İnsanın en az gördüğü yüz kendi yüzüdür. Bu sebepten başkalarında hata, kusur aramak çok kolaydır. Kendine dönüp bakmada çoğu zaman aciz kalır insan.

Aynayı kendi yüzüne döndürdüğünde gerçeklerle yüzleşmek zor gelir. Ve herkesin aynası birbirinden farklıdır. Kimininki nur ile parlar, kimininki zifir gibi karanlıktır. Her günahla birlikte kalp aynasına bir leke sürülür ve zamanla kararan kalp, kişinin kendisini görmesini, nefsini bilmesini zorlaştırır, kişiyi Allah’tan uzaklaştırır.

Mümin bir günah işlediğinde, o günah kalbi üzerinde siyah bir nokta teşkil eder. Şayet tövbe, istiğfar eder ve o günahtan arınırsa kalp aynası parlar. Günah arttıkça kararma da artar.

Bu durum Allah’ın Kur’an’da ‘Hayır, gerçek şu ki, onların kazandıkları günahlar kalplerini paslandırıp bürümüştür.’ (Mütaffifin, 83/14) ayetine işaret eder.

Paslanan kalpleri, karanlığa boğulan ruhumuzu tekrar aydınlatmak ve Allah’ın nuruyla aynalarımızı parlatmanın yolu ise; Allah’ı tanımaktan geçer. O’nun her bir esması gönüllerimize şifa olabilir. İnsanların her biri farklı mizaçta, farklı suretlerde yaratıldığı gibi, ruhları da farklı farklıdır.

Her bir kişi Allah’ın esmalarından birini üzerinde daha fazla taşıyabilir. Bu da o insanın karakterine ve davranışlarına yansıyabilir.

Kim ki yumuşak huylu, yüce gönüllüdür; El Halîm ismi ile şereflenmiştir. Kim ki sabırlıdır, dirayetlidir; Es- Sabur ismini taşır üzerinde. El Kerîm cömert olanların esmasıdır. El Vedûd yüreği sevgiyle dolu olanların. Her bir esma güç katar şahsiyetimize.

Esma-ül Hüsnalarla, sadece Rabbimizi tanımakla kalmaz aynı zamanda, esmaların insana bakan yönleriyle ahlâkımızı daha da güzelleştirebiliriz. Bu konuyu daha detaylı merak edenler için, İmam Gazâlî ve Ali Osman Tatlısu’nun Esma-ül Hüsna Şerhi kitaplarını okumanızı tavsiye ederim.

Bu kapsamda sizlerle özel olarak paylaşmak istediğim bir Esma; Es- Selâm!

Her çeşit arıza ve hadiselerden salim kalan -her türlü tehlikelerden kullarını selamete çıkaran- cennetteki bahtiyar kullarına selam eden, anlamındadır. Es-Selâm ismi şerifi, gerek dünyada, gerek ahirette, tehlike içine düşen kullarını, isterse selamete çıkaran diye tefsir edilmiştir.

Bu manaya göre kula gereken şey; selameti yalnız O’ndan bilmek ve yalnız O’na teşekkür etmektir. Hayatta bazen öyle olaylar gelir ki başımıza; bu olaylar karşısında ne yapacağımızı bilemeyiz, “kime gitsem, kimden yardım alsam, bu durumun içinden nasıl çıksam?” diye düşünür dururuz.

Bazen bir hastalığın pençesine yakalanabilir insan, bazen bir iftiraya uğrayabilir, bazen en sevdiği kişiyi kaybedebilir, ya da bir ticaret insanıdır; iflas edip tüm malını yitirebilir. İmtihanlar çeşit çeşittir.

İşte tam da böyle anlarda; müthiş bir fırtınaya tutulmuş vapur gibi, çaresizlik dalgaları arasında savrulurken insan; bir can simidine tutunur gibi Es-Selâm ismi şerifine tutunması gerekir.

Çünkü yardım verecek olan ve insanı o durumdan kurtaracak olan yalnız ve yalnız Allah Teala’nın kendisidir. Bunu idrak edebilmek için ise hakiki iman gerekir.

Hz İbrahim’in Allah’a inancından ötürü, bir mancınıkla ateşe atılıp cezalandırılmak istendiğinde Allah Teala ‘Biz de: Ey ateş; İbrahim’e serin ve selamet ol, dedik.’ (Enbiya-69) ayetiyle karşılık vermiştir.

Ateş bir anda sönmüş ve ateşin olduğu yer gül bahçesine dönmüştür. Allah’ın Es-Selâm ismi işte tam da böyle sıkıntılı ve zor zamanlarımızda hayatımıza selamet verecek bir esmasıdır.

Bazen karşımıza çıkan insanlar bize huzur verir; halk arasında kullanılan bir tabir vardır. ‘Halîm- selim kişi’ Yani kendisinden emin olunan, selamete ermiş kişi kastedilir bu tabirle. Öyleyse Es-Selam zikri, kalplerimizi yumuşatmaya bizleri selamete erdirmeye vesile olacak güzel bir isimdir.

Konunun başına dönecek olursam, sizler için kalplerinize nur olacak sadece bir ismi burada sundum.

Aynalar ve suretler demiştik ya; bir kişinin kendini aynada görmesine vesile olacak en güzel şeylerden biri de dostu/arkadaşıdır.

“Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin.”

Kişi her gün gördüğü dostunda bir zaman sonra kendini görmeye başlar ve gittikçe aynileşir. O hâlde nasıl dostlar seçeceğimize, kimlerle oturup kalkacağımıza da çok dikkat etmemiz gerekir.

Selametle.

Elif Bayraktar                               —◄◄