
Tiel şehrindeki Rüya Düğün Salonu’nda gerçekleştirilen iftar programına çok sayıda davetli katıldı.
Programa, T.C.Amsterdam Başkosolusu Engin Arıkan T.C. Rotterdam Başkonsolosluğu Din İşleri Ataşesi Dr. Ali Parlak, Hollanda Türk Fedrasyon Başkanı Murat Gedik, IGMG Güney Hollanda Millî Görüş Başkanı Aktalan, IGMG Kuzey Hollanda Millî Görüş Başkanı Mustafa Hamurcu, TİCF Başkanı Ömer Altay. UID Başkanı Hasan Tekten, ASBİR Hollanda Başkanı Göksel Soyugüzel, HOTİAD Başkanı Hikmet Gürcüoğlu, Denk Partisi Amsterdam Meclis Üyesi Süleyman Koyuncu, çok sayıda STK temsilcisi, vakıf üyeleri ve Doğu Türkistan sevdalılarından oluşan 400 kişi katıldı.

“Doğu Türkistan diye bir ülke ve bir halk kalmasın diye uğraşıyorlar”
Doğu Türkistan Eğitim Vakfı Başkanı Abdurrahman Abdullah, bir selamlama konuşması yaparak davetlilere hoş geldiniz dedi. Abdullah, Doğu Türkistan’ın şimdiki konumunu anlatarak şu ifadeleri kullandı: “Muhterem Doğu Türkistanlılar ve Doğu Türkistan dostları, muhacir ve ensar kardeşlerim. Ramazan iftarı davetimize icabet ettiğiniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Bu Ramazan ayının bütün ümmetimize hayır, mağfiret, günahlardan arınma ve iyi bir başlangıca vesile olmasını diliyorum. Dualarımızın kabulünü, başta Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz olmak üzere, zulme maruz kalan bütün mazlumlara bir kurtuluş ümidi doğmasını niyaz ederim.

DOĞU TÜRKİSTAN: YOK EDİLMEK İSTENEN BİR HALK
Bu vesile ile önce Doğu Türkistan’dan bahsetmek istiyorum. 1949’dan beri Çin işgali altında olan Doğu Türkistan’da yaklaşık 40 milyon Türkistanlı yok edilme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Yıllardan beri, Dünya’nın gözleri önünde adları zorla değiştirilen, en ufak bir itirazda veya hak talebinde katliamlara uğrayan, ibadetlerine izin verilmeyen, âlimleri hapishanelerde şehid düşen, ülke adı bile Sin Kiang diye değiştirilen, Türkistan ismini ağzına bile alamayan Doğu Türkistan, bunca inkâr, asimilasyon, katliam ve işkenceden sonra, şimdi de eğitim ve zorunlu yer değiştirme adı altında yok edilmeye çalışılmaktadır.
Yüzbinlerce Türkistanlı, Çin’in Hoten bülgesine nakledildi, Doğu Türkistan’daki Çin nüfusu ise %70’e yaklaştı. Önümüzdeki yıllarda Doğu Türkistan diye bir ülke ve bir halk kalmasın diye uğraşıyorlar, Allah muhafaza. Geçtiğimiz 1 yılda Çin zindanlarında şehid olan Abdulhamid Damolla ile Muhammed Salih damolla’ya ve diğer şehid kardeşlerimize Allah’tan rahmet diler şehadetlerinin kabulünü niyaz ederiz.
Yapılan konuşmalarda, Doğu Türkistan’ın bir an önce Çin zulmünden kurtulması dileğinde ve çözüm önerilerinde bulunuldu.
“İyilik ilkesini ihlal ederek meşru hedeflere ulaşmak, başarılı olmak mümkün değildir”
Rotterdam Başkonsolosluğu Din İşleri Ataşesi Dr. Ali Parlak yaptığı konuşmada şunlara değindi: “Öncelikle Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin davetine icabet ettiğiniz için herbirinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu sizlerin Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin yanında olduğunuzu göstermektedir. Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz doğru bir şekilde bilgi alamadığımız zorlu bir süreç yaşamaktadır. Yüce Allah’ın fizik yasaları gibi ahlâk yasaları vardır. Bu ahlâk yasaları insanların bireysel ve toplumsal hayatını düzenleyen ilkeler olup, iyilik kavramı ile ifade edilmektedir. Kainatın özü rahmet ve iyiliktir. Allah mevcudatı iyilik ilkesine göre yaratmıştır. İnsanın en önemli görevi ise Allah, insan ve tabiat ile ilişkisini iyilik ilkesine göre inşa etmek ve yaşamaktır. Düşünce, his ve eylemlerini iyilik ilkesine göre düzenlemektir. Çünkü iyilik ilkesini ihlal edenlerin başarılı olması mümkün değildir. Tarih boyunca bu ilke ihlal edilerek insanlığa karşı yapılan her türlü zulüm ve işkence başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Firavunların binlerce yıllık imparatorluklarının sonunu masum İsrailoğullarının kanı getirmiştir. Firavun denizde boğulmadan önce masum insanların kanında boğulmuştur. Çünkü iyilik ilkesini ihlal ederek meşru hedeflere ulaşmak, başarılı olmak mümkün değildir. Bu sebeple insanlık ailesinin bir ferdine dünyanın neresinde olursa olsun bir baskı ve zulüm yapılıyorsa onun karşısında durmalıyız. Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz başta olmak üzere mazlumların çığlıklarına kulak vermeliyiz. Zulme ve işkenceye sessiz kalmak mazlumları değil ona sessiz kalanları öldürür, vicdanlarını karartır. Ben tekrar katılımınızdan dolayı teşekkür ediyorum. Yüce Allah’ın bütün mazlumlara yardım etmesini niyaz ediyorum. Bizlere insanlığın barış ve huzuru için çalışma azmi vermesini niyaz ediyorum.”

Davetliler iftarını yaptıktan sonra salonda kalanlar birbirleriyle sohbet ederek hoş ve güzel vakit geçirdiler.

