Avrupa’nın birçok yerinden üniversiteli gençlerin katıldığı IGMG ÜNİYES Programları başarıyla tamamlandı. Programda Modern Kültürde Müslümanca Yaşamanın İmkânı konusunda bir ders de yapıldı.

İslam Toplumu Milli Görüş Gençlik Teşkilatı Üniversiteliler Başkanlığının düzenlediği Üniversiteliler Yatılı Eğitim Seminerlerinin (ÜNİYES) ikincisi tamamlandı. ÜNİYES programına Avrupa’nın birçok yerinden üniversiteli genç katıldı.

İkinci ÜNİYES programı çerçevesinde İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tekin, modernizm, din ve bireyselleşme ilişkisi ile modern kültürde Müslümanca yaşamanın imkânı meselesine dair 4 oturumluk ders yaptı.

Üniversiteliler komisyonu üyesi Bilal Şen’in Kur’an-ı Kerim tılaveti ile açılışın yapılmasının ardından IGMG Gençlik Teşkilatı Başkanı Furkan Kahraman ve IGMG Üniversiteliler Başkanı İsmail Türk katılımcıları selamlayarak, yeni başlayacak olan 6. Dönem Özel Eğitim programı hakkında bilgilendirmelerde bulundu.

“POST/MODERN KÜLTÜRDE MÜSLÜMANCA YAŞAMANIN İMKÂNI”

Pagan kültürünün oluşmasına zemin hazırlayan post-modern dönemde insanın hızla Nihilizme doğru yönelmekte olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mustafa Tekin, derslerinden birisini “Post-modern dönemde nasıl Müslümanca yaşanır?” sorusuna cevap vererek işledi.

İzah için, konunun temel felsefesi üzerinde durarak, farklı fikir dünyaları ile ilişki kurmanın ama aynı zamanda geleneğe bağlı kalmanın gerekliliğini açıklayan Prof. Tekin, geleneği olmayanın geleceğinin de olmayacağına vurgu yaptı.

Tekin, bu adımları takip ettikten sonra içinde bulunduğumuz sorunun çözümüne odaklanma ve üretici olmak gerektiğinin, bunu yapabilmek için de çok çalışmanın elzem olduğunun altını çizdi.

“MODERN KÜLTÜRDE DİN VE BİREYSELLEŞME İLİŞKİSİ”

Modern kültürün ana merkezinin, bireyin kendisini, geçmişten beri alışageldiği gelenek ve din gibi birtakım bağlarından azat ederek, tüm kararlarını kendisinin alabildiği bir varlık olarak görmesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Mustafa Tekin bu kültürün beraberinde getirdiği “bencilleşme” ve “yalnızlaşma” kavramları üzerinde durdu. Bunun sonucu olarak, insanın kendini ve kendi çıkarlarını merkeze almasıyla toplumsal dayanışma fikrine yabancılaştığını, insanları bir amaç için bir araya getirebilecek en güçlü araç olan dinin otoritesini kaybettiğini izah eden Tekin, burada önemini kaybeden noktanın sorumluluk bilinci olduğunu da ekledi.

“MODERN KÜLTÜRÜN BİLEŞENLERİ”

Modern kültürün tarihsel gelişimini anlatarak konuya giren Tekin, pre-modernizm, modernizm ve post-modernizm dönemlerinin oluşmasına etki etmiş olaylardan bahsetti. Bu sürecin ilerlemesiyle merkezi otorite fikrinin ontolojik, epistemolojik ve etik/estetik açıdan değişim aşamalarını birçok filozofun söylemlerinden ve günümüzde konu üzerine yazılmış kitaplardan örnekler vererek açıkladı. Modern kültürün bileşenlerini sırasıyla anlattıktan sonra modernizmin temelinde ‘bireyin’, ‘tanrı’ ve ‘din’ fikrinin yerini aldığını belirtti.

“Sekülerleşme: Din-Dünya İlişkisinde İnsan” başlığı altında ikinci dersini işleyen Prof. Tekin, sekülerleşme sürecinin, tanrı fikrinden ayrı olarak değil, tam tersi, kilisedeki düşünürlerin sorgulamaya başlaması ve cevabını ararken gözünü kutsal kitaba değil de doğaya çevirmeleri ile başladığını açıkladı.

Ruhbanlık sınıfını ortaya çıkaran ve “dünyaya sırtını dönmüş” olarak nitelendirilebilecek Hristiyanlık inancından yola çıkarak konuya açıklık getiren Mustafa Tekin , modernizm sürecinde önemli rol oynayan Protestanlık inancıyla beraber Hristiyanlığın “yüzünü tekrar dünyaya çevirdiği” düşüncesinde olduğunu vurguladı.

Tekin ayrıca, ahiret inancı sebebiyle insana öteki dünya için bu dünyada hazırlık yapma sorumluluğu yüklediğinden, dinin dünya ile önemli bir ilişki içinde olduğunu da ifade etti.

Hasene