Millî Görüş Kuzey Hollanda (IGMG Noord-Nederland), Amsterdam’da bulunan Rhone Events & Kongre Salonu’nda düzenlediği iftar programına yoğun bir katılım oldu.

İftar programına, IGMG Eğitim Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Abdülhalim İnam, Millî Görüş Kuzey Hollanda Bölge Başkanı Mustafa Hamurcu, Millî Görüş Güney Hollanda Bölge Başkanı Mustafa Aktalan, Nijenrode Üniversitesi Antropoloji Profesörü Dr. Martijn de Koning, Hasene Hollanda Başkanı Hüseyin Karataş,  MUSİAD Sekreteri Kaya Turan Koçak, TOVER Başkanı Durmuş Doğan, TİKDF adına Şerafettin Babacan, Hollanda Türk Federasyon Genel Sekreteri Erim Uğurlu, Doğu Türkistan Vakfı temsilcileri, böölge ve cami yöneticileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Hüseyin Erdoğan’ın Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan edilen iftar programda, “İnsan Hakları” teması işlendi.

Mustafa Hamurcu: “Filistin’de yaşanan zulüm seyrediliyor”

Mevlüt Ünye tarafından sunulan programda ev sahibi olarak IGMG Kuzey Hollanda Millî Görüş Bölge Başkanı Mustafa Hamurcu hoş geldin konuşması yaptı. Hamurcu konuşmasında Ramazan ayının anlam ve önemine vurgu yaptı. Hamurcu, Filistin’de yaşanan katliama değinerek çifte standart uygulandığını söyledi. Avrupa Birliği’nin insan haklarını gerçekleştirmek için adım atmadığını belirten Hamurcu, bütün insanlığın sağlıklı, huzurlu ve savaşsız bir şekilde birlikte yaşayabilmesi için herkesin rol alması gerektiğine dikkat çekti. Mustafa Hamurcu, bu konuda üzerlerine düşeni yaptıklarını ifade etti ve Millî Görüş olarak #BE_AWARE kampanyasını sosyal medyada başlattıklarını söyledi.

Hamurcu konuşmasında şunları dile getirdi: “Bu mübarek Ramazan ayında bizlere iftar sofralarında buluşmayı nasip eden Allah’a hamd olsun. Davetimizi kabul ettiğiniz ve her yıl düzenlediğimiz iftarımıza katıldığınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, şahsım ve kurumum adına hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyorum. Allah’ın rahmeti ve bereketi hepinizin üzerine olsun

Değerli Davetliler,

Orucumuzla bedenlerimizi arındırdığımız, zekâtımız/fakir vergilerimizle mallarımızı arındırdığımız, ibadet, itaat ve dayanışmamızla ruhumuzu arındırdığımız bir ay olan Ramazan ayı.

Ancak Ramazan ayını özel kılan sadece bu nitelikleri değildir. Ramazan ayı tüm insanlar için sempati ve şefkat duygularını güçlendiren bir aydır. Ramazan ayı rahmet ayıdır, paylaşma ayıdır, ekstra dayanışma ayıdır. Ramazan, destek ve yardım bekleyenlere daha da büyük bir bağlılık ve şevkle ulaşma ayıdır.

Bu ayda Müslümanlar paylaşma, dayanışma ve şefkat şuurlarını ibadetlerle güçlendiriyor, kardeşlik ve dostluk duygularını güçlendiriyor. Burada, bu iftar sofralarında hep birlikte bulunmamız bunun en güzel örneğidir.

Oruç tutmak sadece bireysel düzeyde kendimizi düşünmek anlamına gelmez. Oruç aynı zamanda evrendeki tüm canlılar üzerinde düşünme zamanıdır. Adaletten mahrum bırakılan, insan haklarını hiçe sayanların yanında nasıl durabilirim? gibi soruların yanıtını bulmanın zamanı geldi. Savaşı mı nasıl yürütebilirim? Peygamberimiz (sav)’in bizden beklediği orucun da bu ruhta olması, bizi tamamen bir şefkat deryasına dönüştürmesi gerekmektedir.

Değerli konuklar,

“Er-Rahman” ismi, Rahman anlamına gelen Allah’ın güzel isimlerinden biridir. Merhamet de müminlerin temel vasıflarından biridir. Peygamberimiz şefkatin önemine vurgu yaparak şöyle buyurmuştur: “Rahman merhamet edene merhamet eder. Siz yerdekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin!”

Çocuklara, kadınlara, yaşlılara, yetimlere, evsizlere, hastalara, yoksullara ve diğer canlılara kadar tüm insanlara merhamet ve şefkat göstermek görevimizdir.

Sevgili kardeşlerim,

Mümin için Ramazan ayı şefkat, kardeşlik ve toplumsal dayanışma ayıdır. Savaşlar ve işgaller nedeniyle evlerini ve ülkelerini terk ederek kendilerine güvenli bir sığınak arayan insanların sayısı her geçen gün artıyor. Bugün Yemen’den Suriye’ye, Doğu Türkistan/Uygurlardan Rohingya’ya, Arakan’a kadar dünyanın pek çok yerinde ve ne yazık ki Filistin ve Gazze’de de utanç verici insan hakları ihlalleri görüyoruz… Dünyanın neresine baksak, insanlık için utanç verici manzaralarla karşılaşıyoruz.

Doğu Türkistan’daki Uygur kampları tüm insanlığın yüz karasıdır. Canın, malın, inancın ve neslin, inancın hiçbir şekilde güvende olmadığı, insanların âdeta soykırım mağduru olduğu Doğu Türkistan’da, dünyanın gördüğü ama görmediği, görmek istemediği acı kırılıyor ve dünyanın haykırdığı bu çığlık. Duymak istememek kulaklarımızı sağır ediyor.

Filistin ve Gazze’de insanlık onuru, vahşi şiddet ve insan hakları ihlalleriyle ayaklar altına alınıyor. Dünyanın neresine bakarsak bakalım, insanlığı utandıran hak ihlalleriyle karşılaşıyoruz.

Değerli misafirler,

Gazze’de yaşananlar tarif edilemez ve bizi çok derinden etkiliyor. Gazze’de yaşanan trajedi artık tüm insanlık için küresel bir adalet, ahlâk ve vicdan sınavı hâline geldi. Bir zamanlar Allah’ın bereketlendirdiği huzur ve barış diyarı Filistin, ne yazık ki acı ve gözyaşı diyarı hâline geldi.

Camilere, hastanelere, masum sivillere saldıranlara karşı çıkmak ahlaki bir görevdir. Bir milletin çocukları açlıktan öldüğünde bu savaş değil zulümdür. Vicdanı ve şefkati olan hiçbir insan bu tür durumlarda pasif kalamaz.

Nasıl ki Ukrayna’da sivillerin ölmesine karşı sesimizi yükselttiysek, dünyanın her yerinde masum sivillerin ölmesine de her zaman karşı çıkmalıyız. Bu noktada çifte standart kabul edilemez. Bu nedenle dini, ırkı, rengi ne olursa olsun her zaman mazlumların yanında yer almalıyız. Müslümanlar olarak, halk olarak mazlumların yanında durmalı, zalimlerin karşısında durmalı ve mazlumların elinden tutmalıyız. Gücümüzün yettiğince adalet ve adalet için mücadele etmek boynumuzun borcudur. Bu aynı zamanda peygamberlik niteliğinde bir tutumdur.

Değerli konuklar,

Özellikle Ortadoğu’da 7 Ekim sonrası yaşanan olaylardan sonra basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü gibi temel hakların kısıtlandığını, insan haklarının farklı standartlarla ölçülmeye başlandığını görüyoruz. Bugün Gazze’de yaşananlar tek bir sözle, tek bir argümanla haklı gösterilemez. Masum çocuklar, yaşlılar, kadınlar hunharca katlediliyor ve tüm dünya üzüntüyle izliyor.

Ne yazık ki pek çok İslam ve Avrupa ülkeleri de dâhil olmak üzere pek çok ülke insan haklarını dürüstçe savunma konusunda başarısız oldu. Bu sadece Müslümanları değil, tüm toplumları ve tüm insanlığı endişelendirmeli!

Biz IGMG olarak barışın ve refahın hâkim olduğu bir dünya için akılla çalışmaya devam edeceğiz. Mazlumlar ve adalet için çalışmaya devam edeceğiz. Bireyden başlayıp dalgalar hâlinde topluma yayılan, kimseyi dışlamayan, tüm dünyayı kucaklayan bir iyilik istiyoruz.

Sevgili kardeşlerim,

Ramazan ayı şefkat duygusunun gelişmesi için en uygun zamanlardan biridir. Tüm insanlar için en içten dileklerimle barış, huzur ve esenlik diliyorum.

Savaşların, işgallerin, terörün sona ermesini, tüm insanlığa iyilik, huzur ve barışın hakim olmasını diliyorum.”

Martijn de Koning: “Din Bize Adaleti ve Eşitliği Öğretiyor”

Nijenrode Üniversitesi Antropoloji Profesörü Dr. Martijn de Koning yaptığı konuşmada, Bosna’daki soykırımla günümüzde vuku bulan vahşeti karşılaştırdı. Koning, soykırımların nasıl başladığına dair bir sunum yaptı. Holokost hakkında da bilgi sunan Koning, bu tür soykırımların unutulmaması gerektiğini ve Filistin’de yaşananların da büyük önem taşıdığına dikkat çekti.

Dinin insanlığa adaleti ve eşitliği öğrettiğine vurgu yapan Koning, bu ikisinin eksikliği nedeniyle dünyanın bir kaos hâli yaşadığına dikkat çekti. Bunların hayati öneme haiz olduğuna değinen Koning, bunları yaşatmanın da insanların elinde olduğunu ifade etti.

Abdülhalim İnam: “Filistin’deki Soykırım için Müslümanların Farkındalık Oluşturması Lazım”

IGMG Eğitim Başkanı Dr. Abdulhalim İnan ise Filistin’deki soykırım için Müslümanların farkındalık oluşturması gerektiğini ve bu soykırımın derhal sona ermesi gerektiğini vurguladı. Savaşların ve gözyaşlarının sona ermesi gerektiğini belirten İnan’ın konuşmasının ardından program Bölge İrşad Başkanı  Cemil Uslu’nun yaptığı dua ile sona erdi.

Haber-Fotoğraflar: Ömer Atıf