DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, “Türkiye-Hollanda İşgücü Anlaşması’nın 57. Yıl Dönümü” vesilesiyle bir basın açıklaması yaptı.

Hollanda’da yapılan düzenli araştırmaların işgücü piyasasında yaşanan ayrımcılığı net bir şekilde gözler önüne serdiğine ve bu konuda atılması gereken acil adımların olduğuna dikkat çeken Yeneroğlu basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

Hollanda’daki Türkler İki Ülke Arasında Köprü

Türkiye ve Hollanda arasında dört asırlık çok köklü bir ilişki mevcuttur. 17. yüzyıldan beri devam eden diplomatik ilişkilerimiz, 19 Ağustos 1964 tarihinde imzalanan işçi anlaşması sonrasında Hollanda’ya yerleşen Türk nüfusun varlığıyla daha farklı bir boyuta taşınmıştır. Bugün Hollanda, Avrupa’da en çok Türk vatandaşının yaşadığı üçüncü ülke konumundadır. Hollanda İstatistik Kurumu’nun (CBS) verilerine göre, Hollanda’nın toplam 17 milyon 514 bin 139 olan nüfusunun %24,8’i (4.347.695 kişi) göçmen kökenlidir ve Türkler, 424 bin 895 kişilik nüfusu ile göçmenler arasındaki en kalabalık etnik grubu oluşturmaktadır.

İki ülke arasında tarih boyunca güçlü siyasi ve ticari ilişkiler olmuştur ve Hollanda, Türkiye’ye en çok doğrudan yabancı sermaye yatırımı yapan ülke konumundadır. Resmî verilere göre, Türk özel sektörünün de Hollanda’da hatırı sayılır bir yatırımı mevcut olup; 2002-2019 döneminde bu yatırımlarının toplamı 13 milyar doları aşmıştır. Hollanda’da Türk girişimciler tarafından kurulan şirketlerin sayısının 23 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu şirketler toplam 6 milyar Avro dolayındaki yatırımla yaklaşık 80 bin kişiye istihdam sağlamakta ve takriben 8 milyar Avro düzeyinde ciro oluşturmaktadır.

“Ülkede yaşanan skandal ve hukuksuzluklar daırkçılığın kurumsal olarak geldiği noktayı göstermektedir”

Güçlü ekonomik ilişkilerin güçlü toplumsal bağları beraberinde getirmesi beklenirken Hollanda, ülkesindeki Türk toplumuna yönelik yeni uygulamalar getirme çabası içerisine girmiştir. 1960 Ortaklık Anlaşması gereği, Hollanda’ya göç edecek Türklerin zorunlu entegrasyon sınavlarından muaf olması gerekirken, 1 Ocak 2022 tarihi itibariyle uygulanmaya başlanacak Yeni Uyum Yasası ile Türklerin de entegrasyon sınavlarına girmesi zorunlu hale getirilecektir. Bu durumda Türk vatandaşlarının, Hollanda elçiliklerinde girecek oldukları sınavlarda başarılı olması beklenmekte ve ancak bu sınavda başarılı olmaları halinde göç etmeleri mümkün hale gelmektedir. Öte yandan geçtiğimiz yıl sonunda Hollanda Vergi Dairesi’nin göçmen kökenli vatandaşlara ayrımcılık yaparak, haksız yere dolandırıcılıkla yaftalayıp zarara uğratması ile ilgili kurulan meclis komisyonu raporunun ortaya çıkardığı skandal ve hukuksuzluklar da ülkede ırkçılığın kurumsal olarak geldiği noktayı göstermektedir.

COVID-19 salgınından Avrupa’daki göçmen ve azınlık gruplarının daha fazla etkilendiği resmi tespitler arasındadır. Hollanda’da SCP tarafından yapılan “İşgücü Piyasasında Gelecek Vaat Eden Entegrasyon Politikası” araştırmasına göre, işgücü piyasasında göç geçmişi olan grupların kırılganlığının pandemi döneminde daha fazla arttığı ve daralmanın göçmenlerin ağırlıklı olarak çalıştıkları sektörlerde belirgin olarak görüldüğü tespit edilmiştir. Türkler de dahil olmak üzere, uzun göç geçmişine rağmen halen göçmen grupların kırılganlığı aynen devam etmekte ve bu konuda etkili politikalar üretilememektedir.

Yine istihdam alanında maruz kalınan ayrımcılıklar da yurttaşlarımızın sorunlarından birini oluşturmaktadır. Hollanda Sosyal İşler ve İstihdam Bakanlığı tarafından yaptırılan bir araştırma, istihdam açısından göçmen kökenli insanların fiilî ayrımcılıklara maruz kaldığını göstermiştir. Bakanlık adına yapılan araştırma çerçevesinde, iş arayanlara firmaların eşit davranıp davranmadığını anlamak için 4 bin sahte iş başvurusu gönderilmiş, Hollandaca isim yazanların işe çağrılmada yüzde 40 daha yüksek şansa sahip olduğu tespit edilmiştir. Hollanda’da bu konuda yapılan düzenli araştırmalar işgücü piyasasında yaşanan ayrımcılığı net bir şekilde gözler önüne sermekte ve bu konuda atılması gereken acil adımlar olduğunu göstermektedir.

Mevcut politikalar Hollanda’da yaşayan Türk toplumunun farklılıkları ve dezavantajları dikkate alınarak iyileştirildiği takdirde Hollanda ve Türkiye arasında 400 yıldan beri var olan ilişkilerin daha da ilerlemesi mümkündür. Hollanda’daki Türkler bu açıdan, Hollanda ve Türkiye arasında insani bir köprü vazifesi görmektedir.

Türkiye-Hollanda İşgücü Anlaşması’nın 57. yılında, ülkelerimiz arasındaki dostluk ilişkilerinin iki toplumun da refahına katkı sunacak şekilde güçlenmesini temenni ediyor; göç tarihinin öznesi olan tüm insanlarımıza şükranlarımı sunuyorum.…