7 Ekim tarihinden bu yana İsrail’in Gazze’ye yönelik aralıksız saldırıları hastaneleri ve sağlık sistemini düzenli olarak hedef alarak Gazze’deki sağlık sistemini derinden etkiledi. İsrail’in Gazze’ye 16 yıldır uyguladığı abluka nedeniyle de kritik bir durumda olan sağlık sistemi şu an tamamen çökmüş durumda.

Elektriğin kesilmesi ve jeneratörleri çalıştıran yakıtın kısıtlı olması sebebiyle ameliyatlar cep telefonu ışığıyla, anestezi yapılmadan gerçekleştiriliyor. Tıbbi malzemelerin ve ağrı kesici ilaçların eksikliği nedeniyle yanıklar sirkeyle “tedavi edilirken” ve yaralı/hasta Gazzeliler dayanılmaz acılar çekiyor.

İsrail Güçleri El Şifa Hastanesi’nin Kapılarına Dayandı

Sağlık görevlileri, aralarında yeni doğmuş, prematüre bebeklerin bulunduğu hastalar arasında can kayıplarının arttığı uyarısında bulunurken, Israil güçleri Gazze’nin en büyük hastanesi El Şifa’nın kapılarına dayandıkça bulaşıcı hastalıkların yayılmasına ilişkin endişeler de artıyor.

Israil güçleri tarafından günlerdir kuşatma altında tutulan hastanedeki doktorlar, jeneratörler için yakıt bulunamamasından dolayı hastaları kurtarılması imkânsız hale geldiğini yineledi. Israil, El Şifa Hastanesi’nde bir Hamas üssünün olduğunu iddia ederek geri adım atmayı reddediyor.

DSÖ: “Dünya Seyirci Kalmamalı”

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Todros Adhanom Ghebreyesus, El Şifa Hastanesi personeliyle yeniden temas kurmayı başardıklarını duyururken durumun yıkıcı ve tehlikeli olduğunu vurguladı. Ghebreyesus, bölgedeki sürekli bombardımanın zaten kritik olan koşulları daha da derinleştirdiğini ve hastalar arasında ölenlerin sayısının önemli ölçüde arttığını ifade etti. El Şifa’nın artık bir hastane olarak işlev görmediğini söyleyen Ghebreyesus “Dünya, güvenli sığınaklar olması gereken hastanelerin ölüm, yıkım ve umutsuzlukla dolu yerlere dönüşmesine seyirci kalmamalı.” çağrısında bulundu.

 

Gazze’ye yönelik saldırıların başlamasından bu yana El Şifa ve El Ehli Baptist hastanelerinde gönüllü olarak çalışan Dr. Ghassan Abu-Sitta, çok ödüllü bir Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahı. Birleşik Krallık’ta eğitimini tamamlamış, travmaya bağlı yaralanmalarda dünyanın önde gelen uzmanlarından biri olan Abu-Sitta, Gazze’deki durumla ilgili birçok yayın kuruluşuyla konuştuğu gibi, eski adıyla Twitter olan X platformunda düzenli olarak paylaşımlarda bulunarak dünyaya Gazze’de neler olup bittiğine dair bir pencere açıyor.

Dr. Ghassan Abu Sitta: “İsrail, Gazze’yi Yerle Bir Ediyor”

Hastaları için her gün hayatını tehlikeye atarak mücadele eden Dr. Abu Sitta’nın paylaşımlarını kronolojik bir şekilde sizin için derledik.

9 Ekim, 16:25 – Gazze’de amansızca vuruluyoruz.

9 Ekim, 18:33 – İsrail, Gazze’yi yerle bir ediyor.

10 Ekim – Hastaneler kuşatma nedeniyle malzeme sıkıntısı çekiyor. Vücudunun yüzde 70’i yanık olan genç bir kızı hastanede klorheksidin (antiseptik) kalmadığı için normal sabunla temizlemek zorunda kaldık.

11 Ekim – Kimliği Bilinmeyen Çocuk No. 6: 10 veya 11 yaşında. Ailesinin Şeyh Rıdvan Mahallesi’ndeki evinin enkazından çıkarıldı. Yarısının yüzü eksik ve sol koltukaltında yumruk büyüklüğünde bir kusur var. Toplam ameliyat süresi 3 saat. Bu çocuk birinin yavrusu.

12 Ekim – Bu sabah bütün aileler Shatie Kampındaki evlerinde öldürüldü. Başından yaralanmış birkaç aylık bir bebek, kurtulamayacak olan 4 yaşında bir çocuk ve ciddi yanıkları olan 11 yaşında başka bir çocuk. Hepsi kuzen. Büyükbabası sürekli “Bu bir savaş değil, bu bir infaz.” diye bağırıyordu.

14 Ekim, 13:49 – İsrailliler, meslektaşımız Dr. Midhat Saidam’ın evini hedef alarak 30 aile üyesiyle birlikte öldürdü. Harika bir plastik cerrah ve sevimli bir adamdı. Kendisini 2009 savaşından beri tanıyorum. 2014’te birlikte çalışmıştık.

14 Ekim, 13:49 – Şifa hastanesi yerinden edilmiş ailelerle dolup taşıyor. Hastanenin içinde her yerde yerlerde uyuyan insanlar var. Kalabalık, bir salgına yol açacak. Doktorlar ailelerini güvenli tutmak için hastaneye getirdiler.

14 Ekim, 14:56 – Şifa Hastanesi halk sağlığı felaketiyle karşı karşıya. Yerlerinden edilen 10 binlerce kişi hastanenin bahçesine, koridorlara, odalara sığınmış durumda. Ameliyat olması gereken yüzlerce yaralı hasta ameliyathaneye giremiyor. Büyük bir yığılma var.

14 Ekim, 14:58 – İsrail, hastaneyi kapatmaya zorlamaya çalışıyor. İsrail ordusu hastane yöneticilerini arıyor ve tahliye etmedikleri takdirde hastaneyi hedef almakla tehdit ediyor. İsrail bir sağlık felaketini zorlamaya çalışıyor.

“Bugün Ameliyathane Masasında Uyudum”

14 Ekim, 15:13 – Ailelerini güvende tutmaya çalışırken hala işe gelen meslektaşlarım ailelerini hastanede kalmaları için getirdiler. Her ofiste bir aile var. Bugün ameliyathane masasında uyudum.

14 Ekim, 15:50 – Dün gece Gazze’nin kuzeyinden Şifa’ya giderken, yıkılmış bir binanın yanından her geçtim. Çürüyen cesetlerin kokusu çok ağırdı. Cesetleri enkaz altından çıkarmak için zaman yok.

15 Ekim 13:29 – Plastik cerrahi bölümündeki meslektaşlarımın kararlılığına ve gücüne hayran kaldım. Yakın bir arkadaşlarının öldürülmesinin yasını tuttular. Yine de hastalarıyla ilgilenmenin ve yenilerini kabul etmekle kalmayıp 6 ameliyata devam etmeye karar verdiler.

15 Ekim 13:29 – AHOYÇ = Ailesi Hayatta Olmayan Yaralı Çocuk. Gazze’de olan şey bu.

15 Ekim, 13:31 – Gazze’de devlet kılığına girmiş bir ölüm makinasıyle karşı karşıyayız.

15 Ekim, 13:34 – Bu evrende kendisine bakacak bir ailesi olmayan yaralı bir çocuğun yatağının etrafından daha yalnız bir yer yok.

15 Ekim, 13:40 – Hastaların hepsi patlama, şarapnel yaralanmaları, yıkılan evlerden kaynaklanan ezilme yaralanmaları ve yanıklardan oluşuyor. Gördüğüm herkes evlerinin enkazından çıkarılıyor ve çamur, çakıl ve duvarla kaplanmış durumdalar. Vücutlarından çıkardığınız şarapnel parçaları bile duvar, cam ve ev inşaat malzemesinden oluşuyor.

16 Ekim, 15:40 – Birleşik Krallık’ın terörle mücadele polisi, İngiltere’deki evime geldi ve ailemi taciz etti.

“Hastalarım Adına Konuşmaktan Vazgeçmeyeceğim”

16 Ekim, 18:15 – Hastalarım adına konuşmaktan ve işlenen suçlara tanıklık etmekten vazgeçmeyeceğim.

16 Ekim, 23:06 – Bütün bu kanı kim temizleyecek?

 

17 Ekim, 11:05 – Gazze’deki sağlık çalışanlarına hayranlık ve hayranlık duyuyorum. Hemşireler ve doktorlar ulaşabildikleri herhangi bir hastaneye girip çalışıyor. Sadece ailelerinin ihtiyaç duydukları şeylere sahip olduğundan emin olmak için işten ayrılıyorlar ve sonra işe geri dönüyorlar. Bazen aynı binada günlerce uyuyor, yemek yiyor ve çalışıyorlar.

17 Ekim, 18:11 – Yardım etmek için El-Ehli Baptist Hastanesi’ne geçtim. İsrail, El-Ehli Hastanesi’ni vurdu.

“Bizi Yıldıramayacaklar”

18 Ekim, 09:25 – Bugün ameliyatlara yeniden başladık. Bizi yıldıramayacaklar.

18 Ekim, 09:26 – El-Ehli Baptist Hastanesi’nden getirdiğim boynu delinerek yaralanmış genç, yoğun bakım ünitelerinin birinde yaşıyor.

19 Ekim, 07:53 – Dün geceden sonra kendimi toparlamayı başardıktan sonra ilk ameliyatımda, annesi ve kız kardeşi öldürülen 5 yaşında bir kız çocuğu vardı. Kolunda büyük yaralar vardı. O kadar zayıf ve yalnız görünüyordu ki. İnsan kalbi kaç defa kırılabilir?

19 Ekim, 10:30 – Pseuodomonas bakteriyel yara enfeksiyonlarını tedavi etmek için köşedeki dükkandan sirke. Artık bu noktaya geldik.

19 Ekim, 11:36 – El-Ehli Baptist Hastanesi katliamının kurbanlarının kanları kurumaya fırsat bulamadan, Birleşik Krallık Başbakanı gelecek katliamlara destek ve cezasızlık teklifinde bulunmak için geldi.

19 Ekim, 15:59 – Bu sabah Şifa Hastanesi’nin yan kapısının önünde park edilmiş bir kamyonet vardı. Büyük örtü yığınları dağıtıyordu. İple bağlanmış beyaz kumaş çarşaflarla doluydu.

19 Ekim, 17:46 – Sağlık sistemi çöküyor.

19 Ekim, 20:14 – 13 yaşındaki çocuğun yüzünün tamamında ve üst uzuvlarında tam kalınlıkta yanıklar oluştu. Ağabeyleri, ihtiyacı olan tek şeyin biraz krem ​​olduğunu ve iyileşeceğini söyleyerek onu sakinleştirmeye çalışıyorlardı. Durumu iyiye gitmeyecek.

21 Ekim, 13:54 – Yaşları 6 ila 12 arasında olan iki erkek kardeş. Her ikisinde de ciddi yanıklar var ve her ikisinde de kafa travması var. Hayatta kalamayacaklar. Ailelerinin geri kalanı öldü.

21 Ekim, 13:58 – Yanık pansumanlarımız bitti. Vücut yüzeyinin yüzde 40’ından fazlasını kaplayan yanıklarla 70’ten fazla yaralımız var. Yaralıların yüzde 80’i çocuk.

“Bu Soykırım Savaşında Katman Katman Trajedi Var”

21 Ekim, 15:24 – Bu soykırım savaşında katman katman trajedi var. Yaralı çocuklar ve öğrenme güçlüğü çeken yetişkinlerin durumu ve onların ailelerinin hâli.

21 Ekim, 20:31 – 14 günde 14.000 kişi yaralandı. 14 günde 3500 ila 4500 kişi öldürüldü. Günde kaç kişi öldürüldüğünü siz hesaplayın.

21 Ekim, 22:20 – Bir ölüm makinesi olan İsrail, katliamları askeri bir zafer olarak görüyor. Ehud Barak’ın Şifa Hastanesi’nin haklı bir askeri hedef olduğu yönündeki konuşması, hayal edilemeyecek ölçekte bir katliama hazırlıktır. Tam da onların istediği türden bir zafer.

22 Ekim, 07:58 – 20’li yaşlarında 2 erkek kardeşin vücutlarında geniş yanıklar var. Biri 2 gün önce aldığı yaralardan dolayı hayatını kaybetti. O zamandan beri kardeşi hayatta kalmaya çabalamaktan vazgeçti. Bu sabah vefat etti.

22 Ekim, 12:10 – Hastanedeki elektrik kesintileri daha sık ve daha uzun hâle geldi.

22 Ekim, 13:47 – Son 2 haftada 1873 çocuk öldürüldü. Daha fazlası enkaz altında.

22 Ekim, 18:53 – Malek, hayatını değiştirecek şekilde yüzünden yaralanan 1 yaşında güzel bir çocuk. Anne ve babası yaralanmış olmasa da acıları ve ıstırapları tarif edilemez.

23 Ekim, 07:02 – Dün gece, üst ve alt uzuvlarında ve yüzünde geniş yanıklar bulunan 16 yaşındaki bir erkek çocuğu, ailesiyle akşam yemeği yedikten hemen sonra evlerinin nasıl vurulduğunu anlattı. Yanında oturan babasının nasıl bir anda öldürüldüğünü, annesinin ise dumandan nasıl boğulduğunu anlattı.

23 Ekim, 16:44 – 16 günde 2055 çocuk öldürüldü. Tam bir İsrail başarısı.

24 Ekim, 16:17 – İşte yok etmenin mantığı:

 

24 Ekim, 19:20 – 13 yaşındaki Halla’yı anesteziden uyanırken teselli ediyordum. ‘Geçecek, ameliyat bitti.’ dedim. Bana “Hiçbir zaman düzelmeyecek. Annemi ve babamı öldürdüler.” dedi.

24 Ekim, 20:06 – [Bir annenin] 2 yaşındaki oğlu öldürüldü: Tek çocuğuydu. Anne, artık yaralarını umursamıyor.

“Ölüm Her Yerde”

25 Ekim, 09:07 – Ölüm her yerde: Sabahın erken saatlerinde ameliyathane çalışanlarından Thabet’e, anne ve babasının evlerinin İsrailliler tarafından bombalanması sonucu öldürüldüğü söylendi.

25 Ekim, 15:02 – Son 24 saatte 344 çocuk öldürüldü. Katliamın boyutu akıl almaz boyutlarda.

25 Ekim, 15:28 – Hastane civarına yoğun bombalama söz konusu. Binanın temelleri sarsılıyor.

25 Ekim, 15:46 – Az önce Şifa Hastanesi’ndeki Cerrahi Şefi, bana yakıt krizi nedeniyle yollardaki aktif ambulans sayısının azaldığını söyledi.

25 Ekim, 21:36 – Hülasa İsrail’in askeri stratejisinin tamamı, mümkün olduğu müddetçe mümkün olduğu kadar çok insanı öldürmek üzerine kurulu.

25 Ekim, 21:50 – Annas oğlumla aynı yaşta. Yüzü, üst ve alt uzuvları de dahil olmak üzere vücudunun yüzde 50’sini kapsayacak şekilde tam kalınlıkta yanıkları var. O da dünyanın herhangi bir yerindeki diğer yaşıtları gibi bir çocuktu. Şu anda yaşam mücadelesi veriyor. Çektiği acı dayanılmaz.

26 Ekim, 07:49 – Kıdemli hemşiremiz Ümmü Mohammad, işteyken kocası ve 2 oğlunun evlerinin bombalanması sonucu öldürüldüğünü öğrendi.

26 Ekim, 07:49 – İşte Şifa Hastanesi’nin girişi:

 

26 Ekim, 07:53 – İçme suyu için kuyruklar oluştu.

 

“Elektrikler Kesilirse, Her Şey Biter”

26 Ekim, 21:04 – BM’nin Gazze’nin güneyindeki Refah’ta büyük bir yakıt deposu var. İsrail, Şifa Hastanesi’ne göndereceği konvoyları havadan rahatlıkla izleyebildikleri hâlde bombalamakla tehdit ediyor. Şifa Hastanesi’nin jeneratörlerindeki yakıtın bitmesine 36 saat kaldı.

26 Ekim, 22:38 – Buradaki sağlık sistemi tamamen çökmeden önce son sancılarını yaşıyor. Elektrikler kesilirse, her şey biter. Burası bir toplu mezara dönüşür. Elektrik yoksa hastane de yok.

26 Ekim, 23:11 – 2665 çocuk öldürüldü. 2665 hoş gülümseme, 2665 yarın hayali, 2665 favori çizgi film karakteri, 2665 favori yemek…. Birileri için dünyaya bedel 2665 çocuk.

27 Ekim, 11:13 – Katliamdan 11 gün sonra El Ehli Baptist Hastanesi’ne geri döndüm. Bazı kişisel nedenlerden dolayı, Şifa Hastanesi üzerindeki baskıyı azaltmak için ve en önemlisi ahlaki nedenlerden dolayı. Zemin kat koğuşları ve ameliyathane odası rehabilite edildi. Hastanelerimizi kapatamayacaklar.

29 Ekim, 08:22 – El Ehli Baptist Hastanesi katliamında 3 yaşındaki Zain yaralandı. Hem ebeveynleri hem de kardeşleri öldürüldü. Ona hayatta kalan akrabası olan anneannesi bakıyor.

29 Ekim, 11:32 – Görünüşe göre Filistinliler katledilirken çok fazla gürültü yapıyorlardı. Bu, İsrail’in Batılı destekçilerinin ince hassasiyetlerini rahatsız etti. Böylece tüm iletişimimizi kestiler ve bizi susturdular. Kahverengi insanlar katledilirken çok dağınık oluyorlar. Çok kaba görünüyorlar.

29 Ekim, 12:17 – Günün ilk 2 vakası. Ayağını yeniden yapılandırmaya ihtiyaç duyan 2 yaşında bir erkek çocuk ve ayağının kısmen ampüte edilmesi gereken 8 yaşında bir kız çocuğu. Canım acıyor.

“İsrail, Fosfor Bombası Kullanıyor”

29 Ekim, 12:30 – İsrail, giderek daha fazla oranda fosfor bombası kullanıyor. Dün hem bacaklarında hem de uyluklarında belirgin fosfor yanıkları olan 13 yaşındaki bir çocuğu tedavi ettim.

30 Ekim, 08:56 – İsrail’in Filistinli çocuklara yönelik savaşı durdurulmalıdır. İsrail’in savaş makinesi, bütün bir nesli yok ediyor.

30 Ekim, 21:55 – 3.324 Filistinli çocuğun öldüğü, 7.000 çocuğun yaralandığı ve 1.000 çocuğun da cansız olarak enkaz altında beklediği  varsayılıyor. İsrail, çocuklara karşı bir savaş yürütüyor.

31 Ekim, 05:37 – Her 10 dakikada bir Filistinli çocuk öldürülüyor: İsrail’in çocuklara yönelik savaşı.

31 Ekim, 09:21 – İnsanlar, aç kalmaya başladı.

31 Ekim, 16:24 – Cebaliye kampındaki katliamda çok sayıda blok, 6×1 tonluk bombalarla yerle bir oldu. 500’den fazla kişi öldürüldü.

1 Kasım, 14:14 – 12 yaşında ve kendisine Jiji takma adıyla hitap edilmesinden hoşlanıyor. Ön kolunun büyük bir kısmı eksik. Köpekbalığı ısırığı gibi. Gelecek yıllarda birçok büyük çapta rekonstrüktif ameliyata ihtiyacı olacak.

1 Kasım, 21:03 – Gazze’deki hastanelerin 3’te 1’i doğrudan saldırıya uğradığı veya yakıtları bittiği için çalışmıyor.

2 Kasım, 11:13 – İsrail, Al-Shati’deki mülteci kampı sakinlerine karşı beyaz fosfor bombaları kullandı.

“İsrail Güçleri, Yaralıları Tahliye İçin Refah Sınır Kapısı’na Götüren Ambulanslara Ateş Açtı”

2 Kasım, 14:16 – İsrail güçleri, sahil yolundaki yaralıları tahliye için Refah Sınır Kapısı’na götüren ambulanslara ateş açtı.

2 Kasım, 16:19 – İsrail, 3.648 çocuğu öldürdü. Başka bir ülkenin bunu yaptığını VE bundan sıyrıldığını hayal edebiliyor musunuz? İsrail’in Filistinli çocuklara yönelik savaşı.

3 Kasım, 12:16 – Picasso’nun 1937 tarihli Guernica adlı tablosundan: Ölmüş evladını tutan bir anne ve feryat eden bir anne. Anne semaya bakıyor çünkü biliyor ki ona kimse yardım etmeyecek.

 

3 Kasım, 18:29 – Şifa Hastanesi’nin yükünü azaltmak ve bazı yatakları boşaltmaya çalışmak için bu sabah El Ehli Baptist Hastanesi’ne geldim. Ameliyatlar geciktiği için daha fazla kaldım ve her gün akşam 4 civarında olmam gitmem Şifa’ya geri dönmedim. Ölümün rastlantısallığı onun en acımasız özelliğidir.

3 Kasım, 19:38 – Vücudunun her yerine şarapnel isabet etmiş bir çocuğun röntgeni:

 

4 Kasım, 07:48 – İsrail, Şifa hastanesine karşı uyguladığı saldırı modelini bu sabah çocuk hastanesi olan Nussre hastanesine karşı tekrarladı. Hastanenin kalabalık girişine bir füze atıldı.

4 Kasım, 14:10 – İsrail her saat başı 6 Filistinli çocuğu öldürüyor.

5 Kasım, 09:07 – Mektupta, “Hastaneleri terörizmle karıştıran kimse için hiçbir yer güvenli değildir. Hastaneyi terör yuvasına dönüştürmeyi ve Batı ahlakından yararlanmayı kabul eden Gazzeliler, kendilerinin yok olmasına, terörün tasfiyesine sebep olanlardır.” (İsrailli 100 doktorun İsrail güçlerine yazdığı mektup)

5 Kasım, 09:07 – 100 İsrailli doktor Gazze’deki tüm hastanelerin yıkılmasını talep eden bir mektubu imzalamış. Harika meslektaşlık tutumuna sahip sevimli insanlar. Harold Shipman (seri katil doktor) ile aynı Hipokrat yeminini etmiş olmalılar.

5 Kasım, 09:17 – Henüz 18 yaşındasındır ama savaş sona erdiğinde total kalça protezi ameliyatı olman gerekiyordur.

5 Kasım, 14:13 – 4800 çocuk öldü ve 1200 çocuğun da enkaz altında kayıp olduğu düşünülüyor.

5 Kasım, 15:55 – 13 yaşındaki Annas en küçük oğlumun yaşındaydı. Yüzünde ve uzuvlarında ciddi yanıklar vardı. Bugün Annas vefat etti. İsrail ölüm makinesi tarafından öldürüldü. Onun yaşındaki bir çocuğa bunun yapılabildiği bir dünyaya tahammül ettiğimiz için Tanrı ruhlarımıza merhamet etsin. Daha fazla söze gerek yok.

5 Kasım, 15:57 – Annas son ameliyatından sonra susamıştı. Ona biraz su getirdim ve içerken yardımcı oldum. Bu benim onunla ilgili kalıcı bir anım olacak. Çocuk son anlarında susamıştı.

6 Kasım, 09:23 – Dün gece Sahil Kampı’nın bombalanması sonucu Şifa’ya 500 ceset getirildi.

“6 Ameliyathane Yakıt Tasarrufu Amacıyla Çalışmayı Durduracak”

6 Kasım, 09:25 – Bugün öğleden sonra Şifa Hastanesi’nin 6 ameliyathanesi yakıt tasarrufu amacıyla çalışmayı durduracak.

6 Kasım, 10:25 – Dün geceki Sahil Kampı bombardımanından.

 

6 Kasım, 16:11 – İsrail az önce Şifa Hastanesi’nin çatısındaki güneş panellerini vurdu. Şifa karanlığa gömülmeli. İsrail’in ölüm siyaseti, bir hastane üzerinde zafer ilan etmesi gerektiği anlamına geliyor.

7 Kasım, 11:33 – Biz konuşurken katliamın boyutu Filistin toplumunu yeniden şekillendiriyor. Orta yaşlı büyükanne ve büyükbabalar, öldürülen çocuklarının yetim kalan bebeklerine bakıyor.

8 Kasım, 18:38 – Bugün arka arkaya 11 ameliyat; 11 parçalanmış ceset; 11 paramparça hayat; öldürülen sevdiklerinize dair 11 kalp kırıklığı, üzüntü ve keder hikayesi; 11 Filistinli, haklının karşısında güçlünün yanında yer alan bir insanlık tarafından ihanete uğradı; sevdikleriniz olmadan 11 bilinmeyen gelecek.

9 Kasım, 13:01 – Çocuğunuzun hayatta olup olmadığını bilmemenin dehşeti.

9 Kasım, 13:01 – Şu anda Şifa Hastanesi’nde 120 “Hayatta Kalan Ailesi Olmayan Yaralı Çocuk” bulunmakta. Bunlar uzak akrabaları bile hayatta olmayanlar.

9 Kasım, 13:01 – “Çocuklarım nerede?” Ne zaman bir hava saldırısı olsa ve yaralılar sürüler halinde getirilse hem yaralı yetişkinlerden hem de hayatta kalanlardan bunu duyarsınız. Çocuklarım nerede? Bir ebeveyn olarak bu durum hala kalbimin durmasına sebep oluyor.

“Ek Morg Görevi Görmesi İçin Şifa’ya Soğutmalı Gıda Kamyonu Getirildi”

9 Kasım, 13:10 – Ek morg görevi görmesi için Şifa’ya soğutmalı gıda kamyonu getirildi.

 

9 Kasım, 16:06 – Şifa Hastanesi bugün. Yerinden edilmiş 50 binden fazla kişi için bir kamp.

 

10 Kasım, 15:00 – Şifa Hastanesi tamamen çökmüş durumda. Yaralılar ve personel sürüler halinde hastaneyi terk ediyor. Bu sabah yerinden edilenlerin bulunduğu poliklinik bölümüne füze saldırısı düzenlendi.

10 Kasım, 15:03 – Ehli hastanesinden Şifa’ya geri dönemiyorum. Yollar güvensiz. Ehli hastanesi çevresindeki birçok okula füze saldırısı düzenlendi. Acil servisimiz yaralılarla doldu taştı.

10 Kasım, 16:11 – Güneye giden tahliye yolunda saldırıya uğrayan yaralılar geldi.

10 Kasım, 23:09 – Dört çocuk hastanesinin de kapatılmasıyla birlikte, kronik hastalığı olan çocukların uzman tıbbi bakıma erişimi yok. Diyabet, astım ve otoimmün hastalığı olan çocuklar El Ehli’deki acil serviste tıbbi yardım almakta.

“Küçük Çocuklarda Çok Sayıda Akut Beslenme Yetersizliği Vakasına Tanıklık Ettim”

10 Kasım, 23:10 – Küçük çocuklarda çok sayıda akut beslenme yetersizliği ve dehidrasyon vakasına tanıklık ettim.

10 Kasım, 23:15 – Yaralılar artık yaraları için tedavi edilmiyor. Elimizden geldiğince stabilize etmeye çalışıyoruz. Özellikle çocuklarda tedavinin gecikmesi, yeniden yapılanmanın gecikmesine ve nihayetinde sakatlığın artmasına neden oluyor.

11 Kasım, 10:33 – Bu şarapnel 11 yaşındaki bir çocuğun sırtından girerek bağırsaklarını delmiş. 2 saatlik bir ameliyat.

 

11 Kasım, 12:21 – Bugün altı yaşında bir kız çocuğunun kolunu ve bacağını ampüte etmek ve ardından annesine söylemek zorunda kaldım.

12 Kasım, 10:56 – Ketamin, morfin ve hatta Tramadol olmadan dayanılmaz derecede acı veren büyük yaraların pansumanını yapmak zorunda kalıyorum. Hiçbir şey ile. Aksi takdirde yaralar enfeksiyon kapacak.

12 Kasım, 11:11 – İsrail askerlerinin Şifa Hastanesi’ne girdiği haberini aldım. İsrail bir hastane üzerinde zafer ilan etti. Yerleşimci ölüm politiğinin en canavarca hali.

12 Kasım, 11:45 – El Ehli hastanesinde kan stokumuz tükendi. Yaralılarımız ameliyattan sonra kan nakli yapılamadığından ölüyor.

“Bugün Zafere Hiç Olmadığımız Kadar Yakın Olduğumuza İnanıyorum”

12 Kasım, 15:41 – Dayanılmaz acı ve ıstıraba, yürek burkan kedere, kan ve gözyaşı denizine, kopan uzuvlara ve parçalanan bedenlere rağmen: Bugün zafere, 75 yıl önce Nakba sürecinin başlamasından bu yana hiç olmadığımız kadar yakın olduğumuza inanıyorum.

13 Kasım, 11:24 – Biz hayata inanıyoruz. Tüm bu ölümlerin ortasında bile. Daha iyi günler görmesi ve özgür bir adam olarak büyümesi dileğiyle.

 

13 Kasım, 15:00 – Hala güçlü bir şekilde devam ediyoruz.

 

14 Kasım, 11:12 – Dün gece zordu. Acı çekecek kadar bitkin olmama rağmen sabahın erken saatlerine kadar uyuyamadım. Sabah 8.30’da yağan yağmur havayı dumandan arındırdı. Gökyüzü çok güzeldi. Ayağı kötü bir şekilde yaralanan 5 yaşındaki bir çocuğu ameliyat edebildim. Bugün yeni bir gün.

14 Kasım, 11:49 – İsrail Quadcopter dronlarından ateşlenen 20’den fazla göğüs ve boyun kurşun yarası olan hasta getirildi. Bu alçaktan uçan bir keskin nişancı drone’u. Öldürmeye gelince çok yenilikçiler.

14 Kasım, 19:57 – Uyuduğumuz oda. Sanırım ameliyathanede yapılan sezaryenlerden gelen yeni doğmuş bebeklerin sesi havayı yeni bir yarının iyimserliğiyle doldurdu. Uzun zamandır ilk kez personel arasında kahkahalar duyuldu.

perspektif.eu