İsrail’in, halkı zorla aç ve susuz bıraktığı abluka altındaki Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda can kaybı son 24 saatte 86 artarak 30 bin 717’ye yükseldi.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in 152 gündür sürdürdüğü saldırılara ilişkin bilgi verildi.

İsrail ordusunun son 24 saatte 86 Filistinliyi öldürdüğü belirtilen açıklamada, toplam can kaybının 30 bin 717’ye yükseldiği aktarıldı.

Son saldırılarda 113 Filistinlinin yaralanmasıyla toplam yaralı sayısının 72 bin 156’ya çıktığı kaydedildi.

İsrail güçlerinin, Han Yunus ve Gazze’nin kuzeyinde bugüne kadar 348 sağlık personelini öldürdüğü, 269 sağlık personelini de alıkoyduğu kaydedildi.

Açıklamada ayrıca İsrail’in Gazze’de son 24 saatte “9 katliam” gerçekleştirdiği, enkaz altında ve yol kenarlarında hâlâ ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.

İsrail’in Batı Şeria’daki askeri noktaları Filistinliler için hayatı çekilmez hale getiriyor

İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki Filistin beldelerini kuşatma altına alması ve aralarına “kontrol noktaları” kurması, bölgede bir yerlere gitmeye çalışanlar için gündelik hayatı çileye çeviriyor.

Doğu Kudüs ve Batı Şeria’yı 1967’den bugüne işgal altında tutan İsrail, Batı Şeria’yı “askeri uygulamalarla” yönetiyor. Filistinliler, Batı Şeria içinde de İsrail’in kurduğu kontrol noktalarından geçerek işlerine ve evlerine ulaşıyor. Gazze Şeridi’nden 7 Ekim 2023’te düzenlenen saldırılar ve İsrail’in o günden bu yana bölgeye bombardımanı gerilimi daha da tırmandırdı.

İsrail, bu dönemde Batı Şeria’daki askeri ve işgal uygulamalarını giderek katılaştırdı. Filistin beldelerinin giriş çıkışlarındaki noktaları beton bloklar, demir bariyerler veya iş makineleriyle yığdığı toprakla kapatan İsrail ordusu, şehir ve belde gibi büyük yerleşim alanlarının da çıkışlarına askeri noktalar kurdu.

Batı Şeria’da yaklaşık 3 milyon Filistinli, İsrail’in işgali altında

İşgal altındaki Batı Şeria geneline yayılmış yasa dışı Yahudi yerleşim birimleri ve kaçak yerleşim yerlerinde yaklaşık 500 bin yerleşimci İsrail kanunlarının koruması altında yaşıyor.

İsrail’in işgal uygulamaları altındaki 3 milyon Filistinli, bölgede seyahat etmek istediğinde, silahlı asker ve silahlı özel güvenlik güçlerinin beklediği 200 kadar kontrol noktasından geçmek zorunda kalıyor.

Bunun dışında İsrail askerleri, Filistinlilere ait köy, kasaba, belde ve şehirlerin giriş çıkışlarına da istedikleri zaman kontrol noktası kurabiliyor.

İşgal altındaki bölgede kavşaklara bulunan bazı kontrol noktalarında sadece Yahudi yerleşimcilerin geçişine izin veriliyor, Filistinlilerin geçişi ise engelleniyor.

Birleşmiş Milletlerin (BM) Ağustos 2023’te açıkladığı rakamlara göre, Batı Şeria genelinde Filistinliler trafiğe çıktıklarında önlerinde farklı türde 645 kadar fiziki engel bulunuyor.

İnsan hakları örgütleri, İsrail askerlerinin kontrol noktalarında Filistinlileri “sözlü, fiziksel taciz ettiği, haklarını ihlal ettiği ve yollarından geri çevirdiğine” dikkati çekiyor.

Gazze Şeridi çevresinde 7 Ekim’de başlayan olayların ardından İsrail ordusu, Batı Şeria’da Filistin beldelerine çıkan ana yolları beton blok, demir bariyer ve toprak duvar çekerek araç geçişlerine kapatması nedeniyle Filistinliler evlerine ulaşmak için toprak ve dağlık yolları kullanmak zorunda kalıyor. Son dönemde Batı Şeria’da bir yerden başka bir yere gitmek adeta labirentte dolaşmaya benziyor.

Şoförler saatlerini kontrol noktası kuyruğunda geçiriyor

İşgal altındaki Batı Şeria’da yaşayan Filistinlilerin otomobilleri, beyaz ve sarı plakalarla ayrışıyor.

İsrail’e kayıtlı araçlar sarı plaka, Filistin yönetimine kayıtlı araçlar ise beyaz plaka kullanıyor. İşgal altındaki Batı Şeria’da Filistin yönetimine kayıtlı beyaz plakalı araçlar kontrol noktalarında daha uzun tutuluyor. Batı Şeria’daki yasa dışı Yahudi yerleşim yerlerinde yaşayan Yahudi yerleşimcilerin kullandığı yolları kullanmak isteyen Filistinli şoförler, İsrail askerlerinin kurduğu kontrol noktalarında saatlerce beklemek zorunda kalıyor.

AA ekibi, Batı Şeria’nın kuzeyinde yer alan Nablus kentinin Deyr Şeref ve bölgenin doğusundaki Ürdün Vadisi’ne çıkan Hamra askeri kontrol noktasındaki Filistinlilerin çilesini görüntüledi.

Nablus kentini kuşatma altında tutan İsrail ordusu, 160 bin nüfuslu kentin çıkışındaki Deyr Şeref beldesinde kontrol noktasında araçları durdurup teftiş ediyor. Nablus’tan çıkıp başka yere ulaşmak isteyen Filistinlilerin araçları kilometrelerce uzanan trafik sıkışıklığına yol açıyor. Filistinlilerden bazıları her gün bu noktalarda saatlerce beklediğini aktarıyor.

Filistinli şoförler, sürenin uzamasıyla zaman zaman hep birlikte korna çalarak uygulama tepki gösteriyor. AA ekibinin çekim yaptığı esnada, İsrail askerleri herhangi bir gerekçe göstermeden kontrol noktasını açınca, araçlar kısa bir sürede buradan ayrıldı.

Bir kontrol noktasından geçmek 4 saat sürebiliyor

İsrail ordusu, Batı Şeria’nın kuzeyinde daha sık “kontrol noktaları” kuruyor. Batı Şeria’nın en kuzey şehri Cenin’den Kudüs’e ulaşmak için Ürdün Vadisi’nden geçen rota öne çıkıyor. İsrail ordusunun Hamra isimli yasa dışı Yahudi yerleşim yeri yakınlarındaki noktasında araç trafiği kilometrelerce uzanıyor.

İsrail askeri noktasında her bir araç, tek tek kontrol edildikten sonra geçişine izin verildiği için Filistinlilerin bekleyişi saatlerce sürüyor.

Bazı araçların kuyrukta öne geçmeye çalışmasıyla bazen Filistinliler arasında da tansiyon yükseliyor. Taraflar arasında sözlü ve kornalı tartışmalar çıkıyor.

Filistinli Ahmed, Hamra kontrol noktasından el-Halil kentine gitmeye çalışırken, 3 saattir kuyrukta beklediğini söyledi.

Filistinlilerin 7 Ekim’den beri çektiği çilenin açık örneklerinden birinin bu kontrol noktası olduğunu vurgulayan Ahmed, “İsrail askerleri her yarım saatte bir arabayı alıyor. Askerler kontrol noktasını kapatıyor sonra keyfine göre istediği arabayı alıyor. Durum bu.” dedi.

Cenin kentinden Hamra askeri kontrol noktasına geldiğini aktaran Abid Said ise Eriha’ya gitmek istediğini ve saat 19.00’dan sonra bölgedeki tek geçişin burası olduğunu söyledi.

İsrail askerlerinin bir arabayı teftiş etmesinin en az 15 dakika sürdüğüne ve araçların geçişine tek tek izin verdiğine dikkati çeken Said, 3,5 saattir kontrol noktasında beklediğini anlattı.

AA ekibi, Yahudi yerleşimcilerin de kullandığı yollara çıkmak için 4 saati aşkın, İsrail askerlerinin kurduğu kontrol noktasında bekledi.

İsrail’in Gazze’ye deniz yoluyla insani yardım girişine izin vereceği iddia edildi

İsrail yönetiminin 7 Ekim’den bu yana bombaladığı ve kıtlığa sürüklediği Gazze Şeridi’ne deniz yoluyla insani yardım girişine izin vereceği öne sürüldü.

İsrail’in Kanal 13 televizyonunda yer alan haberde, Körfez ülkelerinden Gazze’ye deniz yoluyla insani yardım gönderilmesinin planlandığı belirtildi.

Söz konusu yardımların önce gemiyle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne gönderileceği ve burada İsrailli yetkililerce denetleneceği ifade edildi.

İsrail yönetiminin, denetimleri tamamlanan yardımların buradan gemiyle getirilerek deniz yoluyla Gazze’ye girişine izin vereceği iddia edildi.

Ulaşım masraflarının Birleşik Arap Emirlikleri’nce karşılanacağı söylenen yardımların “gelecek günlerde” Güney Kıbrıs’a doğru yola çıkacağı ve ramazan ayından önce Gazze’ye ulaştırılmasının hedeflendiği aktarıldı.

İsrail Gazze’yi kıtlığa sürüklüyor

BM, İsrail’in yoğun saldırısı altındaki Gazze Şeridi’nde 2,2 milyon kişinin kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunmuştu.

BM’ye göre, Gazze’de 378 bin kişi Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) ölçeğine göre “felaket” olarak adlandırılan 5. seviye, 939 bin kişi de “acil durum” olarak bilinen 4. seviye açlıkla karşı karşıya bulunuyor.

Özellikle Gazze’nin kuzeyinde yaşayan Filistinlilerin un bulamadıkları için hayvan yemlerini öğütmeye başladığı bildiriliyor.

İsrail yaklaşık 5 aydır yıkıcı saldırılarını sürdürdüğü Gazze Şeridi’ne yardım girişini engelleyerek bölgede büyük bir “insani felakete” neden olurken, İsrail’in “aç bırakma politikası” şu ana kadar en küçüğü 14 günlük bebek olmak üzere 16 çocuğun ölümüne yol açtı.

İsrail saldırıları altındaki Gazze’de bir çocuk daha “açlıktan” öldü

İsrail’in yaklaşık 5 aydır saldırılarını sürdürüp yardım girişini engelleyerek büyük bir “insani felakete” neden olduğu Gazze Şeridi’nde bir çocuk daha açlıktan öldü.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, yaptığı yazılı açıklamada, Gazze kentindeki Şifa Hastanesinde yetersiz beslenme nedeniyle 15 yaşındaki bir kız çocuğun hayatını kaybettiğini belirtti.

İsrail’in insani yardımları engellediği Gazze Şeridi’nde yetersiz beslenme sebebiyle ölenlerin sayısının 18’e yükseldiğini aktaran Kudra, Gazze’nin kuzeyindeki açlık felaketinin özellikle kronik hasta, çocuk ve hamile kadınlar için öldürücü seviyelere çıktığını kaydetti.

İsrail’in kuzeydeki bölgelerde açlıklarını giderme arayışındaki insanlara karşı korkunç katliamlar yaptığına dikkati çeken Kudra, “Açlık giderek derinleşiyor ve insani yardımların girişi için saldırıların durdurulmaması halinde binlerce vatandaşın canını alacak.” ifadelerini kullandı.

Uluslararası toplumdan İsrail saldırılarını durduracak baskılar uygulamasını talep eden Kudra, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde olabilecek insani felaketin önüne geçilmesi için Birleşmiş Milletlerin (BM) acil adımlar atması gerektiğini vurguladı.

İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’da 23 Filistinliyi gözaltına aldı

İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’da 23 Filistinliyi gözaltına aldı.

Filistin resmi haber ajansı WAFA’ya göre, İsrail ordusu gece ve sabah saatlerinde işgal altındaki bölgede baskınlar düzenledi.

Bu baskınlarda, İsrail askerleri Ramallah’ta 6, El Halil’de 9, Tulkerim’de 4, Beytüllahim’de 2 ve Kalkilya’da 2 Filistinliyi gözaltına aldı.

İsrail güçleri 7 Ekim’den bu yana Batı Şeria’da 7 bin 450 kişiyi gözaltına aldı

İsrail güçlerinin, Gazze Şeridi’nde savaşın başladığı 7 Ekim 2023’ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria’da gözaltına aldığı Filistinlilerin sayısı 7 bin 450’ye yükseldi.

Filistin Esirler Cemiyeti ile Filistin Kurtuluş Örgütüne bağlı Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyetinin ortak açıklamasında, 7 Ekim’den bu yana gerçekleşen gözaltılara ilişkin son bilgiler paylaşıldı.

Açıklamada İsrail güçlerinin, son 24 saatte Batı Şeria’nın El Halil, Beytüllahim, Ramallah, Tulkerim ve Kalkilya kentlerinde en az 25 Filistinliyi gözaltına aldığı aktarıldı.

Son gözaltılarla beraber 7 Ekim’den bu yana gözaltına alınan Filistinlilerin sayısı 7 bin 450 oldu.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne saldırı başlattığı 7 Ekim 2023’ten bu yana, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.

Filistin: İsrail, Gazze’ye yardımların karadan girişini engelleyerek işgali sağlamlaştırmayı hedefliyor

Filistin yönetimi, İsrail’in Gazze Şeridi’ne insani yardımların denizden girişine izin verip karadan girişini engelleyerek bölgeye yönelik işgalini sağlamlaştırmayı hedeflediğini bildirdi.

Filistin Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in saldırı ve ablukasını sürdürdüğü Gazze Şeridi’ne insani yardım girişini engellemesi kınandı.

İsrail’den insani yardımların girişi için Gazze Şeridi’yle olan sınır kapılarını açması talebinde bulunulan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“İsrail, Gazze’ye yardımların ulaşımı için denizden onay verme ve karadan girişleri engellemeye odaklanmış görülüyor. İsrail, bu şekilde işgali sağlamlaştırmanın yanı sıra Batı Şeria ile Gazze Şeridi’ni birbirinden ayırmayı ve halkımızı tehcir etmeyi hedefliyor.”

İsrail’in Kanal 13 televizyonunda yer alan haberde, Körfez ülkelerinden Gazze’ye deniz yoluyla insani yardım gönderilmesinin planlandığı belirtilmişti.

ABD, Gazze’ye yardım ulaştırılması için deniz koridoru üzerinde çalıştığını belirtti

ABD, İsrail’in saldırıları altındaki Gazze Şeridi’ne insani yardım ulaştırılması amacıyla deniz koridoru açmak için çalıştıklarını belirtti.Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby, basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Kirby, Gazze’ye yardım ulaştırmak için deniz dahil başka yolları da araştırdıklarını ifade ederek “Yardımı deniz yoluyla taşımak için hem askeri hem de ticari seçenekleri inceliyoruz.” dedi.

Kıbrıs’ın da potansiyel olarak deniz koridorunun parçası olarak kullanılabileceğini kaydeden Kirby, ancak gönderilen yardımların karaya çıkarılması ve tırlarla taşınması gerektiğinden bunları ulaştırmanın en iyi yolunun kara olduğunu vurguladı.

“Gazze’ye asker gönderme planımız yok”

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Pat Ryder da basın mensuplarına, deniz yoluyla Gazze’ye yardım gönderilme ihtimaline ilişkin açıklama yaptı.

Ryder, ABD’nin ortaklarıyla koordinasyon içinde Gazze’ye insani yardımların ulaştırılması için deniz koridoru, potansiyel ticari ve sözleşmeli seçenekler dahil bazı seçenekleri gözden geçirdiğini söyledi.

Sözcü Ryder ayrıca insani yardım misyonlarını desteklemek üzere Gazze Şeridi’ne asker gönderme gibi planlarının da olmadığını ifade etti.

İsrail, başta kuzey olmak üzere Gazze’ye karadan yardım girişlerini engelliyor. Bu nedenle Ürdün’ün yanı sıra Mısır ve bazı ülkeler de Gazze’ye havadan insani yardım ulaştırmıştı.

ABD, 2 Mart’ta Ürdün Kraliyet Hava Kuvvetleri ile Gazze’ye havadan 38 bin öğünlük gıda içeren insani yardım attığını duyurmuştu.

“Gazze’ye giren insani yardım tamamen yetersiz”

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İsrail’in eylemlerinin Gazze’yi yaşanabilir olmaktan çıkarmayı hedeflediği izlenimi verdiğini belirtti.

Borrell, Gazze’deki insani durumla ilgili blog yazısı paylaştı.

“İsrail Silahlı Kuvvetleri açıkça sivilleri ve sivil altyapıyı korumada başarısız oluyor ve Gazze’ye giren insani yardım tamamen yetersiz.” ifadesini kullanan Borrell, Gazze genelinde sivil altyapının harap edilmiş durumda olduğunu vurguladı.

Borrell, ateşkes sağlanmadığı ve yardım girişleri artmadığı takdirde on binlerin daha öleceğini belirterek, çocukların yetersiz beslenme ve susuzluktan öldüğünü anımsattı. Borrell, “Bu durum, çatışmaya dahil tüm tarafların ve tüm uluslararası toplumun vicdanında ağır bir yük oluşturmalıdır.” değerlendirmesini yaptı.

Uluslararası Adalet Divanının (UAD) hukuki açıdan bağlayıcı ihtiyati tedbir kararına değinen Borrell, “İsrail’in buna uyması gerekiyor.” mesajını verdi.

Borrell, Ürdün, bazı AB üyesi ülkeler ve ABD’nin, Gazze’ye havadan indirdiği yardımların, “2 milyon insana acil ihtiyaç duyulan gıda miktarını sağlamanın en etkili yolu olmaktan uzak” olduğunun altını çizdi.

Borrell, “Gazze’ye kara yoluyla sadece 90 dakika uzaklıkta insani yardım taşıyan uçakların inebileceği havalimanları bulunuyor.” tespitini yaptı ve şöyle devam etti:

“Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndaki insani yardım aktarımının önündeki engeller acilen kaldırılmalı. Gazze’nin kuzeyindeki Karni ve Erez geçitleri insani yardıma açılmalıdır. Ek olarak, çok ihtiyaç duyulan yardımın sağlanması için denizden erişim derhal sağlanmalıdır. Havadan yardımlar kısa vadeli bir acil durum önlemi olabilir ancak karadan ve denizden erişimin yerini tutamaz.”

AB Yüksek Temsilcisi, şunları kaydetti:

“Beş ay süren yıkıcı savaş ve yıkımın ardından İsrail hükümetinin Gazze’deki eylemleri, hedeflerinin Hamas’ı yok etmenin ötesine geçtiği izlenimini veriyor. Tümgeneral Giora Eiland’ın geçen aralık ayında Yedioth Ahronoth’ta yazdığı gibi, ‘Gazze’yi geçici veya kalıcı olarak yaşanması imkansız bir yere dönüştürme’ çabası var gibi görünüyor. Gerçekten de insan toplumunun yaşamasına olanak sağlayan hemen hemen her şey yok edildi: Nüfus kayıtları, mülkiyet kayıtları, kültür ve sağlık altyapısı, UNRWA tarafından inşa edilen okulların çoğu.”

“İsrail Batı Şeria ve Doğu Kudüs’le ilgili uyarılarımıza yanıt vermedi” mesajı

Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki duruma da değinen Borrell, şu ifadeleri kullandı:

“7 Ekim’den bu yana yıkımlarda, yerleşim yerlerinin inşasında, hareket ve erişim kısıtlamalarında ve ayrıca yerleşimci şiddetinde artış yaşanıyor. Tüm bu önlemler işgal altındaki topraklardaki Filistinlilerin yaşamını neredeyse imkansız hale getirmese de çok zorlaştırıyor. Aylardır İsrail’e, yerleşimci şiddetine ciddi bir şekilde karşı koyması, Filistin Yönetimi’nden kesilen gelirleri serbest bırakması ve durumu daha da kötüleştirebilecek eylemlerden kaçınması yönünde çağrıda bulunuyoruz. Şu ana kadar başarı sağlanamadı.”

“Netanyahu’nun reddine rağmen iki devletli çözüme destek” vurgusu

Borrell, İspanya ve İrlanda’nın AB kurumlarından İsrail hükümetinin mevcut politikasının AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’ndaki insan hakları hükümlerine uygun olup olmadığını kontrol etmelerini istediğini belirterek, “Bu çalışmayı biz yürüteceğiz.” bilgisini verdi.

Sorunu tümüyle çözmenin tek yolunun iki devletli çözüm olduğunu vurgulayan Borrell, “AB bu yolda ilerlemeye kararlı ve ABD Başkanı Joe Biden da bu yönde çalışıyor. Binyamin Netanyahu hükümetinin reddine rağmen uluslararası toplum iki devletli çözüm konusunda birleşmiş durumda ve bunun uygulanması konusunda hızla ilerlemek zorunda kalacak.” değerlendirmesini yaptı.