Kemal Tahir Türk edebiyatının en üretken, en güçlü, en gerçekçi, en nesnel yazarıdır. Cumhuriyet dönemi edebiyatımızın kurucular kuşağından ismi hemen ilk sıralarda yer alan yazarlarımızdandır.

Prof. Dr. İsmail Coşkun   |21.12.2021

ANALİZ – Prof. Dr. İsmail Coşkun, Kemal Tahir’in Türk edebiyatı ve düşünce tarihindeki yerini AA Analiz Masasına değerlendirdi.

***

Kemal Tahir Türk edebiyatının en üretken, en güçlü, en gerçekçi, en nesnel yazarıdır. Cumhuriyet dönemi edebiyatımızın kurucular kuşağından ismi hemen ilk sıralarda yer alan yazarlarımızdandır.

1910 doğumlu Kemal Tahir, İmparatorluğun çöküşünü, bozgunu ya da büyük çözülüşü, işgali, devletin, toplumun, kentin, kırın çöküşünü; Milli Mücadele’yi, Cumhuriyetin kuruluşunu, gerilimli erken dönemini, İkinci Dünya Savaşı’nı; savaş sonrası Soğuk Savaş dönemi Türkiye’sinin bütün sancılı, sıkıntılı ve sorunlu iklimini bizzat yaşamış, deneyimlemiş, solumuştur. Bu deneyimler ışığında ele alındığında Kemal Tahir, öncelikle çöküş ve çözülmenin romancısıdır. İmparatorluğun, devletin, toplumun, insanın çözülüşünün yazarıdır. Tahir’in Sağırdere, Körduman, Kelleci Mehmet, Rahmet Yolları Kesti isimli eserleri çöküş ve çözülüşün taşra sahnesindeki görünümlerine odaklanır.

Cumhuriyetin kuruluşunun, Türk modernleşmesinin, Cumhuriyet evresinin gerilim ve kırılmalarla yüklü öyküsünün gerçekçi, nesnel ve eleştirel bir dille büyük anlatıcısıdır.

Kemal Tahir çöküşü tahlil eder, çözümler sunar

Kemal Tahir ayrıca yeni bir devlet olarak Cumhuriyetin kuruluşunun, Türk modernleşmesinin, Cumhuriyet evresinin gerilim ve kırılmalarla yüklü öyküsünün gerçekçi, nesnel ve eleştirel bir dille büyük anlatıcısıdır. Belki de bütüncül bir perspektifle tek anlatıcısıdır. Buna ek olarak Kemal Tahir, bir Türk romanı, Türk roman dili, Türk edebiyat dili kurma anlamında kurucu bir yazardır. Yazma eyleminde bütün enerjisini bu noktaya, Türk roman/edebiyat dili kurmaya hasretmiş; söyleşilerinde, tartışma programlarında, notlarında, romanlarında bu konuyu merkeze almıştır.

Kemal Tahir yakın tarihimizin çözülme ve gerilimle yüklü öyküsünün yangında çıkışın, imkanın ve umudun romancısıdır. Bir Mülkiyet Kalesi, Yorgun Savaşçı, Esir Şehrin İnsanları, Esir Şehrin Mahpusu, Kurt Kanunu, Yol Ayrımı ve Bozkırdaki Çekirdek eserleri çöküş ve çözülme, Cumhuriyetin kuruluş dinamikleri anlamında Türk modernleşmesinin problematik bir biçimde okunmasına odaklanırken, tüm Kemal Tahir metinleri arasında bambaşka yerde duran Devlet Ana çıkışa, imkana, umuda işaret eden kült bir metindir. Devlet Ana, Türkiye’de devlet kurumunun salt Batı deneyiminden farkını belirtmekle yetinmez, devletin/siyasetin Türk toplumunda merkezi yerini, niteliğini, devlet-toplum ilişkilerinde hayati rolünü açığa çıkarmaya odaklanır.

 “Sokağın yazarıdır”

Kemal Tahir’in edebi dili 63 yıla sığan sokaktan gazeteciliğe, Marksizm ile ilişkiden cezaevine, tefrikacılıktan çeviriye, sinemadan tarih ilgisine uzanan, çok yönlü, zengin deneyim ve ilgilerle belirlenmiştir. Kemal Tahir çok erken yaşta annesini kaybetmesinin hemen arkasından Galatasaray Lisesi’ni terk ederek çalışma hayatına atılmak zorunda kalır. Daha erken yaşlarda sokağı, bekar odalarını, Beyoğlu’nu yaşamış, tecrübe etmiştir. Bu anlamda kabadayılık dahil zengin bir sokak tecrübesine sahiptir. Kemal Tahir için “sokağın yazarıdır” değerlendirilmesini rahatlıkla yapabiliriz. Edebiyat dilinin argoya yatkınlığı ya da eserlerindeki yoğun argo kullanımı bunun göstergesi olarak görülebilir.

Yakın tarihimizin çözülme ve gerilimle yüklü öyküsünün yangında çıkışın, imkanın ve umudun romancısıdır.

Marksizm ile kurduğu ilişki

Kemal Tahir yirmili yaşlarından itibaren Babıali’de görülür. Şiirle ilgilenir, dergi çıkarır, gazeteciliğe başlamıştır. Gazetecilik Kemal Tahir’in yazarlığını besleyen, özellikle gözlem gücünü kazandığı bir tecrübe sahası olmuştur. 30’lu yılların ikinci yarısında sol çevrelerle, Nazım Hikmet’le ilişkileri gelişir, Marksizm ile tanışır. Bu, daha çok kaba materyalizm düzeyinde, sömürü ilişkilerini sınıf dinamikleri etrafında kavrayan yalın bir Marksizm’dir. Kemal Tahir hiçbir zaman Marksizmi pür Ortodoks biçimleriyle kavramış, benimsemiş biri olmadı. Ama her zaman materyalist bir dünya görüşüne sahip oldu, toplum sorunlarına sol bir perspektifle yaklaştı.

Marksizm ile kurduğu ilişki Kemal Tahir’e bütüncü bir tarih perspektifi, sosyolojik bir toplum görüşü kazandırdı. Romanlarında olguları bütün yönleriyle, eleştirel ve bütüncül bir perspektifle irdeleyişinin kaynağını Marksim ile kurduğu ilişkiyle birlikte değerlendirebiliriz. Edebiyat anlayışına hakim gerçekçi, aşırı gerçekçi olarak niteleyeceğimiz tutumunu da Marksizm ile kuruduğu ilişki içinde kazanmıştır.

Farklı yönleriyle Kemal Tahir

Cezaevi deneyimleri çok zor yaşama koşullarını beraberinde getirmekle birlikte Kemal Tahir’e Türk insanını, köyü ve köylüyü, taşradaki güç/çıkar ilişkilerinin kristalize olma biçimlerini, köylünün yaşama şartlarını, dramını tanıma, gözlem ve çözümleme imkânını verdi. Cezaevi tecrübesi çok sevdiği ve önemsediği Orta Anadolu Türkçesi ile beslendiği, temas kurduğu ve edebi dilini inşa ettiği bir dönem de oldu.

Kemal Tahir çok üretken bir yazarımız. Bu üretkenliği, olağanüstü çalışkanlığının yanında tefrikacılığıyla, hızla ve sürekli olarak Babıali’ye yazı /tefrika/çeviri/uyarlama yetiştirmek durumunda oluşuyla yakından ilgilidir. Tefrikacılık deneyimiyle hızlı üretme daha erken dönemde Kemal Tahir’in yazma /üretme özelliği haline gelmiştir.

İkinci Dünya Savaşı sonrası sinemanın dünyada ve Türkiye’de yükselişe geçtiği, egemen mecra haline geldiği bir dönemdir. Kemal Tahir hem sinema ile hem sinemacılarla yakın ilgisi ve ilişkisi olan bir yazardır. Sinemadan beslenmiş, bizzat sinemacılarla çalışmış, senaryo çalışmalarında bulunmuştur. Sinema ile kurduğu ilişki onun yazarlığını, edebiyat dilini besleyen ana kaynaklardan biri olmuştur. Bu anlamda bir ilişkinin ortaya çıktığı metni 1969’da yayınlanan Kurt Kanunu’dur. Kurt Kanunu sinema dilinin Kemal Tahir’in edebiyat diline en çok yansıdığı eseridir.

Türkiye’nin sorunlarını romancı kimliği ve sanatçı duyuşuyla irdelemiş, Türk toplumunu dramıyla, gücüyle ve sahip olduğu imkanlarıyla kavramaya çalışmıştır.

Kemal Tahir’in dili hem Batı’dan hem de Anadolu’dan beslenir

Edebiyat dilini besleyen iki ana kaynaktan biri çağdaş batı edebiyatı, daha çok da 19. asır romanıdır. Kemal Tahir Batı edebiyatıyla tahmin edilenin ötesinde, çok yoğun ve sıkı bir ilişki kurmuştur. Kemal Tahir’in edebiyat dilini inşada beslendiği diğer kaynak çağdaş Türk edebiyatıdır. Bu, sindirilmiş bir ilişkidir.

Edebiyat geleneğimizle ilişkisi çağdaş edebiyatımızla sınırlı kalmamış, klasik dönem nesir ve edebiyatımızla yoğun ve sıkı bir biçimde kurmuştur. Halk edebiyatından cönklere, Yunus Emre’den Dede Korkut Destanlarına, Evliya Çelebi’den Aşıkpaşa tarihine, Osmanlı kroniklerinden Cevdet Paşa tarihine muazzam bir ilişki kurmuştur. Kemal Tahir’in edebi dilinin gücü ve eserlerinin edebiyatımızın çağdaş klasikleri haline gelmesinde bütün bu zengin deneyim, çok yönlü ilgi ve arayışlarıyla, beslenmelerle mümkün olmuştur.

Kemal Tahir Türkiye’nin sorunlarını romancı kimliği ve sanatçı duyuşuyla irdelemiş, araştırmış ve tartışmıştır. Tükenmek bilmeyen enerjisiyle, olağanüstü çalışkanlığıyla Türkiye’yi, Türk insanını, Türk toplumunu dramıyla, gücüyle ve sahip olduğu imkanlarıyla kavramaya çalışmıştır. Üretkenliği, azmi, gerçekçi soruşturmalarıyla, güçlü edebi diliyle Türkiye’nin zengin öyküsüne ışık tutmaya, hala çağdaşımız olmaya devam etmektedir.

***

[Prof. Dr. İsmail Coşkun İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Başkanıdır]

Eserlerinde Anadolu, Kurtuluş Savaşı yılları ve Osmanlı tarihi gibi konuları işleyen yazar, Türk romanına yerli bir kimlik kazandırmak için büyük mücadele verdi. ( Elmurod Usubaliev – Anadolu Ajansı )