“Yemin ederim ki, dünyanın bütün toprakları bir tek insanın kanını akıtmaya değmez. “Cinayete ses çıkarmayan caninin suç ortağıdır.”  “Aydınların aydınlatmadığı halkı, soytarılar aldatır.”  “Bu çökmeye hazır medeniyet üç sütün üzerinde duruyor; süngü, açlık, fuhuş.”  “Kitaptan değil, kitapsızlıktan korkmalıyız.” (Cemil Meriç)

Araçların Türkiye’de kalma süresi uzatılıyor

Hükûmetin Avrupa Türkleri için verdiği seçim vaadi çerçevesinde araçların kalma süresi 4 yıla çıkarıldı. Bu uygulama sadece emekli olanlar için geçerli olacak. Şimdi böyle bir ayrımcı uygulamadan kimler kazançlı çıkacak, kimler mağdur olacak? Bir iktidarın bu sorunu çözemeyecek kadar muktedir olamaması nasıl açıklanabilir, bilmiyorum. Bırakın şu insanları az biraz rahat etsinler. Onlar 60 yıllık emekleri, alın terleri ile hem Avrupa hem de ülkemiz inşa ve ihya edildi. Her karışı şehit kanlarıyla sulanmış vatanımızı, Avrupalı Türkler de hem Avrupa’yı hem de cennet vatanımızı alın terleriyle suladılar. Bunun karşılığı böyle bir ayrımcı uygulama olmamalıydı. 4 yıla çıkarılan bu yasa düz hesap olarak 5 yıla çıkartılmalı, herkes istifade etmeli, esnek olarak yasa genişletilmeli ve araç sahibi olmadan da eşi ve çocukları kullanabilmelidir. Suiistimallerin önüne geçilecek önlemler alınmalı ve herkes özgür bir şekilde böyle bir yasadan istifade etmelidir. Elbette tek sorunumuz bu değil ancak, “çözüme kavuşturduk” dediğiniz sorun hiç de sizin dediğiniz gibi değil. Yıllarca dışlanmışlık hisseden bu insanlar artık sahiplenilmek istiyor. Bu yasa yeniden gözden geçirilerek düzenlenmeli ve yürürlüğe konulmalıdır. Ardından askerlik, mal varlığı araştırması gibi diğer sorunlar da acilen çözüme kavuşturulmalıdır. Parası olan diğer milletler T.C. vatandaşı olurken, Türkiye vatandaşı olan evlatlarımız birer birer T.C. vatandaşlığından çıkıyorlar.

Zalim zulmüne devam ediyor, biz seyrediyoruz…

30 yıldır yazıyorum. Tekrara düşmemeye çalışsam da -hak-batıl mücadelesi kıyamete kadar süreceğinden dolayı- bazen aynı sözlerle bu sütunlardan ses verdik;  tarafımızı belli ettik, isyanımızı yükselttik. Zalim her daim var oldu. Zulmünü de korkakların sessiz kalmalarından ve onların verdiği destekle besledi, büyüttü. Bir yerde bir zulüm işleniyorsa oranın ahalisi de en az zalim kadar suçludur. Bu, soykırıma kadar varan vahşetin suçlusu sadece o cinayetleri işleyen İsrailli caniler değil, en az onlar kadar da suskun kalan bizler de suçluyuz. Ancak buna rağmen dünyayı kana boyayan, cehenneme çeviren katiller sürüsünün bürgün nasıl da yıkılacaklarını göreceğiz inşallah.

Filistin kanayan yaramız. Yaramız gittikçe derinleşiyor…

Hem eli kanlı terör örgütü İsrail’in bombaları ile yanıyoruz hem de Müslümanların duyarsızlıkları karşısında kahroluyoruz.

En ufak bir üzüntü duymadan, vicdani rahatsızlık hissetmeden kahkahalarla gülenler, çalgı çengi eşliğinde eğlenenleri gördükçe, duydukça içim daralıyor, midem bulanıyor.

Hele ki böyle günlerde çalgılı çengili eğlence ortamları oluşturacak; insanları, insanî ve imanî duruşlarından uzaklaştıracak, merhamet duygusunu köreltecek etkinlikler düzenlemek tam manasıyla şuursuzluk, ruhsuzluk, kalpsizliktir. Biz bu vahşeti, bu zulmü, bu soykırımı unutur ve unutturursak yazıklar olsun. O masum ve mazlumları unutursak, vatanı uğruna şehit olanlara ihanet edersek veyl olsun bize. Biz ne bu zulmü ne mazlumun feryatlarını ne buna seyirci kalanları ne tarafını zalimden yana koyanları ne de organize işler düzenleyip şarkıcı oynatanları asla unutmayacağız. Soykırıma uğradığını iddia eden bir milletin, kendilerine kucak açan başka bir millete soykırıma varan bir vahşeti, zulmü uygulamasının altında nasıl iğrenç bir niyet yatıyor acaba?

Dualarımızın ilk hecesi oldun Filistin…

10 bin körpe cana mezar olan kutlu şehir… Sana, seninle Miraca yükselen kutlu Nebi’ye, Fatih Selahaddin’e ve on binlerce şehidimize selam olsun… O gün gelecek, kurtuluş günün, çok yakında Filistin’im…

Kıssadan Hisse:

Terzinin biri, âlime: “Ben zalimlerin elbisesini dikiyorum. Acaba ben Kasas Suresi’nin 17. ayeti gereği zalimlere yardım edenlerden olur muyum?” diye sorar.

Âlim şöyle cevap verir: “Hayır sen zalimlere yardım eden değilsin. Bilakis sana iğne satanlar zalimlere yardım edenlerdir. Sen ise bizzat zalim olmuşsun” diye cevap verir.

Kıssadan alınacak hisseyi, yukarıda açıkça adlarını yazdıklarım aralarında paylaşsınlar…

 

  1. ve 25. yılın önemi, anlamı…

65 yılının Şubat ayında doğmuşum. Rahmetli babam da aynı yılın Kasım ayında Hollanda’ya gelmiş. Farklı işlerde çalışmış, bu ülkenin inşası ve ihyası için ter dökmüş, emek vermiş, çilesini çekmiş. Sadece Hollanda’nın değil köyünün, memleketinin de kalkınmasına büyük katkılarda bulunmuş. Onların hakları asla ödenmez.

Onlar, dilini, dinini, töresini bilmedikleri diyarların yabancılarıydılar. 60 yıl geçti onların torunları da aynı isimle anlıyorlar.

Oysa Hollanda doğumlu 36 yaşındaki kızım, 35 yaşındaki yerli Hollandalıdan daha çok Hollandalı.

Yani değişen hiç bir şey yok; hiçbir alanda…

Göçüp gidenleri rahmetle, minnetle, şükranla anıyorum. Kalanlara sağlık, esenlik dolu uzun ömürler diliyorum.

Doğuş olarak göçün 60. yılını ve Doğuş’un 25’inci yılını özel bir etkinlik ile kutlayacağız. Bunu da siz okurlarımızla birlikte yapacağız. Sizlerin katkılarıyla…

Babalarınızla, dedelerinizle söyleşiler yapmanızı, onları bizlerle paylaşmanızı, onlara ve o yıllara ait fotoğraf, mektup, bavul, ses, görüntü kayıtları ve diğer objeler varsa, lütfen iade edilmek üzere bizlere teslim edin. Yapacağımız etkinlikte onları sergilemek ve gelecek kuşağa önemli, anlamlı birer mesaj verelim, onları anılarda yaşatalım.

Onların nasıl bir yokluk döneminde bizlere böyle bir refah ortamı hazırladıklarını gözler önüne serelim. Bekliyoruz efendim…

Önümüzdeki günlerde bu anlamda yapılacak olan çalışmalar hakkında sizleri bilgilendireceğiz. Ama sizin de teklif, tavsiye ve önerilerinizi bekliyorum.

2015 yılının Mart ayında Haber Gazetesi için çok özel ve güzel bir insanla yaptığım söyleşiyi sizinle Doğuş sayfalarında paylaşıyorum. Sevgili İbrahim Karaman’ın da izniyle…

Okuyunca sanki yeni yapılmış bir söyleşi olduğunu sanacaksınız. Zira her şey bıraktığımız yerde, hiçbir değişiklik yok… İbrahim Görmez abimiz ile 9 yıl önce yapılan sohbetimizden keyif alacağınızı ve hayli istifade edeceğinizi umuyorum. Sizlerden de bu manada söyleşiler bekliyorum.

Teşkilatta geçen 35 yıl…

Geçenlerde bize tevdi edilen bir görev münasebetiyle Oss’ta bir camideydim. Uzun zamandır göremediğim dostlarla kucaklaştık. Bu teşkilatın bizlere kazandırdığı en güzel haslet de bu olsa gerek: Dava kardeşliği… Hiçbir şeye bezemiyor, insan  yüreğini ısıtan, yüzünde tebessümler oluşturan, kendini güvende hissettiren müthiş bir duygu…

Cami yönetimindeki Fatih kardeşim “Abi, geçenlerde 10-15 yıl öncesine ait bir yazı ve fotoğrafını gördüm. Saçlarının rengi, havası bir başkaydı” dedi.

Ben de Fatihimize, “60 yıla yaklaşan ömrümde 40 yıllık iş hayatımda ve 35 yıllık teşkilatçılık hayatımda en büyük kazanımım, servetim ve kârım; bu teşkilatlarda Allah rızası için yaptığım hizmetlerdir. Bunca yıldır elde ettiğim en önemli, en anlamlı en hayırlı tek sermayem burdur” dedim.

Bundan dolayı da evlatlarıma aynı yönde tavsiye, nasihat ve vasiyetlerim oldu: “Bu teşkilatlar size kapıda bekçilik, çöpçülük de verse, tuvaletleri temizlik görevi de verse o görevleri baş tacı edip, görevi alacak, en güzelini yapacaksınız, ki hem dünya hem de ahiret hayatınız mamur olsun. Bu davada ‘ben olmazsam olmaz’ düsturuyla hareket edecek, ama asla kendinizi davanın önüne geçirmeyeceksiniz, menfaatiniz için kullanmayacaksınız hep veren olacaksınız ki, ileride kazanan ve alan siz olasınız.”

Bundan dolayı bu teşkilatların Avrupa’da oluşmasına öncü olan cennetmekân Necmeddin Erbakan hocamız başta olmak üzere onun yol ve dava arkadaşlarını sevgi, saygı, rahmet, minnet, özlem ve şükranla anıyorum. Allah onlardan, bu teşkilatı ayakta tutanlardan razı olsun.

HOTİAD anlamlı bir çalışma başlatıyor

Hatay’da depremzedeler için 102 konteyner konutun teslim edilişinin ardından HOTİAD, “Hollanda Türk Göç Tarihindeki Birinci nesil İz Bırakanları” seçmeye hazırlanıyor. Bu önemli, anlamlı çağrıya lütfen kulak verin ve iç sayfalarımızda paylaştığımız haber için gereğini yapın.

En kanlı, kirli, zulüm yılını geride bırakıyoruz. 2024 yılı, barış, esenlik yılı olsun.

(*) Necmeddin Erbakan

Zeynel Abidin Kılıç    —◄◄