Arakanlı insan hakları savunucuları ve aktivistler, Myanmar’daki askeri darbenin ardından uluslararası topluma “orduya yeter artık” deme çağrısında bulundu.
Burma İnsan Hakları Ağı (BHRN) İcra Direktörü Kyaw Win, yaptığı açıklamada, askeri darbenin beklenip beklenmediğiyle ilgili soruya ilişkin, Myanmar Genelkurmay Başkanı Min Aung Hlaing’in zorunlu emeklilik döneminin yaklaştığına işaret etti. Genelkurmay Başkanı’nın bu nedenle baskı altında olduğunu söyleyen Win, Hlaing’in aynı zamanda Arakanlı Müslümanlara yönelik soykırım olarak nitelendirilmesi gereken suçlardan dolayı eleştirildiğini anımsattı.

Win, askeri darbe kapsamındaki gözaltıların uluslararası ve içerdeki eleştirileri bastırmayı hedeflediğini belirterek, böylelikle Hlaing’in Myanmar’ın geçmişteki askeri diktatörleri gibi “sonsuz güç” elde etmeyi amaçladığını söyledi. Uluslararası Ceza Mahkemesi kapsamında Myanmar ordusuna yönelik soykırım iddialarına ilişkin yürütülen soruşturmanın temel odak noktalarından birinin Genelkurmay Başkanı Hlaing ile diğer önde gelen askeri liderler olduğunu ifade eden Win, söz konusu kişilerin “hesap vermesi” için baskının artacağını vurguladı.
“Uluslararası Toplum ‘Yeter Artık’ Demeli”

“Arakan Soykırımı Uluslararası Toplumun Eylemsizliği Yüzünden Devam Ediyor”
Win, askeri darbenin Arakanlı Müslümanlar üzerinde olası etkisine ilişkin ise “Arakanlılar için sivil hükûmet de ordu da eşit derecede zararlı olmuştur.” değerlendirmesinde bulundu. Uluslararası toplumun son gelişmelere etkili şekilde cevap vermesinin büyük önem taşıdığına işaret eden Win, “Uluslararası toplum ‘yeter artık’ demeli ve ordu generallerine yönelik ağır yaptırımlar uygulamalı.” çağrısında bulundu.

“Askeri Diktatörlük Dönüş Yaptı”

Avrupa’daki Arakanlı Müslümanları destekleyen Özgür Rohingya Koalisyonu Kurucu Ortağı Nay San Lwin ise 8 Kasım 2020 seçimlerini ordunun desteklediği Birlik İçin Dayanışma ve Kalkınma Partisinin (USDP) kaybetmesinin ardından, bir askeri darbe olabileceğini düşündüklerini söyledi.

Ordunun yönetime bir yıllığına el koyduğunu anımsatan Lwin, bunun ardından ordunun anayasayı feshederek ya da başka bir yolla daha uzun süre yönetimde kalmanın yollarını arayacağını kaydetti. Lwin, “Ordunun kolay kolay pes edeceğini düşünmüyorum. Askeri diktatörlük Myanmar’a geri döndü.” ifadesini kullandı.
“Arakanlı Müslümanlar İçin Durum Kötüleşebilir”

Arakanlı Müslümanların 40 yıldan uzun bir süredir soykırım ve baskı altında tutulduğuna dikkati çeken Lwin, “Arakanlı Müslümanlar için askeri ve sivil hükûmetler arasında fark yok. Ya hiçbir değişiklik olmaz ya da Arakanlı Müslümanlar için durum biraz daha kötüleşebilir.” değerlendirmesinde bulundu.
Dosya: “Kriz Bölgelerindeki Müslüman Azınlıklara Avrupa’dan Bakmak”

Arakan Meselesi: Dünyanın Seyrettiği Yeni “Soykırım”

Lwin, dünyanın sivil lider Aung San Suu Çii‘nin Uluslararası Adalet Divanı’nda orduyu savunmasına şahit olduğunu anımsattı. Hâlihazırda yapılması gereken en önemli şeylerden birinin 2008’de ordu tarafından yazılan anayasanın feshedilmesi olduğunu kaydeden Lwin, aynı zamanda soykırımı gerçekleştiren suçlular hakkında işlem yapılması gerektiğini söyledi.

Lwin, “Ülke sivil hükûmet tarafından yönetilmeli ancak söz konusu hükûmet çoğunluğu memnun ederek azınlığı bastıran politikalardan vazgeçmeli.” dedi. Uluslararası toplumun azınlığa yönelik soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarının sona ermesini sağlaması gerektiğini belirten Lwin, “Uluslararası toplum Myanmar’da sadece yönetimde kalacak bir grup insanı değil, tüm etnik azınlıkları gözetmeli.” ifadesini kullandı.

Myanmar Ordusu, Fotoğraf: Stringer – Anadolu Ajansı