
2025 yılında Türkiye’nin elde ettiği 60 milyar dolardan fazla turizm gelirinin neredeyse 10,5 milyar dolarını Avrupalı Türkler bıraktı. Evet, yanlış duymadınız: Avrupa’daki gurbetçiler, tatil planlarını kendi ülkelerinden değil, yürekten bağlı oldukları ana vatanlarından yana yapıyorlar.
Sosyal medyada tatillerini küçümseyenlere hatırlatmak gerekir: Onca hakir görmeye, alay edilmeye rağmen bu insanlar, Anadolu’nun köyünü, kasabasını ve şehirlerini tercih ediyor; sadece gezip görmekle kalmıyor, esnafa bereket, ekonomiye katkı sağlıyor. Turizm gelirinin dışında yaptıkları yatırımlar ve bağışlarla Türkiye ekonomisine milyarlarca dolar katkıda bulunuyorlar.
Buna bir de Türkiye’nin ihracat ürünlerinin Avrupa’ya gelmesinde Avrupalı Türklerin oynadığı rolü ekleyin: Bu insanlar, tükettikleri ürünlerle hem Türk markalarına destek oluyor hem de milyarlarca dolarlık bir döviz akışına doğrudan katkıda bulunuyorlar. Yani gurbetçiler, hem tatil hem alışveriş hem yatırım üzerinden Türkiye ekonomisinin can damarlarından biri hâline gelmiş durumdalar.
Üstelik bu insanlar çevresindeki kardeşine, eşine, dostuna, akrabasına maddi ve manevi destek vererek Türkiye’ye büyük bir güç katıyor. Defalarca iyi niyetleri suiistimal edilse de yardım etme ve destek olma konusundaki kararlılıklarından vazgeçmiyorlar. Burada kazandıkları parayı başka ülkelere değil, kendi ülkelerine, kendi insanlarına harcıyor; ülke ekonomisine katkıda bulunmak onları mutlu ediyor, huzurlu hissettiriyor.
O halde soruyorum: Avrupa’daki gurbetçiler daha ne yapsın? Onları aşağılamaktan, ötekileştirmekten ve alay etmekten artık vazgeçin. Türkiye sevgisi, buradaki insanlarda herhangi bir siyasi manipülasyonla değiştirilemez. Bir eliniz yağda, bir eliniz balda diyerek buradaki tüm insanları küçümseyemezsiniz. Gurbetçilerin ne zor şartlarda çalıştığını ve kazançlarını nasıl değerlendirdiğini bilmeden konuşmayın.
Avrupa’daki gurbetçiler, Türkiye’yi sadece sevmekle kalmıyor; onu yaşatıyor, kalkındırıyor ve büyütüyor.
Vesselam…
Ömer Atıf
