Kovid-19 nedeniyle uzun süredir uygulanmaya devam eden yasaklar beni farklı bir konuda düşünmeye sevk etti ve bu endişemi de siz okuyucularımızla paylaşmak istedim. Evlenme niyetinde olan erkek/kız tüm gençlerimiz içinde bulunduğumuz bu döngüde ne durumdalar acaba hiç düşündünüz mü? Kaçımız evlenme çağına gelmiş ve evlenme niyetinde olduğunu belirten gençlerimize yardımcı olabiliyoruz? Söz, nişan, düğünden bahsetmiyorum. Bu durumların ön hazırlıklarından bahsediyorum. Kimse kimseye gidemediği gibi, kimse kimseyi de göremiyor, sosyal medya dışında. Görücü usulü bile zor bu şartlar altında.

 

Ramazan; yenilenmek için verilen bir fırsat

Ramazan ayı, bir çoğumuz için kendimizi yenileme, fabrika ayarlarımıza dönme fırsatı olduğu gibi kıymet ve öneme haiz apayrı bir zaman dilimi. Zira mübarek ve sevabı sınırsız gecelerin varlığına ev sahipliği yapan Ramazan ayıdır. İlahî rahmetin, merhametin ve mağfiretin sağanak bir yağmur gibi dünyamızı kuşattığı mübarek bir ay. Umarım bu mübarek ayı lehimize kullanabiliriz.

Ayrıca bu ayın tebliğ niyetini gözetirsek;

“Tüm gün yemek yemeyecek misin?”

“Su da mı içmeyeceksin?”

“Öğlen de mi yemeyeceksin?”

Müslüman olmayan çevremizden gelecek olan  bu tip benzer soruları hoş karşılayıp, güzel bir şekilde cevaplayabiliriz.

Hoş geldin be güzel dost. Gelişin ile bir çoğumuzun yüreğine su serptin, huzur verdin, bizleri bahtiyar ettin. Ne iyi ettin de geldin!

 

“Hollanda’da bir insan daha eksildi.”

Nasıl bir zihniyet, nasıl bir düşünce ki; gencecik bir kızın öldürülmesinden memnuniyet duyan bir tavır sergileyerek, mesaj atabilen polis memurumuz var! Irkçılık bugün var olmadı, yarın da bitmeyecek. Şayet bu tip zihniyetler sağ cenah politikacılardan, medyadan beslendiği taktirde hep var olacaklar. Bu yüzden hepimiz dünya insanı olana kadar ırkçılık ile mücadele etmemiz gerekiyor. Hiç kimse ana ve babasını seçemediği için, ırkını, milliyetini de seçemez.

Ah be Lalegülüm…

İsimler üzerinden konuyu dile getirmeyeceğim lakin gördüğümüz lüzum gereği konuyu ele alacağım. Son zamanlarda ismi sıkça zikredilen, medyada sürekli gündem olan profile baktığımızda ilk kez bize sunulan bir şey değil. Öncesinde de bir çok kişi üzerinden İslam’ın ne kadar bağnaz, çağa uymayan bir din olduğu dile getirilmek istenildi.

İnanç olayı içten gelir, gelmeli de. Zorlama ile asla inanç inanç olmaz. İnsanlar kendi bireysel tercihlerini yapmakta hürdürler. Kimse kimseyi inanç konusunda zorlayamaz, zorlamamalıdır da. Tebliğ yapmak ayrı, zorlamak çok ayrı bir durum. Acizane en güzel tebliğin her alanda “örnek” olmak olduğunu düşünüyorum.

 

Klavyesine dokunan herkes hikâyeler çıkartır ortaya. Kimi fantezi, kimi kurgu, kimi de gerçek hayatta yaşadığı, duyduğu şeyleri kaleme alır. Her hikâyenin mutlak okuyucusu vardır. Kimileri benimseyerek okur, kimileri meraktan, kimileri de tenkit etmek için.

 

Zaman zaman karşılaştığımız bu tip olaylar bizi çok da meşgul etmemeli. Gündemimizi biz belirlemeliyiz. Popüler kültürün gündemimizi belirlemesine müsaade etmemeliyiz.

Havva Koç