Meclis’ten özür dileyen Rutte, ‘güvensizlik’ önergesinden kurtuldu ama ‘kınama’ önergesine tüm partiler onay verdi.

Mecliste sabaha kadar devam eden görüşmeler sırasında yaşanan uygar tartışmalar, Türk politkacıların örnek alabileceği nitelikteydi.

İlhan KARAÇAY yazdı:

Bu yılın başında, vergi dairelerinin, özellikle yabancı kökenlilere uyguladığı haksız girişimlere duyarsız kaldığı gerekçesi ile suçlanan ve istifaya zorlanan Hollanda Başbakanı Mark Rutte, şimdi de Ayfer Koç adlı bir Türk ile evli olan Pieter Omtzigt adlı politikacıyı dışladığına dair haberleri inkâr edip yalan söyleyince, iki ay içinde ikinci kez aşağılanmış oldu.
Hıristiyan Demokratlar Birliği CDA’ın önemli üyesi Pieter Omtzigt ve eşi Ayfer Koç
Konuyu tam olarak anlayabilmeniz için geçtiğimiz aralık ayına dönmem lâzım.
Hollanda vergi dairelerinin, özellikle yabancı kökenli ailelere uyguladığı haksızlıklara karşı duyarsız davranan Bakan ve Başbakan’a karşı savaş açan Hıristiyan Demokratlar Birliği Partisi CDA milletvekili Pieter Omtzigt, daha sonra parti kongresinde yapılan oylamada, siyasi liderliği, şimdiki Maliye Bakanı Wopke Hoekstra’ya kaptırdı.
Bir Türk ile evli olan Hoekstra, iki hafta önce yapılan seçimlerde, listenin ikinci sırasında yer almıştı. Listede ikinci sırada olmasına rağmen tam 334.213 seçmenin tercihli oy verdiği Hoekstra, partinin gözdesi olmuştu. Seçimde yarı yarıya sandalye kaybeden CDA’nın bu hezimeti, Bakan Hoekstra’nın başarısızlığına bağlanmıştı.
Seçimlerden sonra, koalisyon çalışmaları için Annemarie Jorritsma ve Kajsa Ollongren arabulucu olarak seçilmişlerdi. Arabulucuların, Başbakan Rutte ile yapmış oldukları görüşme sonrasında yapılan açıklamalarda, önemli bir konu dile getirilmemişti. Bu konu, büyük bir tesadüf eseri, çekilen bir fotoğraf sayesinde su yüzüne çıkmıştı.
Yağmurlu bir günde elinde dosyalarla yürüyen Ollogren’in bir fotoğrafı çekilmişti. O fotoğrafta, dosyanın görülen yüzündeki sayfa büyütülünce, ‘Omtzigt’e başka bir görev’ satırı rahatça okunuyordu.
İşte bu fotoğraf, Başbakan Rutte’nin arabuluculara ‘Omtzigt’i kabinede istemiyorum’ demiş olduğunu ortaya seriyordu. Ama nedense Başbakan bu konuya hiç girmediklerini bir hafta boyunca tekrarladı. Kaldı ki, kendisini daha önce istifaya zorlayan bir olayın savunucusu olan Pieter Omtzigt’i yeni kabinede istememek, Rutte için normal bir istek olabilirdi.
Dikkatsizlik sonucunda çekilen bir fotoğraftan sonra iki arabulucu da görevlerini bıraktılar ve onların yerine iki yeni arabulucu seçildi.
Daha sonraki gelişmelerde, Başbakan’ın yalan söylediği kesinleşmiş gibi olunca, konu parlamentoda ele alındı.
Başbakan Rutte’nin, tüm veri ve ifadelere göre yalan söylediği ortadayken, yalan söylemediği üzerinde ısrar etmesi, parlamentoda bulunan diğer 16 siyasi partinin liderleri tarafından ağır bir şekilde kınandı. Rutte, belki de hayatının en zor anlarını yaşıyordu ama, 16 parti liderinin sorularına da ter dökerek yanıt vermeye çalışıyordu.
Geert Wilders’in Başbakan’a söylediği sözler yenilir içilir cinsten değildi. ‘Burada bir tek kişi bile seni savunma yanaşmadığı gibi, hepsi teker teker yalan söylediğini ifade ediyor, ama sen hâlâ yalan söylediğini inkâr ediyorsun’ diyen Wilders, Başbakan Rutte’yi yerin dibine sokuyordu.
Tüm bu tartışmalar çok uygar bir şekilde yapılıyordu. 16 siyasi lider, Rutte’yi top atışına tutarken, ağır eleştiriler yapıyorlardı ama, ne bağırıp çağırma ve ne de sinkaf bir söz söylemiyorlardı. En iyi görüntü de, tartışma sonunda Rutte ile Wilders’in, tokalaşma yerine yaptıkları dirsek hareketiydi.
Bu sahneler, Türk politikacılar için uygarlık dersi olabilecek cinstendi.

İşte, uygarlığın örneğini veren iki siyasi lider Geert Wilders ve Mark Rutte
Mecliste, arabulucular Jorritsma ve Ollongren de birer konuşma yaptılar ve sorulara yanıt verdiler. Ne var ki bu iki arabulucu da, tıpkı Rutte gibi, Omtzigt konusunu hatırlamadıklarını ifade ettiler.
Daha sonra yeniden söz alan Başbakan Rutte, yine yalan söylemediğini ama hata yaptığını, bunun için de özür dilediğini belirttikten sonra, ‘Bana bir şans daha verin. Göreceksiniz, yapacağım çalışmalar ile güveninizi yeniden kazanacağım’ dedi.
Gece saat 03.00’e kadar süren meclis tartışmaları sonucunda önergeler oylamaya sunuldu.
Pek çok önergenin en önemlisi ‘güvensizlik’ önergesiydi ki, onaylanması hâlinde Rutte’nin düşmesi kaçınılmazdı.
Koalisyonun büyük ortakları D66 ve CDA, ‘güvensizlik’ önergesine oy vermezken, ‘kınama’ önerisine, diğer tüm partiler gibi onay verdi.
Şimdi, koalisyon kurma çalışmaları yeniden başlayacak. Seçilen ikinci arabulucular da görevlerini bıraktılar. Yeni arabulucuların seçimi çok zor olacak. Bazı siyasetçiler, Kral Willem Alexander’in arabulucu olmasını istiyorlar.
Bakalım bundan sonraki gelişmeler nasıl yürüyecek ve Pieter Omtzigt’in durmu ve tutumu ne olacak?