Diaspora topluluklarını, sinemanın sanatsal üretim gücüyle birlikte yansıtma hedefiyle düzenlenen Diaspora Uluslararası Kısa Film Festivali, 27-29 Ağustos’ta İstanbul Atlas Sineması’nda sinemaseverlerle buluşacak.

Festival, Anadolu Ajansının Global İletişim Ortaklığında, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) tarafından Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı organizasyonuyla bu yıl ilk kez düzenleniyor.

Beyoğlu Soho House’da gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan YTB Başkanı Abdullah Eren, sinema aracılığıyla anlatılmak istenen birçok şeyin sadece birkaç dakikada ya da bir sahnede etkileyici ve estetik biçimde gösterilebildiğini söyledi.

Eren, bu sebeple diaspora topluluklarının sorunlarını sinema aracılığıyla anlatanları desteklemek ve motive etmek adına festivali hayata geçirdiklerini anlattı.

Yoğunluğu Avrupa olmak üzere dünyanın tamamında 6,5 milyon Türk diasporasının olduğundan bahseden Eren, şöyle devam etti:

“Diaspora Uluslararası Kısa Film Festivali, sadece Türk diasporalarına değil, diğer tüm diaspora toplumlarına açık ve onları da kapsayan bir festival olarak kurgulandı. Diaspora olmayı, en iyi diaspora olanların bileceğini bildiğimiz gibi hemen hemen hepsinin ortak sorunları olduğunun da farkındayız. Bu sebeple tüm diaspora toplumlarının genç ve yetenekli sinemacılarının ortak bir paylaşım alanı ihtiyacını da festivalimizle karşılamak istiyoruz. Önemli misyon ve hedeflerle yola çıktık. Tahminimizin üzerinde de ilgiyle karşılaştık. Festivalin iki farklı kategorisi olan Türkçe konuşan filmler ve yabancı dilde filmler kategorilerine Hindistan’tan Brezilya’ya, Çin’den Senegal’e toplam 120 farklı ülkeden 3 bin 123 başvuru aldık. Diasporaları yakından ilgilendiren aidiyet, çok kültürlülük, ırkçılık, mülteci olma halleri, ayrımcılık, birlikte yaşamak ve İslam düşmanlığı gibi konuların ele alındığı filmlerden oluşan 24 kısa film ise festivale katılmaya hak kazandı.”

“Diaspora konusunun farkındalığının oluşturulması bizler için önemli”

Abdullah Eren, festivalin aynı zamanda Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün destekleriyle, TRT’nin kurumsal partnerliğinde gerçekleştirildiğini aktararak, “Dünyanın ve Avrupa’nın farklı yerlerinde yaşayan Türk vatandaşlarının filmlere, kitaplara konu olacak birçok hikayesinin olduğunu biliyoruz. Hem başarı hem hüzün hem mutluluk ve sevinçleri, üzüntüleri, sılaya olan özlemleri, diğer taraftan başarmış oldukları ve bizlerin farkında olmadığı belki birtakım başarı hikayeleri bunların çok daha fazla duyulması ve farkındalığın artırılması gerektiğini düşünüyoruz. Hele dünyanın içinden geçtiğimiz böyle bir zaman diliminde, diasporalar nihayetinde göç hareketleri sonucunda oluşuyor. Bugün de 21. yüzyılın ikinci çeyreğine girerken, dünya üzerinde bu hareketliliğin, hele ki yakın coğrafyamızda son derece arttığı bir dönemde bu konunun farkındalığının oluşturulması bizler için de önemli.” değerlendirmesini yaptı.

Bu sene Türk diasporasının Avrupa’ya göç edişinin 60. yılı olduğuna işaret eden Eren, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Almanya’yla imzalanan iş gücü anlaşması çerçevesinde Sirkeci’den trenlerle 1961’de büyüklerimizin Almanya’ya ve diğer Avrupa ülkelerine yolculuğunun başladığı tarih. 60 yıllık bu serüven içerisinde sıkıntılar da yaşadık. Kurumsal ırkçılığın, ayrımcılığın, İslam düşmanlığının, ötekine tahammülsüzlüğün maalesef son yıllarda arttığı bir dönemde yaşıyoruz. Sadece diasporaların kendi içerisinde yaşadıkları sorunların gündeme gelmesi ve köpürtülmemesi gerektiği kanaatindeyiz. Bu ülkelerde yaşayan insanların sahici sorunlarının da gündeme getirilmesi lazım.”

Eren, festivalin sloganına da değinerek, şunları söyledi:

“Biz Avrupa’da yaşayan ve eli kalem tutan çift dilli gençlerimizi bulup, bir araya gelelim ve onlarla bir mecra oluşturalım diye birkaç defa yazarlık akademisi programı düzenledik ve akademilerin neticesinde Türkçe hikaye, şiir, öykü yazabilen, farklı konularda kabiliyetleri olan gençleri bir araya getirdik. Sonucunda da Telve adlı bir dergi çıkardık. İlk sayıda da ‘Her şeyden biraz kalır.’ diye kendilerini anlattılar. Hala edebiyat dergisi olarak çıkıyor. Başka bir sayıda da ‘Sen nerenin yerlisisin?’ diye sormuşlardı kendilerine. Bunlardan hareketle biz de sadece bir yere ait olmamak, birkaç farklı yerde insanın kendisini ait hissetmesi gibi durumlardan yola çıkarak, festivalin sloganını ‘Her şeyden biraz kalır.’ olarak belirledik.”

“Elimizden geldiği kadar neşeli, keyifli bir festival oluşturmaya çalışıyoruz”

Diaspora Uluslararası Kısa Film Festivali Direktörü Emrah Kılıç ise konuşmasında sanatçı Ege Öztayfun tarafından tasarlanan afişe dair bilgiler vererek, festivalde herkesin izlemesi gereken filmlerin yer aldığına dikkati çekti.

Filmlerin çok çeşitli konuları içerdiğini belirten Kılıç, “Değerlendirme sürecinde izleyerek öğrendiğimiz birçok şey oldu. Bu diaspora konularına aslında ne kadar uzak kaldığımızı hissettik. Festivalimiz 27’sinde başlayacak ve 28, 29 Ağustos’ta gösterimlerimiz olacak. 29’unda kazanan filmlerin ödüllerini dağıtacağız. Elimizden geldiği kadar neşeli, keyifli bir festival oluşturmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

Kılıç, festival yarışmasında finale kalan 24 filmin ekibini İstanbul’da ağırlayacaklarını belirterek, “Ekipler film gösterimlerinden sonra söyleşi yapacaklar. Onlarla burada bir köprü kurmaya çalışacağız. Bütün diaspora topluluklarının sinemacılarının bir araya gelip, belki de ileride ortak yapımlar yapabilecekleri bir hat oluşturmaya çalışıyoruz. Umarım diaspora topluluklarının sürekli gelip gittiği, birisinin film çektiğinde önce buraya yollamayı düşündüğü bir festival haline geleceğiz.” ifadelerini kullandı.

Festival hakkında

Festivalin “Türkçe Konuşan Filmler Yarışma Kategorisi”nin jürisi yönetmen Andaç Haznedaroğlu, Bakü Uluslararası Kısa Film Festivali Direktörü Fehruz Shamiyev, yönetmen Haluk Piyes, yönetmen Maryna Gorbach Er ve yönetmen Murat Şeker’den oluşuyor.

En İyi Film Ödülü’nü kazanan film, 5 bin avronun sahibi olurken, TRT Özel Ödülü’ne 2 bin 500 avro, En İyi İkinci Film’e 1500 avro ve En İyi Üçüncü Film’e 1000 avro takdim edilecek.

Yabancı Dilde Filmler Yarışma Kategorisi’nin jürisinde ise yapımcı Anthony Nti, Asya Dünya Film Festivali Direktörü Asel Sherniyazova, Saraybosna Film Merkezi Direktörü Ines Tanovic, yönetmen Nariman Aliev ile yazar ve yapımcı Samed Karagöz yer alıyor.

Bu kategoride En İyi Film Ödülü’nü kazanan film 5 bin avro, Jüri Özel Ödülü’nü kazanan yapım 2 bin 500 avro, En İyi İkinci Film Ödülü’nü kazanan film 1500 avro ve En İyi Üçüncü Film Ödülü ise 1000 avro para ödülünün sahibi olacak.

Diaspora Uluslararası Kısa Film Festivali’nde yer alan filmler kategori ödüllerinin yanı sıra bir ödül için daha yarışacak. Programda yer alan tüm filmler salondaki gösterimlerin yanı sıra Festival Scope adresinden de çevrim içi erişime açılacak.

Filmleri bu adresten veya salonda takip eden sinemaseverler daha sonrasında festivalin web sitesi “diasporafilmfestival.com” verdikleri oylarla 500 avro değerindeki Seyirci Ödülü’nün sahibini belirleyecek.

Dünyanın farklı ülkelerinden 24 filmi sinemaseverlerle buluşturacak festivalde, tüm gösterimler ücretsiz olacak. Seyircilerin sağlığı ve salonlarda dezenfeksiyona zaman ayırmak amacıyla günde üç seansın gerçekleştirileceği festivalde, gösterim saatleri 14.00, 17.00 ve 20.00 olarak belirlendi.

Festivalin “Yabancı Dilde Filmler Yarışma Kategorisi” finale kalan film ve yönetmenleri şöyle:

“3 Logical Exits “- Mahdi Fleifel, “A Year in Exile” – Malaz Usta, “Bj’s Mobile Gift Shop” – Jason Park, “Flowing Home” – Sandra Desmazieres, “Henet Ward” – Morad Mostafa, “I Don’t Feel At Home Anywhere Anymore” – Viv Li, “Leftovers” – Shahi Derky, “Malabar” – Maximilian Badier-Rosenthal, “Nha Mila” – Denise Fernandes, “Number 10” – Florence Bamba, “Tha Affected” – Rikke Gregersen, ” The Virgin, The Old Lady, The Journey” – Natalia Luque.

“Türkçe Konuşan Filmler Yarışma Kategorisi” finalistleri de şöyle:

“28” – Nazim Şerbetov, “Brigitte Bardot” – Çağıl Bocut, “Cennet” – Gülden Gevher Öz ve Olcay Seda Özaltan, “Düğün Fotoğrafı” – Cemalettin Baş, “Hakem” – Roman Hodel, “İklim Değişimi” – Yasemin Demirci, “Susam” – Sami Morhayim, “Temmuz” – Sezer Salihi, “Teslimat” – Doğuş Özokutan, “Toz Olmak” – Hüseyin Aydın Gürsoy, “Yüksek İrtifa ya da Şeylerin Tuhaflığı” – Emir Külal Haznevi, “Zamanın Rengi” – Hatip Karabudak.