Günümüzde en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, yaşam ve yaşam sonrası hayat için nasihat dinlemek, bilgilenmek ve bu edindiğimiz birikimi hayatımızda pratize etmektir. Bundan dolayıdır ki bu makalemizde sizlere bazı nasihatlerde bulunmak ve acizane düşünce hayatınıza bir pencere açarak yeniden sizinle hemhal olmaktır.

Buyurun başlayalım…

Ey Mümin! Nerede ne konuşacağını bil ve muhatabın sosyal hayattaki konumunu göz önünde tutarak davran. Herkese eşit şekilde konuşamazsın. Çünkü herkesin eğitim seviyesi aynı değildir.

Kişilerin yaş durumlarına göre konuşabilmek için, özel gayret göstererek kendini yetiştirmen gerekir.

İnsan olmanın erdemine erişemeyen ve buna göre davranmayanlar, sonuçta hayata ve hatta kendilerine bile faydaları olmayacaktır.

Dünya hayatının imtihan yeri olduğuna inanır ve yine bildiğimizi okursak, buradaki sorun, büyük gaflet ve vurdumduymazlık olduğu kesindir.

Ne olursan ol olgunluktan taviz verme. Zira bununla emrolunduk.

Bilgili olmaya bak, zira olumsuz iş cehaletten kaynaklanır. Büyüklerine saygılı ol, zira saygısız davranmak kişiyi alçaltır. Küçüklerine merhamet et, zira bu sıfat imanla bağlantılıdır. İnsanlara yardım etmeyi unutma! Zira sonuçta kazanan sen olacaksın…

Hayatta en önemli şey, zoru başarmaktır. Bazı İnsanlar her şeyin kolayına kaçarak başkalarına haksızlık ettiklerini düşünmezler. Çünkü zor olandan kaçanlar, başkalarına bıraktıkları yükten dolayı sorumlu olduklarının bilincinde değildirler. Her kaçış, kişiye sorumluluk borcunu bırakır.

İyi niyetle yapılan ve işlenen sevapları, ağzından çıkan bir lafla yok etme. Zira İslam’da kötü söz yasaklanmıştır. Yasaklanan bir fiilin işlenmesi hâlinde, yerine getirilen âmeli yaralar. Yaralı şeyin iyileşmesi, kişinin iradesini doğru kullanarak yaşamında temiz sayfa açmasıdır.

Kişiye günah olarak bencil davranması yeter. Bazıları, (bilamerhame) kendi penceresinden olaylara bakarak başkalarına etiket yapıştırması, kendini temize çıkartma ameliyesinden bigane olmadığı ortadadır. Bunu bildiğin hâlde hâlâ kendini kandırmaya devam edecek misin? Sen bilirsin!

İhsan ile imkân arasındaki fark, “bir vücutta iki aza gibidir” formülasyonundan ibaret bir hakikattir. Bu kavramlar birbirine bağlıdır. Biri olmazsa öbürü olmaz. Netice itibariyle kavramlar, bir mekânı inşa eden tuğlalar gibidir. Onları yerinde ve zamanında kullanmak gerekir…

Koronavirüsünün yaz ayında azalacak beklentisi, maalesef boş çıktı. Daha da yayılarak devam ediyor. Bunun en büyük sebeplerinden biri de, insanların kurallara uymamasıdır. Kendi canlarını tehlikeye atmaları mantıklı bir davranış değildir. Unutma! Kurallara uymak, mü’mince bir duruş ve bu musibetten kurtulmanın yegâne ilacıdır…

Kişiyi başkalarından en çok uzaklaştıran şey gönül koymaktır. Bu tür davranışların semeresi yalnız kalmaktır. Önemli olan hiç bir zaman küsmemektir. Hayatı anlamlandıran şey, insanlar içinde ve onlarla birlikte sorunlarını dinleyerek çözüm yollarını aramak ve böylece Allah’ın muradına vasıl olmaktır.

Taban tabana birbirine zıt olan kişiler, birbirlerinden uzaklaşmaları söylem anlamında belki bir şey ifade edebilir. Fakat pratikte fiile döküldüğü an, iman bağlamında sorumluluğun devreye girdiğini unutmamak gerekir. Gerek eylemde ve söylemde dikkat edilmesi genel ilkedir!

İnsanoğlu o kadar zayıf ki ne sıcağın ve ne de soğuğun fazlasından hoşlanır. Şikâyeti bitmez bir varlık. Oysa onun en büyük hasleti sabretmek ve imtihanı kazanmak olmalıdır. Sabır, mü’minin en büyük vasıflarındandır. Hayatın hikmetine bu zaviyeden bakılırsa ancak anlaşılabilir. Kul ve insan olmak buna bağlı kalmaktır.

İnsanoğlunun acizliğini bilmesi, mütevazı davranmasına sebep olan ve hayata tutunmasına yardımcı olan vasıftır. Küçük ve büyük dağları ve her şeyi yaratan Allah’tır. Halk dilinde gururlanan kişi için alaysı kullanılan bu tabire işaret etmek, uyarmaktır. Hikmetin aslı kendini bilmektir!

Yokluğun varlığında ebedilik aramak, sonsuzluk inancının inkârında ve yokluk girdabına düşüşün göstergesidir. Hâlbuki insan için bütün mahlukatın var edilmesi, onun ne kadar mükerrem ve eşrefi mahlukat bir varlık abidesi olduğunun göstergesidir.

Unutma! En temiz ve faydalı şey, insan vücudu ve zihni faaliyetleri için her şeyin sustuğu, ortalığın durulduğu ve aklın yorgunluktan kurtulduğu andır. Bu an sabahın yaklaştığı ve karanlığın aydınlıktan ayrıldığı zamandır. Her anı yakalamak zordur. O anı beklemek kararlılıktır.

Bilinmelidir ki, sosyal iletişimde hukuk, insanların bir arada iletişime geçtikleri ve sosyal hayat nizamının devamlılığıyla başlayan ve topluma sistematik yaşam alışkanlığı kazandırmak için birleştikleri sözleşmedir.

Bu sözleşmeye uyularak, haktan ve hukuktan bahsedebiliriz. Bu muahedenin dayandığı temel referans, aklın ve vahyin birlikteliğidir.

Adalet ise, bu işin ruhudur! Buna uymak vaciptir… Sosyal adaletin zedelendiği yerde İnsanlar, birbirinden uzaklaşır ve kaos hâkim olur. Şunu tekrarlamada fayda vardır: Koronavirüsü ile birlikte bu hâl zirve yapmıştır. Hâlbuki içtima-i hayat anlayışımız ve inancımız gereği bunun tam tersi olmalıydı. Hiç bir insan: “Ben inzivaya çekildim huzur buldum” iddiasında bulunamaz ve kendini bu hâle adapte edemez. Huzur, birlikte yaşamadadır!

 

Nihayet İnsan, evvel emirde neyin hesabını yapması lazım geldiğini unutması hâlinde, istikbale dair hedeflerini belirlemede boşlukta kalır ki, yaradılış hikmetini anlamada ve buna göre hayat anlayışını inşa etmede ve pratiğe dökmede geç kalmış olur. İşte, bu anlamda zamanı israf etmemek gerekir.

Bir mevzuda taraflar tartışmaları, var olan sorunu çözme ve herkesin düşünce bazında rahatlamalarını sağlamak içindir. Yanlış algılanan veya yanlış fiile aktarılan sorunların tartışma ortamında ele alınması, medeni bir tasarruftan ibarettir. Kaçınmanın anlamı ve mantığı yoktur.

“Her şey göründüğü gibi olmadığı ve her görünenin dünyada alıcı bulamadığı” hakikatini idrak etmekten uzak yaşayanlara dil dökerek tebliğ etmenin zevkine varmak, hilkatin sorgulanmasından vareste kalmamaktır.

İşte marifet burada tecelli ederek yaşanır maksad…

Yaşamla ölüm arasında dengeli ve düzenli hayat yaşamak, bu kâinatı yaratanın kulları için koyduğu hak ve hukuk umdelerini açıklanan inanç esaslarına uymakla mümkün olduğunu Kur’an ve sünneti açıklayan âlimlerin ortaya koydukları eserlerden okuyoruz. Salt akılla her şey anlaşılmaz! Selam ve dua ile…

İbrahim Turgut