ABD’de birçok Kongre üyesi, İsrail’e 26 milyar dolar değerinde yardım gönderilmesinin onaylanmasının Gazze’deki insani durumun daha da kötüleşmesine yol açacağını belirterek “İsrail’e açık çek verilmesine” karşı çıktı.

ABD Temsilciler Meclisi üyeleri, 20 Nisan’da kabul edilen ve İsrail’e 26 milyar dolar değerinde yardım yapılmasını içeren yardım paketine tepki gösterdi.

Temsilciler Meclisinin ilk Müslüman kadın üyelerinden Ilhan Omar, İsrail’e yardım paketine onay verilmesi hakkında, “Halihazırda kötü ve korkunç olan insani durumu daha da kötüleştiren koşulsuz askeri yardımı desteklemiyorum. Filistinlilere yönelik soykırım devam ederken İsrail ordusuna açık çek vermek vicdansızlıktır.” dedi.

Gazze’de kalıcı ateşkes çağrısında bulunmaya devam edeceğini belirten Omar, aralarında çok sayıda çocuğun bulunduğu sivil kayıplarının yaşanmasının kabul edilemez olduğunu kaydetti.

“Dökülen kan dayanılamayacak kadar fazla”

Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Jonathan Jackson da yardım paketinin ardından İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki saldırılarını sürdürdüğüne işaret etti.

Paketin kabul edilmesine tepki gösteren Jackson, “(Gazze’de) Dökülen kan dayanılamayacak kadar fazla. Kongre’de (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu rejiminin yeniden silahlandırılması lehinde oy kullanılmasının üzerinden az bir süre geçti ve ilk icraatı Gazze’de daha fazla masum çocuğa karşı vahşi cinayetler işlemek oldu.” diye konuştu.

ABD’nin de İsrail’in saldırılarında “suç ortağı” olduğunu vurgulayan Jackson, “Amerikan yapımı füzeler sipariş verilecek ve Netanyahu’ya teslim edilecek. Daha sonra da açlık çeken halka Amerikan yemekleri ulaştırılacak.” ifadesini kullandı.

“Amerikalılar, Netanyahu’nun Gazze’deki savaşına açık çek verilmesini istemiyor”

Oylamada “hayır” oyu kullanan Kongre üyesi Delia Ramirez, X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Netanyahu’nun ölüm ve yıkım kampanyasına destek için yapılan oylamadan bir gün sonra İsrail’in güvenli bölge olması gereken Refah’ı bombaladığına” dikkati çekti.

Başka bir Kongre üyesi Pramila Jayapal da Washington Post’a verdiği mülakatta, İsrail’e yapılan yardımları Irak ve Afganistan’a yapılanlara benzeterek “O anda bu savaşları durdurmak çok zor. ‘Daha sonra da bunu yapmamalıydık’ diyoruz.” şeklinde konuştu.

Jayapal, ABD Başkanı Joe Biden’ın uyarılarına rağmen İsrail’in saldırmaya devam ettiğini ve bunun Tel Aviv’e yapılan yardımların şarta bağlanmasına yol açacağını ifade etti.

ABD Temsilciler Meclisi üyesi Joaquin Castro, X’ten yaptığı açıklamada, birçok Amerikalının, hükümetin “Netanyahu’nun Gazze’deki savaşına açık çek vermesini” istemediğine dikkati çekerek, ateşkesi ve insani yardımların ulaştırılmasını desteklediklerini aktardı.

“İsrail’e silah vermek Gazze’nin yok edilmesine göz yummaktır”

Yardım paketine “hayır” oyu veren Kongre üyesi Becca Balint de sosyal medyadaki açıklamasında, İsrail’e silah yardımının Gazze’deki duruma olası etkilerine dikkati çekti.

Balint, “Netanyahu hükümetine bu aşamada daha fazla silah vermek Gazze’nin tamamen yok edilmesine göz yummak anlamına gelir. Bu da bölgesel savaş başlatma riski taşıyor.” ifadelerini kullandı.

ABD Kongresinde İsrail’e destek paketi

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, Ukrayna ve İsrail’e ayrı ayrı yardım yapılmasını öngören birbirinden bağımsız tasarılar hazırladıklarını duyururken, ABD Başkanı Joe Biden’dan 18 Nisan’da tasarılara destek gelmişti.

Johnson, İsrail, Ukrayna ve Tayvan’la ilgili yardımları içeren 3 ayrı tasarıyla ilgili detayları kamuoyu ile paylaşmıştı. Buna göre, İsrail’e 26 milyar dolarlık yeni bir destek paketi hazırlanmıştı.

Temsilciler Meclisinde 20 Nisan’da görüşülen ve 122 ret oyuna karşılık 311 “evet” oyuyla kabul edilen tasarıya göre İsrail’e ayrılan 26 milyar dolarlık paketin içindeki 9 milyar dolarlık bölümün Gazze dahil çeşitli savaş bölgelerinde kullanılmak üzere insani yardımlara ayrılması öngörülüyor.

İsrail’in Gazze’ye yaklaşık 7 aydır aralıksız devam eden saldırılarında çoğu kadın ve çocuk 34 binden fazla Filistinli can verdi, yaklaşık 78 bin kişi yaralandı. İsrail’in 16 yıldır süren ablukasının ardından kara işgali ve ağır bombardımanını yaşayan 360 kilometrekaredeki 2,3 milyon Filistinli, insan hakları örgütlerine göre 21. yüzyılın en ağır insanlık felaketlerinden birini yaşıyor.