6 Haziran 2024 tarihinde yapılacak olan Avrupa Parlamentosu seçimleri için partiler ve adaylar sahaya indiler. 720 kişilik parlamentoya 31 üye gönderecek olan Hollanda’da 20 parti seçime katılacak. Türk kökenli 8 aday farklı partilerde yarışacak. Bu adaylardan biri de siyasi tecrübesi olan ve uzun yıllardır ‘S-Hertogenbosch Belediyesi’nde meclis üyeliği ve azalığı yapan Ufuk Kâhya. Gazete olarak Ufuk Kâhya’yı ofisimizde ağırladık hem gazetemiz hem de Youtube kanalımız için bir söyleşi gerçekleştirdik. Avrupa Parlamentosu seçimleri başta olmak üzere, yeni hükûmet, ırkçılık, şeciim ittifaklarını da konuştuk.  Kendisini siyaset arenasında ispat eden, toplumsal sorunlarımızın çözümü için uğraşan, adil, eşit, sosyal bir hukuk yönetiminin inşası için mücadele eden Ufuk Kâhya ile yapılan söyleşimizden keyif alacağınızı ve istifade edeceğinizi umuyoruz.

Ufuk Kâhya’yı okurlarımıza tanıtır mısınız, Ufuk Kâhya Kimdir?

Ufuk Kâhya, 36 yaşındayım. ‘s-Hertogenbosch kentinde yaşıyorum. Tilburg Üniversitesi’nde Kamu Yönetimi eğitimi aldım. Dedem Mustafa Kâhya 70’li yıllarda Hollanda’ya işçi olarak gelmiş, ben üçüncü kuşağım. 3 yıldır aktif olarak siyasetin içindeyim. ‘s-Hertogenbosch belediyesinde 8 yıl belediye meclis üyesi ve akabinde 5 yıl encümen (wethouder) olarak görev yaptım. Görevde bulunduğum süreçte eşitlik ve sosyal adalet için çok çaba sarfettim ve çok güzel başarılarım oldu. Önümüzdeki dönemdeaynı azimle çalışmalarımı Avrupa Parlamentosu’nda sürdürmek ve insanlarımızın Avrupa’daki sesi olmak istiyorum.

60’ların sonunda Emirdağ’ından Hollanda’ya gelen Mustafa Kâhya’nın torunuyum. Daha sonra ninemi ve babamı yanına alıyor. Ben Hollanda’da doğdum, büyüdüm, eğitimimi burada tamamladım. Son 10 yıldır yerel siyasette aktif olarak hizmet vermekteyim. Son 5 yıldır da Belediye Meclis Azası olarak görev yapmaktayım. 2022 yılında, Hollanda genelinde gençler için yaptığım çalışmalar neticesinde  “En İyi Genç Yönetici Ödülü”nü kazandım. “Eşit Şanslar Programı”nı oluşturdum. Bu program sayesinde çoğunluğu göçmen olan 7000 civarında, çocuğa daha iyi ve eşit fırsatlar sunuyoruz. Hem sağlıklı, hem spor ağırlıklı bir yaşam biçimi sunarak eğitim hayatlarında daha iyi yerlere gelmelerine zemin oluşturuyoruz.

Avrupa parlamentosu seçimlerinde de GL-PvdA listesinden 8. Sıradan adayım. Benim için heyecanlı bir seçim olacak. Emine Bozkurt’tan sonra Avrupa Parlamentosu’nda milletvekili olarak temsilcimiz yok. Ben bu vesileyle ikinci olmak ve toplumumuzun sesini Avrupa’da duyurmak istiyorum.

Neden siyaset arenasında mücadele etmeyi seçtiniz?

Çok basit bir örnek vereyim: Kardeşim staj için 30 yere başvurdu. Aynı sınıftaki öğrenci arkadaşları sırf adı Ahmet ya da Ayşe değil diye staj yeri bulurken, Müslüman olan kardeşim aylarca bekledi. Irkçılık her zaman her yerde vardı ama hiç bu kadar belirgin olmamış, su yüzüne çıkmamıştı. Bunun bir yansıması olarak da aşırı sağcı bir parti son seçimlerden birinci parti olarak çıktı ve hükûmeti kurmakla görevlendirildi. Bundan dolayı bu seçimler hayati önem taşımakta. Zaten bu seçimlere katılım yüzde 50’nin altında. Bir de bahaneler uydurarak gitmezsek bu oran daha da düşecek ve ırkçılar Avrupa Parlamentosu’nda da güçlenecekler.  Avrupa’nın bu seçim sonrası gideceği yön çok kritik. Bu seçimde insanlar Avrupa’nın ya adil bir yönetimle idare edilmesini ya da çifte standartlarla yönetilmesi yönünde oy kullanacaklar.

Yeni oluşacak hükûmette adı bakan olarak geçen bir kadının “Müslümanların özünde, kültüründe ırkçılık ve antisemitizm vardır, onlara özel kurslar düzenleyeceğiz” diyerek hedef göstermesi bu gidişattaki korkunçluğu gözler önüne sermekte. Bunun için oyumuza sahip çıkalım, her alanda katılım sağlayalım ve yönetime, yönetmeye dâhil olalım.

İnsanlarımız çok duyarlı idiler. Maalesef 2006’lı yıllarda sandığa küstüler ve bu küslük bizlere çok ağır bedeller ödetti, ödetiyor. Hollanda Türk toplumu Hollanda’ya her alanda büyük katkılar sunuyor. Sosyal, ekonomik, eğitim, vasıflı işçi alanlarında ama siyasi katılımda maalesef büyük bir hayal kırıklığı yaşıyoruz. Eski heyecan ve kararlılığı yeniden yakalamamız lazım.

Zira bu katılımız yakalayamazsak sistemdeki sıkıntı daha da büyüyecek. Ek Ödenekler skandalı açığa çıktığı için biliniyor, bunun gibi daha nice hukuksuzluklar yaşanıyor. Bunları duyuracak ve dur diyecek güç lazım. O güç de siyasi katılımdır.

Diyorlar ki, benim oyum ne işe yarayacak, versem de olur vermesem de. Hayır, senin o bir oyun o 720 kişilik parlamentonun şekillenmesi ve sesinin yankılanmasını sağlayacaktır. O derya içerisinde bir damla gibiyiz ama o ses orada duyulmalı, o renk oraya karışmalı.

“5 dakikanızı alacak oy verme işlemi belki de hayatınızın kalan bölümünü olumlu ya da olumsuz etkileyecektir.”

İki köklü partinin (GL-PvdA) seçim ittifakını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben gerekli diye düşünüyorum. Aynı siyasal perspektiften bakan iki siyasi partinin “Birlikte Güçlü Olalım” stratejisi ve düşüncesi ile hareket edildi ve meclisin ikinci partisi konumuna yükseldi. Bu Avrupa Parlamentosu’na da yansıyacak. Büyük ihtimalle bu birleşme bir kazanç olarak ırkçı partilerin önüne geçerek Avrupa’yı büyük bir tehlikeden koruyacak. Bazı konularda farklı düşünebiliriz bu çok normal ancak adil, eşit, özgür bir yönetim ve toplum inşası için birlikte hareket etmek kaçınılmazdır. Bu seçim eşit bir vatandaş olma, kalma mücadelesidir. Sandığa gitmeyerek onların eline kendimizi “ikinci sınıf vatandaş” statüsüne koyma yetkisi vereceğiz.

Seçilecek yerde olmanıza rağmen tercihli oya ne kadar ihtiyacınız var?

Tercihli oy ile seçilebilmek için 18 bin oya ihtiyaç var. Bu çok büyük bir rakam değil. Organize olmuş bir oy vermenin sonucunda toplumumuz kullanacağı tercihli oylarla en az 5 adayı parlamentoya yollayabilir. Benden yana kullanmalarını elbette isterim ama bana vermeseler de mutlaka oylarını kullansınlar, ırkçı partilerin yükselişini önlesinler. İkinci hedefim de, toplumumuzu layıkıyla temsil edilmektir. Farklı kesimler kendi seslerini duyurabilmek, siyasi arenada temsil edilebilmek için kadınları, gençleri, çiftçileri öne sürerek bir siyasi hareket başlatıyor ve başarılı oluyorlar da. Zira bir kadının sorununu kadın daha iyi anlatır. Peki bu hareket niye azınlıklarda yok. oysaki en çok mağdur olan onlar. Neden bu gidişata dur demezler. Önlerine konulan oy verme gibi bir fırsat varken neden geri tepilir.

“Bizler de siyaset arenasında adaletin, eşitliğin, özgürlüğün mücadelesin veriyoruz.”

Oy kullanma hakkında kısa bir bilgi verebilir misiniz?

Avrupa Parlamento seçimleri Hollanda’da 6 Haziran Perşembe günü yapılacak. Kendi oyunuzla birlikte 2 kişi adına da vekaletle oy kullanabiliyorsunuz. 5 dakikanızı alacak bu işlem belki de hayatınızın kalan bölümünü olumlu ya da olumsuz etkileyecektir. Bunun kararını da siz vereceksiniz. Ya adil, eşit, özgür bir dünya ya da çifte standart, üstünlük ve baskı dolu bir yönetime müsaade edeceksiniz. Oy pusulanız gelmediyse veya kaybettiyseniz seçimden iki gün öncesine kadar belediyeye müracaat ederek  yenisini alabilirsiniz.

Ülkelerin politikaları artık Avrupa Parlamentosu’nda şekilleniyor. Ondan dolayı bu seçimler hayli önemli olmalı. Seçmeni harekete geçirmek için neler söylersiniz?

Geçtiğimiz dönemde mensubu olduğum partinin girişimiyle Avrupa’da asgari ücret miktarı belirlendi. Bu uğraş, iki buçuk milyon insanın geçimini daha rahat sağlayabilmesine sebep oldu. Mesleki okulların Avrupa’da tanınması, staj ve eğitimde eşitliğin sağlanması, diğer göçmen grupların haklarının çalınması gibi sorunları gündeme taşıyarak çözüme kavuşturmalıyız. Birinci neslimizin de çok büyük sıkıntıları var. Onlara olan vefa borcumuzu da ödemek adına onlar için de bir şeyler yapmalıyız; yaşlılıklarını rahat ve huzur içerisinde geçirmeleri için politikalar üretmeliyiz. Kendi dil ve kültürlerinde hizmet alabilmeleri gerekiyor.

Avrupa bir yol ayrımında. Özgür, adil, hak ve eşitlik ilkesini savunan bir Avrupa mı olacak yoksa Amerika gibi büyük şirketlerin, sermayenin yönettiği, işçisini ezen, köleleştiren bir Avrupa mı olacak, buna toplumumuz karar verecek. Hollanda’nın nasıl idare edileceği, nasıl bir şekil alacağı Avrupa Parlamentosu’nda belirleniyor artık.

Dedem misafir işçi olarak gelmiş ama biz misafir değiliz, kalıcıyız, bu ülkenin bir parçasıyız ve hatta ev sahibiyiz. Bir ev sahibi gibi de evimizle ilgilenmeyiz. Geleceğimizi ona göre inşa etmeliyiz. Burası bizim ülkemiz, kendimizi her şeye rağmen ev sahibi gibi rahat hissetmeliyiz. Irkçı siyasilerin söylemleri bizleri çok rahatsız ediyor, endişeleniyor, içimize kapanıyor, topluma, ülkeye hizmet etmekten alıkonuyoruz. Oysa bizim insanımız toplumun her alanında katkı sunmak istiyor.

“Bizi yeni hükûmet ile korkunç bir gelecek bekliyor.”

Yeni hükûmetin parti protokolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bizi yeni hükûmet ile korkunç bir gelecek bekliyor. Hukuk ayaklar altına alınıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi “Sivilleri, çocukları öldüremezsin” diyor, bu kararın hemen ardından çocuklar, sığınak ve hastaneler bombalanıyor. İspanya “dursun bu soykırım” diyor, Hollanda destek açıklaması yapıyor. Hukuk Devleti üzerinde çok konuşuldu ama gereği yerine getirilmedi. Hukuk Devleti’nin gözü kördür, her bireye eşit yaklaşır. “Bu üst kültür” diye birin tutup kaldırmaz, diğerini, göçmeni, yabancıyı de sırt üstü bırakmaz. Eşitlik ilkesi maalesef bu tür yaklaşımlarla yıprandı, rafa kaldırıldı. Bizler de siyaset arenasında adaletin, eşitliğin, özgürlüğün mücadelesin veriyoruz. Benim bu süreçte geri durmam bu olumsuz gidişata ortak olmam demektir. Bundan dolayı özel hayatımızdan, ailemizden feragat ederek bir katkı sunabilir miyim, bu sorunları dillendirebilir, çözüm bulunmasına vesile olabilir miyim derdini, kaygısını taşıyorum.  Çok yıpranıyorsunuz, tez harcanıyorsunuz ama ona rağmen bu mücadeleden kaçma, kopma lüksümüz yoktur.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Avrupa Parlamentosu’nda senin sesin olmaya adayım!

‘s-Hertogenbosch Belediyesinde encümenlik (Wethouder 2018 – 2023) görevinde bulunduğum süreçte eşitlik, hukuk devleti ve sosyal adalet için çok çaba sarf ettim ve çok güzel başarılara imza attım. Önümüzdeki dönemde ise Avrupa geneli için Avrupa Parlamentosu’ndan çalışmalarıma aynı azimle devam etmek istiyorum.

Avrupa Parlamentosu’nda yeterince temsil edilmediğimizden haklarımızda yeterince savunulamıyor. Avrupa’da ırkçılık, nefret, kutuplaşma artarken sağduyu, empati, fırsat eşitliği için, adil bir dünyada yaşamamız, birlik olmamız ve beraberlik içerisinde hareket  etmemiz çok önemli.

Yetenekli insanlarımızın toplum içinde kaybolmaması, görülmesi ve takdir edilmesi için elimden geleni yapacağım.

Daha insancıl, daha barışçıl, tertemiz ve yemyeşil bir Avrupa’da, çifte standartsız, eşit şartlarda yaşayabilmemiz için çalışmalarımı sürdürmek istiyorum.

Etnik köken, gelenek ve göreneklerimiz ile çeşitliliğin toplumumuza katacağı güzellikleri tanıtabilmek ve Avrupa’da senin sesin olabilmek için desteğine ve oyuna ihtiyacım var.

Çocuklarımıza bırakabileceğimiz daha yaşanılabilir bir Avrupa için 6 Haziran 2024’te seni sandığa davet ediyorum.

Unutmayalım ki; Sen Ben YOK, Biz VARIZ!.. Lütfen oy kullanın. Çevrenizi de motife edin…

Zeynel Abidin