Eba Müslim Horasani’ye “Emeviler niçin yıkıldı” diye sorarlar. O da şunları der: “Onlar dostlarını ihmal ettiler, nasıl olsa bizim dediler. Düşmanlarını memnun etmeye çalıştılar, sonunda düşmanlar dost olmadı, uzaklaştırılan dostlar da dost kalmadı ve yıkılmak mukadder oldu. Yola çıktıklarını, yolda bulduklarıyla değiştirdiler, yıkılmak kaçınılmaz oldu”

Kıssa: “Masum bir Amerikan köpeği aşırı İslamcı tarafından öldürüldü”

Adamın biri New York, Central Park’ta yürüyüş yaparken, aniden kuduz bir köpeğin küçük bir kıza saldırdığını görür. Koşar ve köpekle boğuşmaya başlar. Hayli uzun bir uğraştan sonra üzeri yara bere içinde kaldığı hâlde köpeği öldürür. Ama küçük kızın da hayatını kurtarmıştır. Son anda bu sahneyi gören polis nefes nefese olay yerine koşar ve adamın yanına gelir. Sarılıp teşekkür etikten sonra ‘Sen’ der ‘bir kahramansın, yarın bütün gazeteler seni yazacaklar Ve göreceksin başlık da şöyle olacak; “Cesur New York’lu küçük kızın hayatını kurtardı.”

Adam “Ama ben New York’lu değilim!” der.

Polis “Fark etmez, bu durumda gazeteler şunu yazacaklar; “Cesur Amerikalı küçük kızın hayatını kurtardı” cevabını verir.

“Ama ben Amerikalı da değilim” der adam artık şaşırarak. Polis ‘Ya, o hâlde nerelisin?’ diye sorunca adam cevap verir; “Ben Iraklıyım!”

Polis adama başka bir şey söylemez. Ama adam ertesi gün gazeteleri aldığında şöyle bir başlıkla karşılaşır: “Radikal İslamcı, masum Amerikan köpeğini öldürdü”

İşte Avrupa’nın bize bakış açısı böyle kardeşlerim… Rabbim Kur’an-ı Kerim’de “Sen onların dinlerine uymadıkça,Yahudi ve Hristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olacak değillerdir.” buyurarak önümüze bir yol açıyor.

Hollanda neyi ispat etmeye çalışıyor?

Hollanda kendini ispat etmeye çalışan ergen davranışlarını sürdürüyor. Eşcinsel evlilikler, ötenazi\ uyuşturucu dağıtımı, annelik sıfatını yok sayma, taşıyıcı annelik, ilkokullarda eşcinsellik teşviki gibi insan hak ve fıtratına ayrıklıkları ilk yasalaştıran ülke olması hasebiyle, neyi ispat etmeye çalıştığını anlamakta zorlanıyorum. 2002 yılından bu yana, çaresiz hastalığı olanlara ötenazi hakkı verilen Hollanda’da 1 Şubat 2024 itibariyle yürürlüğe giren düzenleme ile artık yasal olarak ötenazi yaşı 1-12 yaş arasındaki tüm çocukları kapsayacak hâle geldi. 5 aydır süren İsrail’in Filistin’i yok etme planına açıktan destek veren ülkelerden biri ve en başta geleni de Hollanda idi. Her şey 7 Ekim sonrası akşamında Hollanda devrik başbakanı Mark Rutte’nin, “Hollanda, İsrail’in kendisini savunma hakkını bütünüyle destekliyor” açıklaması ile başladı.

Aynı çıkışı 11 Eylül saldırılarının hemen ardından zamanın başbakanı Wim Kok da yapmış ve Hollanda’nın, eli kanlı Amerika Başkanı Bush’un haçlı ordusuna asker olacağını duyurmuştu.

Bir insanın, ülkenin ve toplumun nerede, nasıl saf tuttuğunu bu açıklama ile anlamak mümkün. Batı, zaten İsrail’i o bölgedeki karakolu olarak bulunduruyor destekliyor ve hatta onun zulmüne, soykırımına ortak oluyor. Elbette vicdan, merhamet, hak sahibi olmayanlardan bunları beklemek akla ziyan bir davranıştır. Eli kanlı İsrail’i aklamak, haklı çıkarmak için onların geçmişte yaşadıkları sıkıntıları gündeme taşıyarak Soykırım Müzesi açmak da, Yahudi soykırımını anlatan diziler çekmek de işte bu ergenlik hâlinin bir dışa vurumu, günah çıkartmanın izdüşümüdür.

Yahu zaten Yahudi soyunu kıran sizsiniz, onları süren sizsiniz, kovulanlara, sürülenlere kucak açanlar da hep Müslümanlar olmuşlar. Gazze’deki soykırımı unutturmak, İsrail’i haklı çıkarmak için böyle bir düzen kurmak da ancak sizlere yakışır. Eli kanlı Herzog’u en üst düzeyde ağırlamak, onun ziyaretinden duyulan memnuniyeti ifade etmek, Kral, Başbakan ve Wilders’ın özel olarak görüşmelerini sağlamak sizin nerede olduğunuzu ortaya koymakta. Geçmişte yaptığınız kıyımın bir özrü müdür, dininizin size yüklediği bir emir midir, ergenlik hâlinin verdiği bir yön şaşırması mıdır, ben adını koymadım. Ama halkınız meydanlarda ve olayın farkında; sizin gibi, gücün değil haklının yanındalar… Sizler de elinize bulaşan masum ve mazlumların kanıyla bir kez daha anılacaksınız. Nasıl ki Yahudiler sizin yaptıklarınızı, yaktıklarınızı, sürgün ettiklerinizi unutmadılar her gün suratınıza çarpıyorlar, gün gelecek Filistinli bebekler, kadınlar, siviller de bu yanlış duruşunuzu düzeltip, tokat gibi suratınıza vuracaklar.

Bununla da yetinmediler. Geçen yıl sanki olacakları biliyormuş gibi 7 Ekim katliamı başlamadan 3 ay önce Hollanda Temsilciler Meclisine Adalet Bakanı Yeşilgöz tarafından sunulan Holokost inkârı yasaklandı Buna göre Holokost’un dehşetine alenen göz yummak, kaybetmek veya küçümsemek açıkça yasak hâle geldi.

Bununla da yetinmediler; ne alakası varsa “Yahudi düşmanlığı artıyor” düşüncesiyle bununla mücadele için meclisi de kullandılar. İşte o haber: “Hollanda’da Temsilciler Meclisi yaptığı bir açıklamayla antisemitizme karşı harekete geçilmesi çağrısında bulunarak bir bildiri yayınladı. Bildiri alt meclisteki en büyük 13 parti tarafından imzalandı. Sadece DENK ve FVD bildiriyi imzalamadı. Partiler bildiride “Herkesin özgürce ve güvenle bir araya gelebilmesi gereken yerlerde Yahudilere yönelik nefretin geri döndüğünü dehşetle görüyoruz. Bu gösteri değil, gözdağıdır. Buna bir son verilmelidir. Hemen şimdi.” açıklamasında bulundular. Buyur buradan yak!.. Oysa tam tersi bir durum söz konusu. Öldürülenler de Müslüman, soykırıma uğrayan da Müslümanlar, her gün ayrımcılığa uğrayan, kitabı yakılan, camisi taşlanan da Müslümanlar…

Ramazan yüreklerimize dokunarak geldi ve gidiyor…

Ne mutlu ki Müslüman’ım… İman  ve o  dinin nimetini bana, bize veren, yaşatan Rabbime sonsuz hamd olsun. Geçen sene depremle sarsıldık, yıkıldık, bu yıl Filistin’le harabeye döndük. İslam coğrafyalarına ekilen fitne tohumları meyvelerini işbirlikçi lider bozuntularıyla vermeye başladığı yıllardan beri, o coğrafyaların yüzü gülmedi, o emin beldelere bahar gelmedi, barış, esenlik yüzü görmedi. Emperyalist çetelerin önce sömürdüğü sonra da oralara fidan gibi diktikleri fitne tohumları ve kukla yöneticiler yüzünden, hem İslam hak ettiği değeri görmedi hem de Müslümanlar selamete ermedi. Oysa o büyük medeniyetin insanlığa nasıl bir katkı sunduğunu ve hâlen insanlığın o medeniyetten beslendiğini ve onun mirasını yediğini biliyoruz.

Tek işleri “öldürmek” olan eşkıya başı İsrail’in milletvekili Almog Cohen, “Ramazan ayı onları öldürmek için en iyi zaman.” diyerek nasıl bir ruh yapısına sahip olduklarını ortaya koyuyordu. Bir arkadaşım, Hollandalı iş arkadaşına “Filistin’de çocuklar öldürülüyor, ne düşünüyorsun?” diye sorunca aldığı cevap kan dondurucu: “Ama onlar büyüyünce terörist oluyorlar”

Onlar bu zulmüne devam ederlerken bizlerdeki duyarsızlık had safhaya ulaştı. Zaten o korkaklar da bizim bu nemelazımcılığımızdan cesaret alarak cinayetlerini, kıyım, soykırımlarını sürdürüyorlar.

Kimseden bir şey beklemek yerine “bu konuda ben ne yapabilirim?” sorusuna doğru cevap vererek hareket etmeliyiz. Herkesin yapabileceği bir şey vardır mutlaka. İftar davetlerine bu sene katılamama gibi bir prensip kararı aldım. 40 civarında aldığımız davetlere ya mazeret bildirdim ya da bir arkadaşımızı gönderdim. İftar sofralarında hiçbir şey yokmuş gibi kahkaha atmak, İsrail destekçi firmaların ürünleriyle oruç açmak hiç de yapabileceğim bir şey değildi. Elbette o buluşmaları çok önemsiyorum ama sırf bu kaygılarla bu yıl uzak durdum.

Biz ailecek o katillere destek veren firma, şirket, mağazalara gitmemeye, onların ürünlerinden zaten uzaktık ama daha da uzaklaşmaya çalıştık. Mazlum Filistin halkını her dem dualarla anarken, onlara maddî anlamda katkıda bulunurken; onlara zulmedenleri, onlara kıyanları lanetledik, bugzettik, kahrolmaları için yalvardık. Her hafta sonu düzenlenen mitinglere mutlaka katılalım. İlk günlerdeki duyarlılığı kaybetmeyelim. Maalesef son mitinglerde Müslümanlardan ziyade gayrimüslimlerin zulmü protesto ettiklerine şahitlik ediyoruz.

Meclis konuşması sırasında kaybettiğimiz saadet Partisinin yürekli neferi Hasan Bitmez’in şu ifadelerden herkes payına düşeni alacaktır: “Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Hâlbuki biz sussak tarih susmayacak. Tarih sussa hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Hâlbuki bizden kurtulsanız vicdan azabından kurtulamayacaksınız. Vicdan azabından kurtulsanız tarihin azabından kurtulamayacaksınız. Tarihin azabından kurtulsanız Allah’ın gazabından kurtulamayacaksınız.”

Türkiye seçime gidiyor

Hollanda’da seçim sonrası hükûmet kurulmazken, Türkiye kısa bir aradan sonra Yerel Yönetimleri belirlemek üzere bu hafta sonu seçime gidiyor. Her şeyden önce seçimlerin ülkemiz, milletimiz, İslam dünyası ve bütün insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Külli iradenin üzerinde hiçbir gücün olmadığına iman etmiş biri olarak insanların cüzi iradesinin sandığa yansıması taraftarıyım. Seçilenlerin, seçeni ve rakiplerini ötelemediği, ayrıştırmadığı bir yönetim anlayışı sergilemesi dileği ile seçim sonuçlarının ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum…

Zeynel Abidin           —◄◄