16 Mart 2003… Vicdanı işgale ezdirmez, kendini insanlığa feda eder. O gün tarih bir ismi daha ebedileştirir: Rachel Corrie…

Olmamız gereken yerde olan ölmemiz gereken yerde ölen altın saçlı bir kız. Vicdanı işgale ezdirmez, kendini insanlığa feda eder. O gün tarih bir ismi daha ebedileştirir:

ISM – International Solidarity Movement-Uluslararası Dayanışma Örgütü gönüllüsü ABD‘li bir barış aktivistidir. Gazze Şeridi’nin güneyinde Refah’ta İşgalci İsrail Askerlerine bağlı zırhlı bir buldozer tarafından kateledilmiştir. Son sınıfta okulunun tayiniyle Refah-Olympia kardeş şehir projesi kapsamında Gazze’ye gittiğinde İkinci İntifada sürmekteydi. Gazze’deyken İsrail İşgal Ordusu’nun Filistinlilerin evlerinin yıkılmasına şiddet dışı eylemlerle engel olmaya çalışan ISM aktivistleriyle tanıştı.

Gazze’ye geleli henüz iki ay olmamıştı ki , 16 Mart 2003 tarihinde iki İsrail buldozerine karşı 8 ISM aktivistinin 3 saatlik direnişi sonrasında vahşice katledildi. Ölümü öncesinde üzerinde parlak , fosforlu , turuncu bir yelek vardı ve megafon kullanıyordu. Öldürüldüğü esnada Filistin‘deyken tanıştığı dostu eczacı Samir Nasrallah’ın ailesinin evini yıkmaya çalışan İsrail buldozerinin karşısında duruyordu. Buldozer tarafından iki kez çiğnenmesi sonucu kafatası kırıldı, kaburgaları parçalandı ve akciğerleri delindi.

Corrie’nin ölümünden sorumlu olan Siyonist buldozer operatörü İsrail ordusunda bir askerdi ve kasıtlı bir şekilde Corrie’yi dünyanın gözleri önünde kasıtlı bir şekilde ezdi. Kan üzerine kurulan Siyonist İsrail hükümeti ise olayın bir kaza olduğunu ve operatörün Corrie’yi görmediğini iddia ederek yine Dünya komuoyu ile dalga geçti.

2005 yılında Corrie’nin ailesi İsrail’e karşı bir hukuk davası açtı. Davada İsrail, kapsamlı ve güvenilir bir soruşturma yürütmemekle, Corrie’nin ölümünden sorumlu olmakla ve Corrie’nin kasıtlı bir şekilde öldürüldüğünü ya da askerlerin umursamazca ve ihmalkar davaranışları sonucu öldürüldüğünü suçlandı. Corrie’nin ailesi 1 dolarlık sembolik bir tazminat talebinde bulunarak sadece Corrie ve onun savunduğu Filistin davası için adalet istediklerini göstermek istediler.

Ağustos 2012’de bir İsrail mahkemesi davayı reddetti ve İsrail’in 2003’teki askeri soruşturmasını onayarak İsrail Hükümeti’nin Corrie’nin ölümünden sorumlu olmadığına hükmetti.Dünya yine sessiz bir şekilde izledi tüm bu olup bitenleri. Bu karar İsrail yargı sisteminin ve soruşturmanın meşruiyetini bir kez daha ortaya koymuş oluyordu.

Rachel Corrie’nin anısına My Name Is Rachel Corrie (Ben adım Rachel Corrie) isimli tiyatro ve The Skies are Weeping (Gökyüzü Ağlıyor) isimli kantat tertip edildi. 2008 yılında Corrie’nin yazıları derlenerek Let Me Stand Alone (Bırakın Tek Başıma Direneyim) başlığı altında yayımlandı ve başlangıcı şöyleydi: “Dünyayı daha iyi bir yer haline getirmenin yollarını arayan genç bir kadının olgunlaşmasının penceresinden”