Birleşik Krallık’taki Müslümanların sayısı, göç geçmişleri, siyasal ve sosyal katılımları sıkça konu ediliyor. Ülke Profilleri serisinde Birleşik Krallık’ta yaşayan Müslümanlar ve ülkede İslam’a dair verileri ele aldık.
Birleşik Krallık’ın önde gelen aylık dergilerinden Prospect Magazine’e göre 2020 yılında Birleşik Krallık’ın 67.8 milyonluk nüfusunun, yüzde 7’lik bir oranı Müslümanlardan oluşuyor; bu da yaklaşık 4,7 milyon kişiye tekabül ediyor. Britanya Müslüman Konseyinin (Muslim Council of Britain – MCB) yapmış olduğu bir araştırmaya göre Müslümanlar Birleşik Krallık’ta Hristiyanlardan sonra en büyük ikinci dinî topluluğu oluşturuyor. Müslüman toplumun yüzde 67,6’sını, Asya kökenliler oluşturuyor; yüzde 10,7’si ise Araplardan ve diğer etnik gruplardan oluşuyor. Bu verileri yüzde 10,1 ile siyahi Müslümanlar ve yüzde 7,8 ile İngiliz veya İrlanda kökenli Müslümanlar takip ediyor. Ülkedeki Müslüman nüfusun üçte biri 15 yaşından küçük ve yarısı 25 yaşının altında.

“Toplumu Anlamak” (İng. “Understanding Society”) adlı bir ankete göre ülkedeki Müslümanların yüzde 37’si Birleşik Krallık doğumlu; yüzde 78’i ise Birleşik Krallık vatandaşı. (Bu veri Birleşik Krallık’ta doğan tüm Müslümanların aynı zamanda vatandaş da olduğunu varsayıyor.) 2011 nüfus sayımı verilerine göre Müslüman toplumun yaş ortalaması 25, ülke nüfusunun yaş ortalaması ise 40. Ayrıca toplam nüfusun yüzde 4’ü işsizken, bu oran Müslüman nüfus için yüzde 7,2’yi buluyor.

Birleşik Krallık’ta İslam ve Müslümanların Tarihi

Birleşik Krallık’a büyük gruplar hâlinde ilk Müslümanlar bundan 300 yıl önce geldi. Bunlar Hint yarımadasını sömürgeleştiren Doğu Hindistan Şirketi’nde çalışmak için işe alınan Hint denizcilerdi. Birleşik Krallık’a yaşanan Müslüman göçün bir sonraki aşaması Süveyş Kanalı’nın 1869 yılında açılısı sonrasında yaşandı. Bu göçmenlerin çoğu Yemen’den gelmişlerdi. 1950’li yıllarda ise yarımadadan Birleşik Krallık’a büyük bir Müslüman nüfus göçü gözlemlendi. Bu göçün arkasında yatan en büyük sebep İkinci Dünya Savaşı sonrasında ülkeyi inşa etmek için duyulan iş gücü ihtiyacıydı. Faslı Müslümanlar gibi diğer gruplar da 1960’lardan itibaren Birleşik Krallık’ta yüksek sayılarda bulunuyorlardı. Cezayirli Müslümanlar ise daha yakın zamanlarda mülteci ve sığınmacı olarak geldiler. Nijer kökenli Müslümanlar ülkeye önce 1950’lerde, daha sonra ise 1990’lı yıllarda temelde ekonomik sebeplerden ötürü yerleştiler. Irak ve Afganistan’dan gelenler ise ülkelerinde yaşanan savaşlardan dolayı daha yakın bir zamanda geldi.

İslâm’a karşı gerçekleştirilen Haçlı Seferlerinden sonra Birleşik Krallık bazı Müslüman ülkelerle daha yakın ilişkiler geliştirdi. Örneğin Kraliçe I. Elizabeth, İspanyol armadasına karşı Osmanlı Sultanı Murat’tan deniz gücü desteği istedi.

Kayıtlarda Müslüman olan ilk İngiliz olarak, 16. yüzyılda İslam dinine geçen John Nelson olarak geçiyor. 1641 yılına ait tarihî bir İngiliz dokümanında, Müslümanlar hakkında Londra’da yaşayan “bir Muhammedîler fırkası” tanımı yer alıyor. Bu zamanda İslam dinini seçen birkaç örnek mevcuttur ve bundan birkaç yıl sonra 1649’da Alexander Ross tarafından çevirisi yapılan ilk Kuran’ı Kerim tercümesi yayımlanır. 18. ve 19. yüzyıllarda İngiliz üst sınıfına mensup üyeler arasında İslam’ı seçen örnekler vardır. Bunların arasında, zamanında Birleşik Krallık’ın Osmanlı büyük elçisinin oğlu olan Edward Montagu da bulunur.
Perspektif “Ülke Profilleri” serisinde Avrupa ülkelerinde yasayan Müslüman ve göçmen kökenlilere dair önemli bilgileri derliyor.

Birleşik Krallık’ta Müslümanların Coğrafi Dağılımı ve Türkiye Kökenliler

Londra Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre Birleşik Krallık’ta toplam 600 bin Türkiye ve Kuzey Kıbrıs kökenli insan bulunuyor. Türkiye’den Birleşik Krallık’a yaşanan ve son zamanlarda artan göç, 19’uncu yüzyılın ilk yıllarında, farklı grupların göç tarihiyle birlikte başladı. Kıbrıslı Türklerin Birleşik Krallık’a göçü İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaşanan Kıbrıs krizi ve ekonomik sebeplerden dolayı yoğunlaştı.

Birleşik Krallık hükûmeti tarafından 2011 yılında yayımlanan nüfus sayımı raporuna göre Birleşik Krallık’taki Müslümanların yüzde 95’i İngiltere’de, yüzde 3’ü İskoçya’da, yüzde 1,6’sı Galler’de, yüzde 0,1’i ise Kuzey İrlanda’da yaşıyor. Müslümanlar Birleşik Krallık içinde belirli bölgelerde yoğunlaşmış durumda. MCB’nin yayımlamış olduğu rapora göre Müslümanların en yoğun olarak yaşadıkları ilk beş bölge: Birmingham, Bradford, Manchester, The London Borough Tower Hamlets ve The London Borough of Newham. Müslüman gençlerin Müslüman olmayan yaşıtlarına göre kendi ailelerinin yanında yaşama ihtimali oldukça yüksek.

Müslümanların Toplumsal ve Siyasi Katılımı

Tarihsel göç dağılımları Müslümanların Birleşik Krallık içinde belli coğrafi bölgelerde yoğunlaşmasına yol açtı ve Müslüman oylarının meclis seçimlerinde etkili olmasına sebep oldu. Birleşik Krallık’ta, aralarında Türkiye kökenlilerin de bulunduğu 2 milyondan fazla Müslüman seçmen bulunuyor, bu da toplam seçmen sayısının yüzde 13’ü ile 15’i arasında bir yüzdeliğe tekabül ediyor. ONS 2011 Nüfus ve Seçmen İstatistiği verilerine göre Müslüman seçmenlerin, 83 seçim bölgesinde (toplam seçim bölgelerinin yüzde 13’ü) seçmenlerin yüzde 10’unu ya da daha fazlasını oluşturduğu gözlemleniyor.

MCB tarafından yayımlanan bir araştırmaya göre Müslüman seçmenler 2019 genel seçimlerinde, 30’dan fazla bölgede seçim sonucunu etkiledi. “Müslüman Katılımı ve Gelişimi”ne (MEND) göre Müslüman seçmenler yaklaşık 50 seçim bölgesinde seçimi değiştirebilecek kadar oya sahip. Bu, Birleşik Krallık’ta herhangi bir partinin çoğunluğu sağlayamadığı bir durumda 50 koltuk demektir. Ayrıca, seçim bölgelerinden 9’da 1’inde Müslüman nüfus toplam nüfusun yüzde 10’unun ya da daha fazlasını oluşturuyor. 22 seçim bölgesinde ise Müslüman nüfus toplam nüfusun yüzde 20’sini ya da daha fazlasını oluşturuyor.

Müslümanların çoğunluğu (yüzde 64’ü) ülkede demokrasinin işleyişinden memnun olduğunu belirtiyor. Bu, Müslümanların demokratik süreçlerden genel İngiliz kamuoyuna göre daha mutlu ve demokratik kurumlara duydukları güveni dile getirmeye daha meyilli oldukları anlamına geliyor. Müslümanlar siyasette aktif olmanın fayda sağlayacağına toplumun diğer kısmından daha fazla inanıyor fakat çoğu kendilerini etkileyen kararlar hakkında çok az yetkileri olduğunu düşünüyor. Herhangi bir siyasi aktivizme dâhil olmuş olma ihtimali en yüksek olan grup ise Müslüman gençler.

2018 yılında İngiliz Müslümanların tutumları ile alakalı hazırlanan bir raporda ise, Müslümanların çoğu tek başına veya cemaatle düzenli olarak ibadet ettiklerini ve dinin kendileri için önemli olduğunu belirtiyor. Katılımcıların sadece yirmide biri civarı dinin kendileri için “aşırı önemli” ya da “çok önemli” olmadığını belirtiyor.
Hükûmetin Sosyal Hareketlilik Komisyonu, Müslümanların istihdam alanında başarılı olmaları önünde mevcut olan bir kısım engeller sıraladı. Bunlar arasında etnik azınlık tınısı olan isimlerin mülakâtlara daha az çağrılması ve eşit derecede başarıya ulaşmak için Müslümanların beyaz meslektaşlarından “10 kat daha çok” çalışmak zorunda hissetmeleri de bulunuyor. Ayrıca Müslüman kadınlar iş bulma noktasında üç zorlukla karşı karşıya: kadın olmalarından ötürü, etnik bir azınlık geçmişine sahip olmalarından ötürü ve Müslüman olmalarından ötürü.

Eşitlikler ve İnsan Hakları Komisyonu’na (EHRC) göre ülkede insanların yüzde 22’si Müslümanlara karşı olumsuz yargıya sahip. Müslümanların yüzde 70’i ise 2019 yılında din temelli önyargıyla karşılaştıklarını belirtiyor. Müslümanların ve İslam’ın İngiliz medyasında temsil edilişi konusuna gelince, akademik araştırmalar medyada Müslümanlara yapılan her nötr ya da olumlu atıfa karşı 21 olumsuz atıf yapıldığını ortaya koyuyor. Bu nedenlerden dolayı medya İngiliz Müslümanlar hakkında önyargıların, klişelerin ve yabancı düşmanı görüşlerin yayılmasında tamamlayıcı bir rol oynuyor. Bu da doğrudan nefret suçlarına, ayrımcılığa ve Müslüman toplulukların marjinalleştirilmesine katkıda bulunuyor.

İçişleri Bakanlığı istatistiklerine göre din gerekçeli işlenen nefret suçlarının 2018 ve 2019 yıllarındaki toplam sayısı 8 bin 566. Bu her hafta 165 saldırının, her gün ise 24 saldırının gerçekleşmesi demek. Ek olarak din yüzünden işlenen nefret suçlarının yüzde 47’si Müslümanlara karşı işleniyor. Bu da Müslümanların nefret suçlarından en çok etkilenen dinî topluluk olması demek oluyor. Müslümanlar Birleşik Krallık’taki azınlık gruplar içinde en fazla “iş ayrımcılığına” uğrayan kişiler. Bristol Üniversitesi’nin 2014 yılında yaptığı bir araştırmaya göre Birleşik Krallık’ta bulunan 14 etnik-dinî topluluk arasında istihdam olasılığı açısından en kötü durumda olanlar Müslümanlar.

Birleşik Krallık’ta İslamî Dernekler ve Camii Sayısı

Birleşik Krallıkta önde gelen Müslüman STK’lar arasında Müslüman Katılımı ve Gelişimi (MEND) derneği bulunmaktadır. MEND yerel cemiyet içinde İngiliz Müslümanları Birleşik Krallık medya ve siyasetine daha aktif bir biçimde katılmaları noktasında güçlendirmeyi ve cesaretlendirmeyi hedefleyen bir kuruluştur. MEND’in ayrıca İslamofobik ayrımcılığa ve İslamofobik nefret suçuna maruz kalmış kişiler için kurulan ücretsiz ve gizli bir danışma hizmeti olan İslamofobi Müdahale Birimi (IRU) bulunmaktadır. Bu birim Birleşik Krallık genelinde İslamofobi hakkında veri takibi yapmaktadır.

Bir başka önemli kuruluş ise Birleşik Krallık Müslüman Konseyi’dir (MCB). MCB Birleşik Krallık’ta yaşayan Müslümanların karşılaştığı dezavantajlara ve ayrımcılığa karşı mücadele eden bir çatı kuruluştur. MCB, ulusal, bölgesel ve yerel kuruluşlardan, camilerden, hayır kurumlarından ve okullardan oluşmaktadır. 500’den fazla çeşitli derneğin bağlı olduğu bu kuruluş, Müslümanları ulusal düzeyde temsil etmektedir.

“Tell mama” kuruluşu ise Müslüman karşıtı nefret olaylarını ve suçlarını rapor hâline getirme ve kayıt etme amacını sürdürür.

Muslims in Britain tarafından yayımlanan “Birleşik Krallık’taki Camiler istatistiği“ne göre 2017 yılında ülkede 1750 civarında cami bulunuyordu. Bu camilerin yüzde 90’ından fazlası İngiltere’de, geri kalanları ise İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’da bulunuyor. Ülkede aşırı sağcı kurumların yerel Müslüman cemaatler tarafından cami inşaatı için yapılan başvurulara karşı mücadeleleri sık sık ülke gündenine gelmekte. 2022’de yayımlanan bir raporda yer alan istatistiklere göre camilerin veya İslami kurumların yaklaşık yüzde 42’sin 2019-2022 yılları arasında dini motivasyonlu saldırılara maruz kaldığı belirtiliyor.
Mahmoud Ibrahim

Londra merkezli Mısırlı-İngiliz gazeteci olan İbrahim, Londra Üniversitesi’nde “Batı medyasında İslamofobinin sömürgesizleştirilmesi” konulu doktora araştırmasına devam etmektedir. İbrahim, BBC de dâhil olmak üzere çeşitli medya ve sivil toplum kuruluşlarında aktif olarak çalıştı ve danışmanlık yaptı.

Perspektif.eu