IGMG Güney Hollanda Bölge İrşad Başkanlığı tarafından Hoogvliet’te bulunan Park de Heerlijkheid Salonu’nda düzenlenen “Kur’an Yıldızları” adlı programa araştırmacı-yazar ve Mehmed Akif Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Yasin Pişgin konuşmacı olarak katıldı.

Yoğun bir ilginin olduğu programa, cami yönetim kurul üyeleri, cemaati ve bu tür sohbetlere hasret kalan yüzlerce insan katıldı. Salonu hınca hınç dolduran insanlar konuşmacı Yasin Pişgin’i can kulağı ile pürdikkat dinlediler.

Geleneksel hâle getirilen, sahabenin tanıtılıp, hayatlarının anlatıldığı “Kur’an Yıldızları” adlı programda Ebu Eyyûb el-Ensarî’nin hayatı anlatıldı. Geçen yıl Siyah İnci “Bilâl-i Habeşî” tanıtılmış, hayatı anlatılmış ve yoğun bir ilgilyle takip edilmişti.

Bölge Gençlik Teşkilatı Yöneticilerinden Enes Şahin tarafından sunulan program,  Avrupa Kur’an-ı Kerim Tilavet Yarışması birincisi Furkan Vural’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Kur’an tilavetinin ardından Ebu Eyyûb el-Ensarî’nin hayatını anlatan kısa bir sinevizyon gösterisi paylaşıldı.

Mustafa Aktalan: “Filistin kan ağlarken, ciğerimizi dağlarken vatanımızdan aldığımız şehit haberleri ile bir kez daha yandık”

Bölge Başkanı Mustafa Aktalan, program açış konuşmasında katılımcıları selamladı. Kur’an-ı Kerime dönük yapılan saldırı ve saygısızlığı kınadığı konuşmasında Aktalan özetle şunları dile getirdi:

“Üç aylara girerken Peygamberimizin ettiği şu dua ile sözlerime başlamak istiyorum: Allah’ım, Recep ve Şaban’ı bizim içim mübarek kıl ve bizleri Ramazan ayına eriştir”

Bizler de birbirimiz için, mazlum ve masumların kurtuluşu için dualarla edelim. Rabbim bu kutlu ayları layıkıyla ihya etmemizi nasip eylesin. Bu salonun atmosferi sanki bir cennet bahçesini andırıyor. Efendimizin de buyurduğu üzere “İlim meclisleri dünyadaki cennet bahçeleridir” benzetmesi gibi burası o bahçelerden birisidir.

Bu buluşmamız günahlarımızın affına, masum ve mazlumların kurtuluşuna, ümmetin birlik ve dirliğine vesile olsun inşallah.

Ümmet olarak çok zor zamanlardan geçiyoruz. Filistin kan ağlar ciğerimizi dağlarken vatanımızdan aldığımız şehit haberleri ile bir kez daha yandık, kahrolduk. Rabbim bu mübarek günler yüzü suyu hürmetine bu akan kanı durdursun.

Bugün umre ziyaretine katılıp dönen umrecilerimizi gördüm. Yüzde 90’ı gençlerden oluşan çok büyük bir grupla o kutsal beldeler ziyaret edildi. Gençlerin heyecanını, sevincini yüzlerinden okudum. Tekrar gitme arzularını duydum. Son yıllarda yaptığımız en önemli çalışmalardan biri de gençleri peygamber efendimiz ve beytullah ile buluşturmak idi.

Ümmetin birliği için sadece istemek ya da dua etmek yetmez. İslam’a, o değerlere ne kadar sahip çıkar ve o uğurda mücadele edersek işte Rabbim o zaman birliğimizi, vahdetimizi gerçekleştirir.

Teşkilat olarak bu tür çalışmalarımız dünyanın dört bir yanında yürütülüyor. Geçen yıl Japonya’da hizmete açılan eğitim merkezimizde aynı bilinç ve şuurla çalışmalarını sürdürüyor. Buralara yaptığınız katkılar, belki de yüzlerce insanın kaybolmasına mani olacaktır. Rabbim bu hizmeti ayakta tutan sizlerden razı olsun.

Bu yıl da “İnfak Projesi” adı altında 16 yeni külliyenin çalışması başlatıldı. Bunlardan biri de Arnhem Ayasofya Camii ve Eğitim Merkezi’dir. Gelecek neslimize bırakacağımız en büyük miras ve sermayemiz bu hizmetler olacaktır. İnsana yatırım en önemli ve geri dönüşü olan en verimli yatırımdır. Buna dönük çalışmaları artırarak hizmet etmeye devam edeceğiz. Bu akşama emek veren herkesi kutluyorum, şükranlarımı sunuyorum.”

Mustafa Aktalan’ın ardından günün hatibi Yasin Pişgin kürsüye geldi ve bir buçuk saat boyunca Ebu Eyyûb el-Ensarî’nin hayatını anlattı. Sahabelerin ışığı ve ısısı altında katılımcıları aydınlattı, ısıttı.

Hem Filistin hem de Türkiye’den gelen acı haberler sonrasında konuşmasına şehitlik mertebesinin üstünlüğü ile başlayan Pişgin, “Birilerinin bazılarını ölümsüz olarak nitelediğine bakmayın, ölümsüz olan şehitlerdir. Allah’ın Arslanı Hz. Hamza ölümsüzdür. Bedir ve Uhud şehitleri ölümsüzdür. İstanbul’un fethinde şehit düşenler ölümsüzdür. Ömer Halis Demir, Eren Bülbül, Ferhat Gedik ölümsüzdür” diyerek bütün kaybedilen canlar için rahmet diledi.

“AHLAKLI OLMAK ALTIN MADALYAYI KAYBETMEYİ GEREKTİREBİLİR”

Mısırlı judocu Muhammed Ali Rişvan’nın hayatını anlatarak ahlâklı olmanın kazanmaktan daha kıymetli olduğuna dikkat çeken Yasin Pişgin, şu yaşanmış olayı anlattı:  “Mısırlıların ve Arapların övüncü Muhammed Ali Rişvan başarılarını çok insanın bilmediği Mısırlı bir judocuydu. 1984 yılı Los Angeles olimpiyatlarında judoda altın madalyayı hak ettiği halde gümüş madalya kazandı. Şöyle ki; son maçta Japon rakibiyle karşılaştı Japon’un sol ayağında tendonlarda yırtılma oldu. Bu yüzden Sol tarafı zayıftı. Müsabakada antrenörü ısrarla sol bacağına saldırmasını bağırıyordu. Fakat o hiç buna çabalamadı ve yenildi. Gümüş madalyayı kazandı. Bu durumu röportajda soran gazeteciye: “Benim dinim yaralıya vurmayı yasaklıyor. Eğer o durumdayken sol bacağına yüklenseydim sakat kalabilirdi; madalya için bunu ona yapamazdım” demiş. Onun bu tavrı ayakta alkışlandı ve UNESCO dünyanın en ahlâk sahibi sporcusu üstün ödülüne layık gördü. Japon’lar onu bir kral gibi ülkelerinde karşıladılar. İstatistiklere göre onun bu tavrından etkilenip İslam’ı inceleyip dünyada elli bin kişi Müslüman oldu. Hatta Bunlardan biri olan müslime Japon Riko hanım ona âşık oldu ve evlendiler şimdi İskenderiye’de yaşıyorlar. Öyle yaşayın ki, sizi öldürmeye gelenler sizde dirilsinler. Ne bastığın toprak, ne dalgalanan bayrak ne de kefenin senden incinmesin…”

“EBU EYYÛB EL-ENSARÎ, DİRENİŞİN, DİK DURUŞUN, EFENDİMİZİN YOLUNDA YÜRÜMENİN SİMGESİYDİ”

Prof. Dr. Yasin Pişgin konuşmasında özetle şunlara değindi: “Ensardan bir sahabi vefat etmiş Efendimiz de ‘Keşke doğduğu yerin dışında bir yerde vefat etseydi’ demiş. Bir Müslüman, doğduğu yerin uzağında bir yerde ölürse, o mesafe ölçülür, Allah ona o mesafenin büyüklüğü kadar yer verirmiş. Gurbette ölüm bundan dolayı değerlidir. ‘Nerede ölmek istersiniz?’ diye sorsam, ‘Efendimizin dizi dibinde ölmek isterim’ dersiniz. Ama Ona sevdalı olan biri 80 küsur yaşında kalktı ta İstanbul’a geldi ve orada vefat etti. Bu kişi Ebu Eyyûb el-Ensarî’dir. Bu nedenle sizler de vatanınızdan binlerce kilometre uzakta bir gurbet hayatı yaşıyorsunuz. Sizlerin burada bulunmanızın özel bir anlamı var. Rabbim aradaki mesafeler kadar sizlere ahiret hayatınızda yerler nasip etsin inşallah.

Bütün kavimler evler, binalar inşa ettiler, Peygamber Efendimiz insan inşa etti. İslam eşittir insandır. İslam’ı hayatımızın ortasına bir bayrak direği gibi dikmemiz lazım. Biz insanlara İslam’ı anlattığımızdan değil, doğru anlatamadığımız için deprem bölgelerinde sonuç her bakımdan böyle korkunç oldu. Peygamberimiz bir gün pazarda buğday satan bir satıcının tezgahına uğrar. Elini çuvalın içerisine sokar, buğdayın nemli olduğunu fark eder. ‘Üstünün kuru altının nemli olmasının sebebini’ sorar, ‘yağmurdan olduğunu’ söyler. ‘Müşterilerin bundan haber var mı?’ diye sorar. Esnaf olmadığını söyleyince o kutlu Nebi şu ifadeleri kullanır: ‘Bizi aldatan bizden değildir!’. Ama o bölgede bu söz iyi anlatılmadığı için evler çürük yapıldı, deprem sonrası fiyatlar iki katına çıkarıldı. Güneş ısıtır, aydınlatır, besler. Efendimiz güneş, sahabeler ise yıldızlar gibiydiler. Onlar ışıttı, ısıttı ve beslediler. Onlara bir emri buyurulduğunda öne çıkarlar, ellerini taşın altına koyarlardı. Onlar hem mallarını infak ederler, hem bilgilerini paylaşırlar hem de canlarını bu uğurda vermek için yarışırlardı. Necip Fazıl’ın “Kim var diye seslenilince, sağına, soluna bakmadan; ben varım diyen bir gençlik!” anlayışıyla hareket etmek lazım.

Ebu Eyyûb el-Ensarî’de bu özellikte bir sahabiydi. O, Efendimizin gölgesi gibiydi. Âlim, cihad ehli bir sahabiydi. Hendek günü Efendimiz, kayaya her vuruşunda çıkan kıvılcımları yorumluyor ve Kisra, Kayser ve İstanbul’un fethedileceği müjdesini veriyordu. Bunu duyan Ebu Eyyûb el-Ensarî durur mu, bu müjdeye mazhar olma için 80 küsur yaşında 2500 kilometrelik bir mesafeye, fetih için yola çıkıyor. Çünkü o, “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın” ayetin içselleştirmiş biriydi. Cihadın terk edildiğinde insanın helak olacağını bilen, insanın ancak cihaddan uzak kaldığında kendi kendini ateşe attığına inanıyordu. Direnişin, dik duruşun, Efendimizin yolunda yürümenin simgesiydi Ebu Eyyûb el-Ensarî. Vefatına kadar dik durdu, direndi, pes etmedi. Zira döşekte ölen yiğit murdar olur…

Şu 4 şeye büyük önem verin: Bir, dilin salavatı. Her daim O’nu anın, ki hayatınızın nasıl değiştiğini görün, kalbiniz sükun bulsun.  İki, aklın salavatı. O’nu tanı, hayatınız ezbere bil ki sevesin Üç, kalbin salavatı. Kalbin O’nun sevgisiyle atmalı, dolmalı ve sevmelisin. Gönül ahır değil ki malı davarı bağlayasın. Dört, unutulan sünnetleri ihya etmek. Su içerken bile O’nun tavsiyelerine uyarak yaptığınızda yılda en az 4000 kere o sünnete uyuyorsunuz ve yaşatıyorsunuz demektir.

Yasin Pişgin, Abdurrahim Karakoç’un “Yemin” adlı şiirini okuyarak konuşmasını tamamladı.

Programa büyük katkı ve destek veren IGMG Kadınlar Teşkilatı, kurdukları kitap ve yemek stantlarıyla katılımcıları ağırladılar.

Program, Islam Color Başkanı Uğur Demirci’nin misafire hediye takdiminin ardından okunan Kur’an’ı-ı Kerim ile sona erdi.

Zeynel Abidin

…Program ağırlıklı olarak kadın davetlilerden oluşuyordu.

Önceki İrşad Başkanı şimdi ise Islam Color Başkanı olan Uğur Demirci, günün hatibi Prof. Dr. Yasin Pişgin’e bölge adına hediye takdimi yaptı.

Arnhem Ayasofya Cami ve Eğitim Merkezi başkanı Bahaeddin Budak ve ekibi de inşa edilecek olan külliyenin tanıtımını yaparak, katılımcıları hayra davet ettiler.

YEMİN

Canım sağ oldukça rahmetli babam

Susarsam, hakkını helâl etmesin!

Ak sütün emziren ihtiyar anam,

Susarsam, hakkını helâl etmesin!

 

Yerindedir daha aklım, iradem

Ve işte yeminim, işte ifadem!

İlk insan, ilk nebi Hazreti Âdem,

Susarsam, hakkını helâl etmesin!

 

Meylim ne şöhrete, ne saltanata;

Hak için sarıldım ben bu sanata;

Kür-Şad, Bilge Kağan, Oğuzhan Ata,

Susarsam, hakkını helâl etmesin!

 

Önümde dururken Türklüğün hâli,

Susup da boynuma almam vebali;

Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali(r.a)

Susarsam, hakkını helâl etmesin!

 

Esir iken Kırım, Kerkük, Türkistan,

Bana zindan olur Maraş, Elbistan

İbni Sîna, Dedem Korkut, Alparslan

Susarsam, hakkını helâl etmesin!

 

İmanda bu fire, zillete bu zam!

Doymuyor yüreğim ne kadar yazsam.

Farabi, Gazali, İmamı Azam,

Susarsam, hakkını helal etmesin!

 

Nusret versin yeri, göğü yaratan

Çekip çıkartalım akı karadan

Ertuğrul Bey, Osman Gazi, Murat Han,

Susarsam, hakkını helâl etmesin!

 

Ülküm aşk çölünde Veysel Karani

Ulubatlı Hasan eyler göreni

Fatih, Ak Şemsettin, Molla Gürani

Susarsam, hakkını helâl etmesin!

 

Bu yol bahadırlar, ermişler yolu;

Kendini davaya vermişler yolu!

Şeyh Mevlana, Derviş Yunus, Köroğlu,

Susarsam, hakkını helâl etmesin!

 

Türkçe sevdalanan, İslam’ca yanan

Adar milletine bir değil bin can

Yavuz Sultan Selim, Barbaros, Sinan

Susarsam, hakkını helâl etmesin!

 

Uyutulmuş köy, nahiye, ilçe, il

Yüreğimi yetmiş yerden yara bil;

Mehmet Âkif, Osman Batur, Şeyh Şâmil

Susarsam, hakkını helâl etmesin!

 

Usta savaşçılar, genç mücahitler

İmkanıma hizmetime şahitler

Basbuğ, ülküdaşlar, aziz şehitler,

Susarsam, hakkını helâl etmesin!

 

İçimde İslam’ın ince mânâsı

Önümde Türklüğün soylu davası

Oflu Kör Şakirin Elif anası,

Susarsam, hakkını helâl etmesin!

 

Sevdim, milletime gönlümü verdim

Zalimin zulmüne göğsümü gerdim

Kırıkhanlı Kâzım, Niksarlı Nedim,

Susarsam, hakkını helâl etmesin!

 

Kemalimiz, Turanımız, Hacımız

Beraberdir sevincimiz, acımız

Mutta davar güden Zeynep bacımız,

Susarsam, hakkını helâl etmesin!

 

Mühim değil güceneni, küseni

Allah sevmez haksızlığa susanı

Yozgat’ın Yerköylü Yetim Hasanı,

Susarsam, hakkını helâl etmesin!

 

Komünist, Siyonist, pusudan çıktı

Dinime saldırdı, töremi yıktı

Gönenli Gülizar, Bünyanlı Sıtkı,

Susarsam, hakkını helâl etmesin!

 

Yurdum bir kağıttır ışık beyazı

Üstünde insanlar mukaddes yazı

Genci, ihtiyarı gelini kızı,

Susarsam, hakkını helâl etmesin!

 

Mazlumlar hakkını almayıp ele,

Günü gün edersem zalimler ile

Evdeşim, öz kızım, öz oğlum bile,

Susarsam, hakkını helâl etmesin!

 

Allah rızasıdır arzum, emelim!

Bu necip milleti ondan severim

Hazreti Muhammed(S.A.V) gerçek rehberim,

Susarsam, hakkını helal etmesin!

 

ABDURRAHİM KARAKOÇ