Hollanda’nın Amsterdam şehrinde geçirdikleri keyifli bir günün ardından, ses sanatçısı Safiye Soyman ve iş adamı Faik Öztürk ile Türkiye’ye dönüşleri öncesinde Amsterdam’daki THE ADDRESS Restoranı’nda bir araya geldik. Bu özel buluşmada, Faik Öztürk’ün yaşam öyküsü ve insanlara dokunan anıları üzerine etkileyici bir sohbet gerçekleştirdik.

Faik Öztürk, hayatının zorluklarına rağmen nasıl başarılı bir iş adamı olduğunu ve bu başarıya ulaşmak için yaşadığı deneyimleri paylaştı. Özellikle, bir anne ve çocuğuyla tanışması sonucu gerçekleştirdiği duygusal ziyaret, onun yardımseverliğini ve insanlara olan duyarlılığını ön plana çıkaran önemli bir adım oldu.

Sohbetimizde Faik Öztürk, fakirlik ve yardıma muhtaç insanlarla karşılaştığında duyduğu içtenlikle, sadece ekmek yediği günleri hatırlayarak insanlara şükretmeyi öğütledi. Bu duygusal anlar, onun kalbinde derin izler bırakmış ve bu izleri paylaşarak insanlara ön yargılı olmamaları gerektiğini hatırlatıyor.

Safiye Soyman ise bu sohbetin içerisinde, sanat ve insanlık değerleriyle örülü bir perspektif sunarak, yaşadığı deneyimleri paylaştı. Amsterdam’daki bu güzel sohbet, hem duygusal hem de ilham veren bir hâlde kucaklıyor insanları.

İşte, iş adamı Faik Öztürk ile yaptığımız söyleşi…

Tarih: 28 Ocak 2024 Yer: Amsterdam, THE ADDRESS Restoran

Röportaj: Sedat Tapan

Konuk: Faik Öztürk

Sedat Tapan: Merhaba Faik Bey, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Faik Öztürk: Ben Faik Öztürk, İstanbulluyum. İş adamıyım.

Sedat Tapan: Hollanda’ya ilk defa mı geldiniz?

Faik Öztürk: Hayır, daha önce de gelmiştim.

Sedat Tapan: Hollanda’da neler yaptınız?

Faik Öztürk: Safiye Hanım ile birlikte bir programa katıldık. Program çok başarılı geçti.

Sedat Tapan: Programdan sonra Hollanda’da neler yaptınız?

Faik Öztürk: Amsterdam’da biraz dolaştık, alışveriş yaptık.

Sedat Tapan: Bugün de buradasınız, nasılsınız?

Faik Öztürk: Çok iyiyim, teşekkür ederim.

Sedat Tapan: Faik Bey, sizinle tanıştıktan sonra çok etkilendim. Çok mütevazı ve yardım sever bir insansınız. Bu özelliğinizden biraz bahseder misiniz?

Faik Öztürk: Ben fakir bir aileden geliyorum. Hayatım boyunca çok zorluklar çektim. Bu yüzden fakir insanların durumunu çok iyi anlıyorum. Onların sorunlarını çözmek için elimden geleni yapmaya çalışıyorum.

Sedat Tapan: Bu konuda yaşadığınız herhangi bir anınız var mı?

Faik Öztürk: Tabii ki, çok var. Bir gün İstanbul’da bir kız çocuğuyla tanıştım. Bu çocuğun annesi yatalak hastaydı. Hasta olan anne, beni çok beğendiğini ve tanışmak istediğini söylemiş. Ben de o anneye ziyaret edeceğimi söyledim. Anneyi ziyaret ettiğimde çok mutlu oldu. O kadar mutlu oldu ki, hareket etmekte zorlanmasına rağmen yataktan kalkıp oturdu. Bu durum beni çok mutlu etti.

Sedat Tapan: Başka bir anınız var mı?

Faik Öztürk: Bir gün bir restoranda bir anne ve iki çocuğuyla karşılaştım. Annenin çok üzgün olduğunu fark ettim. Acaba babaları onları terk mi etti diye düşündüm. Yemeğini yeyip kalkana kadar onları takip ettim. Belki bir sıkıntıları vardır diye. Bu gibi durumlar beni çok etkiliyor ve yardım etme isteği duyuyorum.

Sedat Tapan: Faik Bey, yardım severliğiniz sadece insanlarla sınırlı değil. Çöpe atılan ekmekleri gördüğünüzde çok üzülüyorsunuz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Faik Öztürk: Ben zamanında çok kez sadece ekmek yedim. O ekmeğin ve yanındaki kuru peynirin kıymetini iyi bilirim. Bu yüzden çöpe atılan ekmekleri gördüğümde çok üzülüyorum. İnsanlara şükretmeyi öğrenmemiz lazım.

Sedat Tapan: Faik Bey, röportaj için çok teşekkür ederiz.

Faik Öztürk: Ben teşekkür ederim.

Söyleşi notları:

Faik Öztürk, röportajında fakir insanların sorunlarına karşı duyarlılığını ve yardım severliğini dile getirdi. Kendisinin de fakir bir aileden geldiğini ve bu yüzden fakir insanların sorunlarını çok iyi anladığını söyledi. Bu konuda yaşadığı bazı olayları da anlattı. Çöpe atılan ekmekleri gördüğünde çok üzüldüğünü ve insanların şükretmeyi öğrenmesi gerektiğini ifade etti.

Faik Bey ile yaptığımız sohbet, umarım insanların kalplerine dokunmuştur.  Safiye Soyman ve Faik Öztürk’ün Amsterdam’daki bu güzel sohbeti, insanların asla ön yargılı olmamaları gerektiğini bir defa daha gösterdi.

Söyleşi: Sedat Tapan