Yeri geldiğinde “çocuğuma bir zarar gelir” düşüncesi ile çocuğunu komşusuna dahi emanet edemeyen ebeveynler, rahat bir şekilde ‘televizyon’a bırakabilir çocuklarını.

Kontrol anne/babada olduğu müddetçe, sınırlar dâhilindeyken televizyon izlemenin bir sakıncası yok elbette. Benim bahsettiğim kontrolsüz ve sınırsızca çocuğu ekrana hapsetmek!

 

Hayatları “Korono’dan önce ve Korona’dan sonra” diye ikiye ayırdığımız şu pandemi günlerinde; evlere kapanmışlığın bunaltısı âdeta ekranlara kitlenmiş çocuklar ve Netflix’e bağımlı bireyler olarak atlatılmaya çalışıldı. Beyinleri uyuşturmanın en etkili yolu değil mi? Bir de bunlarla beraber çocuklara online eğitimler zorunlu hâle getirilince ellerinden telefon, tablet düşmez oldu.

“Kontrollü olmak” neden bu kadar önemli? Çünkü çocukların izledikleri çizgi filmler, animasyonlar, Youtube programlarının içinde onların ahlâkını bozacak çok fazla figür, resim, mesajlar var. Ölüm, cinsellik, şiddet, gerçek üstü unsurlar ve millî duyguları yıpratan olumsuz mesajlar bilinçaltı ikna yöntemleri ile çocuklara sunuluyor. İşte tam da bu sebepten çocuğumuz “hangi çizgi filmi izliyor, hangi Youtube kanalına bakıyor veya hangi oyunları oynuyor?” diye merak ederek, araştırma yapmalıyız.

 

Çocuklar kiminle uzun vakit geçirirse, onun alışkanlıkları, konuşma tarzı, bakış açısı ile biçimlenir. Bir zaman sonra çocuklar izledikleri çizgi film karakterleri ile kendilerini bütünleştirip, onları örnek almaya başlıyorlar. Her ebeveyn bu soruyu kendine sormalı: “Çocuklarımızın örnek almalarını istediğimiz kişiler kimlerdir?”

İslami çizgide yaşayan birçok kişi bu soruya, “Efendimiz (s.a.v.) veya sahabeler” diyeceklerdir eminim. Ya da “İslam öncülerinin, fikir adamları, bilim adamlarının isimlerini” verecektir. Onları tanımayan bir çocuğa, “hadi sende onlar gibi ol” demek; ya da böyle bir beklentiye girmek ne kadar mantıklı olabilir, biraz düşünelim.

 

Film sektöründe olduğu gibi, çizgi filmleri de genellikle yabancı kaynaklı yapımlardan izledik, izlemeye devam ediyoruz. Hâl böyle olunca istedikleri ahlâkî konuları, ideolojileri filmlerin içine yerleştirebiliyorlar. Bu konuda çok fazla araştırma konuları var, onlardan sadece birini burada paylaşmak istiyorum: ‘Tele-tabiler’ çizgi filmi. Hollandaca ismiyle ‘Teletubbies’ ‘Çizgi filmlerdeki subliminal mesajların çocuklar üzerindeki etkisi’ konulu makalede bu çizgi filmin, çocukların bilinç altına verdiği gizli mesajları araştırmışlar.

Çizgi filmde renkler oldukça canlıdır. Tele-tabiler kırmızı, sarı, yeşil ve mavi renge sahiptir. Yeşilliğin üzerinde de renkli çiçekler vardır. Işık önden vurmakta, gölgeleri arkalarında kalmaktadır. Hava bulutlarla kaplıdır. Gökyüzü âdeta görünmez. Çizgi film 0-3 yaş aralığındaki çocuklara hitap eder.

Çizgi filmdeki göstergeler (Yani görsel olarak ön planda olanlar) ise şöyledir:

Birinci gösterge insansı bir varlıktır.

Bunu Tele-Tabiler gösterir. Bunlar; tombul, farklı ten renklerine sahip, aynı beden özellikleri gösteren, göbeklerinde ekran bulunan insansı varlıklardır. Bireylerde cinsiyet ayrımının gereksiz olduğu gösterilmektedir.

İkinci gösterge şapkadır.

Bir sihirbaz şapkasıdır ama rengi siyah değil, alacalıdır. Siyah renk, Tele-Tabilerin neşeli hayatında kötü, mutsuz bir unsur olacağından bu renk tercih edilmemiş olmalıdır. Gösterilen ise büyüdür. Ardında “baş edemediğin ya da anlamlandıramadığın metafizik konuları büyü ile açıklamalısın” mesajı vardır.

Üçüncü gösterge, oyuncaktır.

Çocukların hayatındaki vazgeçilmez unsur oyuncak eğlenceyi ifade eder.

Dördüncü gösterge mekândır.

Yayla gibi bir yer gösteren durumundadır. Gösterilen ise kendi küçük grupları ile mutlu olan bu insansı varlıkların toplumun diğer elemanlarından uzak durmayı tercih etmeleridir.

Beşinci gösterge ise iletişimdir.

Göbeklerindeki ekran sayesinde uzak durdukları toplumla iletişim kurabilirler.

Üzülerek belirtilmelidir ki bu sevimli çizgi film subliminal/bilinçaltı mesajlarla doludur.

 

Çizgi filme yerleştirildiği düşünülen subliminal/bilinçaltı mesajlar şunlardır:

  • Kişi kendine uygun, kendine benzeyen küçük bir grupla gayet neşeli bir ömür sürebilir. Grup bunun için toplumdan kendini soyutlamalı, toplumun kurallarının geçerli olmadığı yeni bir dünya oluşturulmalıdır.
  • İhtiyaç hâlinde, topluma ulaşılabilecek teknoloji yanlarında bulundurulmalıdır.
  • Grubu oluşturan elemanların kadın ya da erkek olması önemli değildir. Toplu hareket edilir. Her şeyde beraber olunur, her zevk birlikte tadılır. Çizgi film boyunca hemen her yerde “sarılalım sıkı sıkı” ifadesi kullanılır. Bu cümlede masum bir kardeşlik var gibi görünse de ne yazık ki arka planda sapkın bir cinsellik duygusunu barındırdığı düşünülmektedir.
  • Çizgi filmdeki büyü unsuru Yaratan’ı yok sayma, eş koşma anlamına gelir. Başa çıkılamayan bir mesele kendinden güçlü ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan bir varlığa sığınmakla değil büyü ile çözülmek istenmektedir.’

 

Hâl vaziyet bu şekilde olunca, “çocuklarımız neden dinden soğuyor, neden şiddete meyilli, neden anne-babaya asi davranıyor?” anlayabiliyor insan. Ve günümüzde en büyük tehlikelerden biri de yukarda açıklama yapıldığı gibi tek cinsiyet üzerinde vurgu yapılıp kadın-erkek cinsiyetlerinin ortadan kaldırılmaya çalışılması.

 

Bu konu da apayrı, uzun uzun konuşulması gereken bir konu. Her şekilde uyanık olmak lazım!

Elif Bayraktar —◄◄