“Hitler Fransa’yı işgal ettiğinde buna karşı koyanlar ‘direnişçi’, İsrail Filistin topraklarını işgal ettiğinde buna karşı koyanlar ‘terörist’ oluyor”

Aşırı milliyetçi ve dışlayıcı ideolojiler olarak değerlendirilen siyonizm ve Hindu milliyetçiliği Hindutva’nın, Avrupa’da soykırım gerçekleştiren Nazilerden ilham aldığı belirtiliyor.

İbn Haldun Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Irfan Ahmad, AA muhabirine, Naziler, siyonizm ve Hindutva arasındaki benzerlikleri değerlendirdi.

Prof. Dr. Ahmad, Hindutva kavramını ortaya atan iki tarihi figür olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Hitler’in hedefi Aryan ırkın sözde saflığı ve bunun üzerine kurulu bir Alman ulusu inşasıydı. Vinayak Damodar Savarkar ve M. S. Golwalkar Hindutva ideolojisinin kurucuları. Golwalkar eserlerinde açık şekilde Nazilerin örnek alınması gerektiğini ve onlara öykündüğünü ifade ediyor. Hindutva bu fikri otantik Hintlere dönüştürdü tabii bu Hint hep Hindu olan oldu. Siyonizme geldiğimizde de onun tamamen Nazilerin zıttı olmadığını görüyoruz. Onlar bir dönem Yahudiler için söylenenleri farklı bir grup için yeniden üretiyor.”

İsrail’in ortaya çıkışında “saf ve otantik Yahudi ulusunu bir araya getirme fikri”nin olduğunu kaydeden Ahmad, bu fikrin Nazileri anımsattığını ve iki ideoloji arasında pek çok ortak nokta olduğunu söyledi.

Ahmad, Hindutva ve siyonizmin en önemli ortak noktaları arasında “dışlayıcı milliyetçilik” olduğunu dile getirerek, “İsrail söz konusu olduğunda bir Yahudi devleti görüyoruz. Hindistan’ın da her geçen gün etnik bir Hindu devleti olmaya ilerlediğini söyleyebiliriz. Bu anlamda tarihi Keşmir sorununun nasıl çözüleceği konusunda Hindutva politikacılar İsrail’in tecrübelerinden yararlanılması gerektiğini söylüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Demokrasilerin ittifakı söylemi

Siyonist ve Hindutva siyasiler arasında sadece benzerlik ve öykünme değil ayrıca açık ittifak bulunduğuna dikkati çeken Ahmad, İsraillilerin Orta Doğu’nun tek demokrasisine, Hintlerin ise dünyanın en büyük demokrasisine sahip olduklarını iddia ettiklerini kaydetti.

Ahmad, siyonizm ile Hindutva arasındaki ittifakın “demokrasi ittifakı” olarak lanse edildiğine dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

“Her ne kadar demokrasiden söz edilse de işin gerçeği bu değil. Biz aslında ittifakın İslamofobi ve Müslüman karşıtı nefret üzerinden yürütüldüğünü görüyoruz. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları başladığında birkaç yüz Hindu oradaki katliama ortak olmak için Yeni Delhi’deki İsrail Büyükelçiliğine giderek İsrail ordusuna katılmak istediğini söyledi. Basına verdikleri demeçte İslam’ın insanlığın ortak düşmanı olduğunu ve 56 Müslüman ulus devletle baş edebilecek tek devletin İsrail olduğunu belirtti. Demokrasiye dönecek olursak ne Filistinlilerin ne de Keşmirlilerin nihai egemenliğinin kullanılmasına izin verilmediğini görüyoruz.”

Sömürgeci yapı Filistin ve Keşmir’de devam ediyor

Pek çok düşünürün çağı “sömürgecilik sonrası dönem” olarak adlandırdığını ancak bu fikre katılmadığını aktaran Ahmad, kurumsal yapı, fikir ve düşünme biçimlerinde değişiklikler meydana gelse de pek çok yönüyle sömürgeci yapının devam ettiğini vurguladı.

Ahmad, Filistin ve Keşmir üzerinde uygulanan stratejilerin pek çok yönüyle İngiliz sömürgeci stratejilerine benzediğine işaret ederek, “İngiliz yönetimi ‘böl ve yönet’ ilkesine dayalıdır. Aynısını İsrail’in Filistin’de, Filistin direniş grubu içinde hizipler yaratmak için uygulandığını da görüyorsunuz. Hindistan’da aynı şeyi yapıyor.” görüşünü paylaştı.

Vatandaşlık bağlamında İsrail ve Hindistan’ın benzer bakış açısı ortaya koyduğunu anlatan Ahmad, dünyanın her tarafında Yahudilerin istedikleri gibi İsrail vatandaşı olabilmesine karşın pek çok Filistinlinin bin yıldır atalarının yaşadığı topraklara sadece vizeyle girebildiğini anımsattı.

Ahmad, Hindistan parlamentosunun 2019’da onayladığı “Yeni Vatandaşlık Yasası” hakkında değerlendirmelerde bulunarak, şunları dile getirdi:

“Bu yasayla Hindistan dışında yaşayan Müslümanlar dışında Hindular, Sihler, Budistler, Cainiler, Zerdüştler ve Hristiyanlar gibi topluluklara vatandaş olma prosedürü kolaylaştırıldı. İsrail’de de dünyanın neresinde olursa olsun bir Yahudi otomatik olarak İsrail vatandaşı olabiliyor. İsrailli ve Hint olmaya dair bu etnik ideoloji, sadece söylemden ibaret değil aynı zamanda hukuk terimleriyle de ifade ediliyor.”

“Tek standart Batılı güçlerin çıkarları”

Dünya sisteminde küresel ölçekte insan yaşamları arasında bir hiyerarşi olduğuna değinen Ahmad, Batı’nın Ukrayna’ya yaklaşımının Filistin’e yaklaşımından çok farklı olmasının buna örnek olduğunu söyledi.

Ahmad, Batılı iktidar elitleri, düşünce kuruluşları ve karar verici mekanizmaların İsraillilerin yaşamıyla Filistinlilerin yaşamına aynı değeri vermediğine vurgu yaparak, sözlerini şöyle tamamladı:

“İnsan yaşamına verilen değerde hiyerarşi ortaya çıktığında grupların eylemlerine yönelik de farklı tepkiler verilir. Hitler Fransa’yı işgal ettiğinde buna karşı koyan insanlar ‘direnişçi’, İsrail Filistin topraklarını işgal ettiğinde buna karşı koyanlar ‘terörist’ oluyor. Birçok kişi buna çifte standart diyor. Aslında bu çoklu standart. Başka bir açıdan düşündüğümüzde tek standart Batılı güçlerin çıkarları.”

Halil İbrahim Medet

@aa