürlük gerçekten parayla mı satılıyor, yoksa bize öyle mi anlatılıyor?
Allah bu yöneticilere akıl ve fikir versin.
Vesselam.
Ömer Atıf
5 Şubat 2026
